HZ. PEYGAMBERİN (SAV) GÖNDERİLMESİ
HZ. PEYGAMBERİN (SAV) GÖNDERİLMESİ
Peygamberler
Allahın yeryüzündeki hakikat elçileridir
Bu hakikat Kur'an-ı Kerim'de şöyle ifade
edilmektedir:
اِنَّٓا
اَرْسَلْنَاكَ بِالْحَقِّ بَشٖيراً وَنَذٖيراًؕ وَاِنْ مِنْ اُمَّةٍ اِلَّا خَلَا
فٖيهَا نَذٖيرٌ
" Doğrusu biz seni hak ile desteklenmiş bir
müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Hiçbir ümmet yoktur ki içlerinden bir
uyarıcı gelip geçmemiş olsun.." (Fâtır, 35/24)
Peygamber
göderilme sebebi insanların bizler uyarılmadık dememeleri içindir
وَرُسُلاً قَدْ
قَصَصْنَاهُمْ عَلَيْكَ مِنْ قَبْلُ وَرُسُلاً لَمْ نَقْصُصْهُمْ عَلَيْكَؕ
وَكَلَّمَ اللّٰهُ مُوسٰى تَكْلٖيماًۚ
رُسُلاً
مُبَشِّرٖينَ وَمُنْذِرٖينَ لِئَلَّا يَكُونَ لِلنَّاسِ عَلَى اللّٰهِ حُجَّةٌ
بَعْدَ الرُّسُلِؕ وَكَانَ اللّٰهُ عَزٖيزاً حَكٖيماً
Bir kısım peygamberleri sana daha önce
anlattık, bir kısmını ise sana anlatmadık. Ve Allah, Mûsâ ile gerçekten
konuştu.
Müjdeleyen ve uyaran peygamberler gönderdik
ki, insanların peygamberlerden sonra Allah’a karşı tutunacak bir delilleri
olmasın! Allah izzet ve hikmet sahibidir. Nisâ Suresi - 164-165
وَلِكُلِّ
اُمَّةٍ رَسُولٌ فَاِذَا جَاءَ رَسُولُهُمْ قُضِىَ بَيْنَهُمْ بِالْقِسْطِ وَهُمْ
لَا يُظْلَمُونَ
" Her ümmetin bir peygamberi olmuştur. Onlara peygamberleri
geldiğine göre aralarında olup bitenler hakkında adaletle hüküm verilir,
haksızlığa uğratılmazlar. (Yûnus, 10/47)
Peygamberler
hidayet öncüleridir
مَّنِ اهْتَدَى
فَإِنَّمَا يَهْتَدي لِنَفْسِهِ وَمَن ضَلَّ فَإِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيْهَا وَلاَ
تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَى وَمَا كُنَّا مُعَذِّبِينَ حَتَّى نَبْعَثَ
رَسُولاً
Kim hidayete gelirse kendisi için hidayete
gelmiş olur, kim de saparsa kendi aleyhine sapar. Hiçbir günâhkâr, başkasının
günâh yükünü taşımaz. Biz elçi göndermedikçe azâb edecek değiliz. (İsra, 17/15)
Peygamberle
insanlara örnek olsun diye gönderilmiştir
لَقَدْ كَانَ
لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌحَسَنَةٌ لِّمَن كَانَ يَرْجُو اللَّهَ
وَالْيَوْمَ الْآخِرَ ً وَذَكَرَ اللَّهَ كَثِيراً
“And olsun ki, Rasülullah, sizin için, Allah’a
ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler için güzel bir
örnektir.” (Ahzap suresı 20-21)
Peygamberler
insanlar içinden seçilmiştir
وَمَا مَنَعَ
النَّاسَ اَنْ يُؤْمِنُٓوا اِذْ جَٓاءَهُمُ الْهُدٰٓى اِلَّٓا اَنْ قَالُٓوا
اَبَعَثَ اللّٰهُ بَشَراً رَسُولاً
قُلْ لَوْ
كَانَ فِي الْاَرْضِ مَلٰٓئِكَةٌ يَمْشُونَ مُطْمَئِنّ۪ينَ لَنَزَّلْنَا
عَلَيْهِمْ مِنَ السَّمَٓاءِ مَلَكاً رَسُولاً
Kendilerine doğru yolu gösteren peygamber
gelince, insanların iman etmelerine engel olan sebep sadece: "Allah bir
insanı mı Peygamber gönderdi?" demeleridir.
De ki: Yer yüzünde yerleşip dolaşanlar melek
olsalardı, bizde onlara gökten peygamber olarak bir melek gönderirdik. İsrâ Suresi 94-95
Peygamber sav.
Vahyi yaşanyan ve yaşama yollarını gösterendir
بِالْبَيِّنَاتِ
وَالزُّبُرِ وَأَنزَلْنَا إِلَيْكَ الذِّكْرَ لِتُبَيِّنَ لِلنَّاسِ مَا نُزِّلَ
إِلَيْهِمْ وَلَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ
Biz o peygamberleri mucizelerle ve kitaplarla
gönderdik. Ey Peygamberim! Sana da Kur'ân'ı indirdik ki, insanlara vahyedileni
açıklayasın. Belki onlar da düşünürler. (Nahl, 16/44),
Hz. Muhammed
(s.a.s.), söz, ibadet, ahlak, eylem, iş ve davranışlarıyla ümmetine örneklik ve
önderlik etmiştir.
Şu ayetler bu
hususu açıkça ifade etmektedir:
وَكَذٰلِكَ
جَعَلْنَاكُمْ اُمَّةً وَسَطاً لِتَكُونُوا شُهَدَٓاءَ عَلَى النَّاسِ وَيَكُونَ
الرَّسُولُ عَلَيْكُمْ شَهٖيداًؕ وَمَا جَعَلْنَا الْقِبْلَةَ الَّتٖي كُنْتَ
عَلَيْهَٓا اِلَّا لِنَعْلَمَ مَنْ يَتَّبِـعُ الرَّسُولَ مِمَّنْ يَنْقَلِبُ
عَلٰى عَقِبَيْهِؕ وَاِنْ كَانَتْ لَكَبٖيرَةً اِلَّا عَلَى الَّذٖينَ هَدَى
اللّٰهُؕ وَمَا كَانَ اللّٰهُ لِيُضٖيعَ اٖيمَانَكُمْؕ اِنَّ اللّٰهَ بِالنَّاسِ
لَرَؤُ۫فٌ رَحٖيمٌ
İşte böylece, siz insanlara şahit olasınız,
peygamber de size şahit olsun diye sizi aşırılıklardan uzak bir ümmet yaptık.
Biz bu yöneldiğin kıbleyi özellikle resule uyanlarla sırt çevirenleri açıkça
ayırt edelim diye belirledik. Bu, Allah’ın hidayet verdiği kimselerden
başkasına elbette ağır gelecektir. Allah imanınızı asla zayi edecek değildir.
Çünkü Allah insanlara karşı çok şefkatli, çok merhametlidir. Bakara Suresi – 143
وَجَاهِدُوا
فِي اللّٰهِ حَقَّ جِهَادِهٖؕ هُوَ اجْتَبٰيكُمْ وَمَا جَعَلَ عَلَيْكُمْ فِي
الدّٖينِ مِنْ حَرَجٍؕ مِلَّةَ اَبٖيكُمْ اِبْرٰهٖيمَؕ هُوَ سَمّٰيكُمُ
الْمُسْلِمٖينَ مِنْ قَبْلُ وَفٖي هٰذَا لِيَكُونَ الرَّسُولُ شَهٖيداً عَلَيْكُمْ
وَتَكُونُوا شُهَدَٓاءَ عَلَى النَّاسِۚ فَاَقٖيمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا
الزَّكٰوةَ وَاعْتَصِمُوا بِاللّٰهِؕ هُوَ مَوْلٰيكُمْۚ فَنِعْمَ الْمَوْلٰى
وَنِعْمَ النَّصٖيرُ
Allah yolunda, gerektiği gibi cihad edin. Sizi O seçti ve size din
konusunda hiçbir güçlük yüklemedi; ceddiniz İbrâhim’in dininde olduğu gibi. O
size hem daha önce hem de bu Kur’an’da “müslümanlar” adını verdi ki peygamber
size şahitlik etsin, siz de insanlara şahitlik edesiniz. Haydi namazı kılın, zekâtı
verin ve Allah’a sımsıkı bağlanın. Sizin mevlânız O’dur. O ne güzel mevlâdır ve
ne iyi yardımcıdır. Hac Suresi -78
Peygambere
ittiba etmek dini doğru yaşamaktır
مَنْ يُطِعِ
الرَّسُولَ فَقَدْ اَطَاعَ اللهَ وَمَنْ تَوَلَّى فَمَا اَرْسَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ
حَفِيظًا
“Kim
peygambere itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur. Yüz çevirenlere gelince,
zaten seni onların başına bekçi göndermedik ya!”[Nisa 80]
Allaha ibadette
samimi olanlar Peygamberi saf dışı etmeye çalışmazlar
قُلْ اِنْ
كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللهَ فَاتَّبِعُونِى يُحْبِبْكُمُ اللهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ
ذُنُوبَكُمْ وَاللهُ غَفُورٌ رَحِيمٌ
“.De ki, ey peygamber! “Eğer Allah’ı
seviyorsanız bana tabi olun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı affetsin,
zira Allah çok affeden ve çok acıyandır.”[ Âl-i İmrân, 31]
Allah sünnete
değer vermeyenleri sevmez
قُلْ اَطِيعُوا
اللهَ وَالرَّسُولَ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَاِنَّ اللهَ لاَ يُحِبُّ الْكَافِرِينَ
“De ki: Allah’a ve elçisine itaat edin. Eğer
bundan yüz çevi-rirlerse bilsinler ki, Allah kendisinden gelen gerçekleri
örtbas edenleri sevmez.”[ Âl-i İmrân,32]
Peygamberın
emirlerine, taksimatına ve takdiratına gönülden teslim olmak gerekir
مَٓا اَفَٓاءَ
اللّٰهُ عَلٰى رَسُولِه۪ مِنْ اَهْلِ الْقُرٰى فَلِلّٰهِ وَلِلرَّسُولِ وَلِذِي
الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينِ وَابْنِ السَّب۪يلِۙ كَيْ لَا يَكُونَ
دُولَةً بَيْنَ الْاَغْنِيَٓاءِ مِنْكُمْۜ وَمَٓا
اٰتٰيكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهٰيكُمْ عَنْهُ فَانْتَهُواۚ وَاتَّقُوا
اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ شَد۪يدُ الْعِقَابِۢ
Allah’ın (başka) beldeler halkından alıp
resulüne fey‘ olarak verdikleri, Allah’a, peygambere, yakınlara, yetimlere,
yoksullara ve yolda kalmışlara aittir; (servet) içinizden sadece zenginler
arasında dönüp dolaşan bir şey olmasın diye böyle hükmedilmiştir. Peygamber size ne vermişse onu alın ve size neyi
yasaklamışsa ondan kaçının. Allah’a karşı saygısızlık etmekten sakının.
Kuşkusuz Allah cezalandırmada çok çetindir. (el-Haşr, 7]
وَمَا كَانَ
لِمُؤْمِنٍ وَلاَ مُؤْمِنَةٍ اِذَا قَضَى اللهُ وَرَسُولُهُ اَمْرًا اَنْ يَكُونَ
لَهُمُ الْخِيَرَةُ مِنْ اَمْرِهِمْ وَمَنْ يَعْصِ اللهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ ضَلَّ
ضَلاَلاً مُبِينًا
“Allah ve elçisi, bir konuda hüküm verdikten
sonra, artık inanmış bir erkek ve kadının, kendi işlerinde tercih hakları
yoktur. Ama böyle bir hakkı kendilerinde görerek, Allah’a ve elçisine isyan
eden kimse, apaçık bir sapıklık-la sapıtmış olur.”[ el-Ahzâb, 36]
Müslüman için
Allah resulü tercihin birinci
basamağıdır
اَلنَّبِىُّ
اَوْلَى بِالْمُؤْمِنِينَ مِنْ اَنْفُسِهِمْ
“.Peygamber mü’minlere kendi canlarından her
konuda tercih edilmeye ve sözü dinlenmeye daha yakın ve daha layık olandır.”
el-Ahzâb, 6]
قُلْ اِنْ
كَانَ اَبَاؤُكُمْ وَاَبْنَاؤُكُمْ وَاِخْوَانُكُمْ وَاَزْوَاجُكُمْ
وَعَشِيرَتُكُمْ وَاَمْوَالٌ نِاقْتَرَفْتُمُوهَا وَتِجَارَةٌ تَخْشَوْنَ
كَسَادَهَا وَمَسَاكِنُ تَرْضَوْنَهَا اَحَبَّ اِلَيْكُمْ مِنَ اللهِ وَرَسُولِهِ
وَجِهَادٍ فِى سَبِيلِهِ فَتَرَبَّصُوا حَتَّى يَأْتِىَ اللهُ بِاَمْرِهِ وَاللهُ
لاَ يَهْدِى الْقَوْمَ الْفَاسِقِينَ
De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız,
kardeşleriniz, eşleriniz, mensup olduğunuz oymak ve kabile, kazanıp
biriktirdiğiniz mallar, kötüye gitmesinden kaygılandığınız ticaret, hoşlandığınız
konutlar size göre, Allah’tan ve O’nun elçisinden ve O’nun yolunda savaşmaktan
daha sevimli ise, artık Allah buyruğunu getirinceye kadar, yani dünya ve
ahirette başınıza bir bela gelinceye kadar bekleyin. Şüphesiz ki, Allah kendi
yasalarını çiğneyenleri asla doğru yola iletmez.[ et-Tevbe,24]
O’na itaatten
yüz çevirenlerin akıbeti hüsrandır
وَمَنْ يَعْصِ
اللهَ وَرَسُولَهُ وَيَتَعَدَّ حُدُودَهُ يُدْخِلْهُ نَارًا خَالِدًا فِيهَا
وَلَهُ عَذَابٌ مُهِينٌ
“Kim de Allah’a ve elçisine isyan eder, O’nun
kanunlarını çiğneyip geçerse, Allah onu ebedi kalacağı ateşe sokar ve onun için
alçaltıcı bir azap vardır.”[ Nisâ, 14]
Peygamberimiz(sav)
قَالَ رَسُولُ
اللّهِ: كُلَّ أُمَّتِى يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ إَّ مَنْ أبَى. فقَالُوا: مَنْ
يَأبَى؟ قَالَ: مَنْ أطَاعَنِى دَخَلَ الْجَنَّةَ، وَمَنْ عَصَانِى فَقَدْ أبَى
"İmtina edenler hariç, bütün ümmetim
cennete girecektir!" buyurmuşlardır.
"İmtina edenler de kim?" dediler.
"Kim bana itaat ederse cennete girer, kim
asi olur (itaat etmezse) o imtina etmiş demektir!"[Buhari)
Hz. Peygamber
(s.a.s.)’e tabi olmayanlar kıyamet günü pişmanlık duyacaklardır.
وَيَوْمَ
يَعَضُّ الظَّالِمُ عَلٰى يَدَيْهِ يَقُولُ يَا لَيْتَنِي اتَّخَذْتُ مَعَ
الرَّسُولِ سَب۪يلاً
يَا وَيْلَتٰى
لَيْتَن۪ي لَمْ اَتَّخِذْ فُلَاناً خَل۪يلاً
لَقَدْ
اَضَلَّن۪ي عَنِ الذِّكْرِ بَعْدَ اِذْ جَٓاءَن۪يۜ وَكَانَ الشَّيْطَانُ
لِلْاِنْسَانِ خَذُولاً
“O gün zâlim olan kimse ellerini ısıracak, ah
keşke ben de peygamberle beraber bir yol tutsaydım. Vay bana!. Keşke falanı
dost edinmeseydim. Bana Kur’an gelmişken, gerçekten beni ondan o saptırdı.
Şeytan insanı yapayalnız, yardımcısız bırakır” diyecektir (Furkân sûresi,
27-29)
Hz. Peygamber şöyle buyurmaktadır:
فَمَنْ رَغِبَ
عَنْ سُنَّتِي فَلَيْسَ مِنِّي
“..Kim
benim sünnetimden (yaşama tarzımdan) yüz çevirirse benden değildir” (Buhârî,
Nikâh 1; Müslim, Nikâh 5).
“Dinin elden
çıkışı sünnetin terkiyle başlar. Halat nasıl lif lif kopup parçalanırsa, din de
sünnetin birer birer terkiyle ortadan kalkar” (Dârimî, Mukaddime 16).
Peygamberimizin
sünnetine sahabenin gösterdiği özen
نَهَى رسولُ
اللّهِ عَنِ الخَذْفِ، وقالَ: إنَّهُ َ
يَقْتُلُ الصَّيْدَ، وََ يَنْكَأُ الْعَدُوَّ. وَإنَّهُ يَفْقَأُ الْعَيْنَ
ويَكْسِرُ السِّنَّ
Abdullah İbnu
Muğaffel (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) parmakla çakıl atmayı yasakladı
ve: "O, avı öldürmez, düşmanı paralamaz; ancak göz patlatır, diş
kırar!"[ , Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi] Buyurdu.
Bu rivayet üzerine, Saîd b. Cübeyr ile
aralarında akrabalık bulunan bir adam yerden bir şey aldı ve (atarak); “Bu mu?
Bu ne olur ki?” dedi. Bunun üzerine Saîd b. Cübeyr (r.a.); “Allah Allah! Ben
sana Rasûlullah (s.a.v.)’den hadis rivayet ediyorum; sen ise onu hafife
alıyorsun! Seninle ebediyen konuşmayacağım!” dedi.[ Dârimî, H.No: 445]
اصطَنَعَ رسولُ
اللّهِ . خَاتَماً مِنْ ذَهَبٍ فَصَنَعَ النَّاسُ خَوَاتِمَ الذَّهَبِ، ثُمَّ
إنَّهُ جَلَسَ عَلى المِنْبَرِ فَنَزَعَهُ وَقالَ واللّهِ: َ ألْبَسُهُ أبَداً
فَنَبَذَ النَّاسُ خَواتِيَمُهُمْ
İbnu Ömer
(radıyallâhu anhümâ) anlatıyor:
"Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) kendisine altından bir yüzük
yaptırdı. Bunun üzerine halk da altın yüzükler yaptırdı. Bilâhare aleyhissalâtu
vesselâm minbere çıkıp oturdu, yüzüğü çıkardı ve:
"Vallâhi bunu ebediyen
takmıyacağım!" dedi. Halk da yüzüklerini çıkarıp attılar."[ Buhârî,
Libâs 45]
Ebu Dücane (ra) sabah namazlarını Rasûlûllah (sav)'ın arkasında kılmayı
adet edinmişti. Ancak namaz biter-bitmez süratle mescidden çıkar giderdi.
Bu davranışı Rasûlullah (ﷺ)'ın dikkatini
çekmiş olacak ki bir gün Ebu Dücane'yi durdurdu ve Ey Ebu Dücane, Allah'a
ihtiyacın yok mudur ki duâ etmeden çıkıp gidiyorsun? buyurdu.
Ebu Dücane (ra) Allah'a (cc) olan ihtiyacım o
kadar fazladır ki bir an bile Allah'ı (cc) unutmuyorum ya Rasûlallah! dedi.
Rasûlullah (sav) O halde niçin namaz bitip
Allah'a (cc) duâ edinceye kadar bizimle kalmadan çekip gidiyorsun?
Ebu Dücane (ra) ya Rasûlallah (sav), benim
yahudi bir komşum var bahçesindeki hurma ağacının dalları evimin avlusuna
sarkmış, gece rüzgar esince hurmaları bahçeme düşmektedir. Küçük çocuklarım aç
olarak uyanıp o hurmaları yemeden önce gidip onları topluyor ve sahibi olan
yahudiye veriyorum.
Bir gün sabah namazından sonra
Eve biraz geç gidince yeni uyanan bir
çocuğumun o hurmalardan birini ağzına koyup çiğnediğini gördüm parmağımı ağzına
sokup dışarı atmasını sağlayınca çocuk ağlamaya başladı.
Ben ona "Allah'ın (cc) huzuruna yahudinin
hurmasını çalan bir hırsız olarak çıkmamdan utanmıyor musun ki hurmasını
yiyiyorsun?" Dedim. Dolayısıyla bu durumun bir daha tekrarlanmaması için
namazdan hemen sonra çıkıyorum.
Duruma vâkıf olan Hz. Ebu Bekir (ra) yahudiye
giderek hurma ağacını satın aldı. Ebu Dücane ve çocuklarına hediye etti. Yahudi
Hz. Ebu Bekir'in bu ağacını satın almasının sebebini öğrenince bütün ailesini
yanına alarak, Rasûlullah (as)'ın huzuruna çıktılar ve ailece müslüman oldular.
Allahin
peygamberi (sav) İnsanların en ahlaklısı olandır
وَإِنَّ لَكَ
لَأَجْراً غَيْرَ مَمْنُونٍ {} وَإِنَّكَ لَعَلى خُلُقٍ عَظِيمٍ
"Hiç şüphesiz senin için bitmez tükenmez
bir mükâfat vardır. Ve hiç şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzerindesin."[ Kalem, 68/3-4]

Yorumlar
Yorum Gönder
Lütfen eleştiri, yorumlarınızı iletin. Saygılar!