SEVMEDE ÖNCELİKLERİMİZ
SEVMEDE ÖNCELİKLERİMİZ
-ALLAH SEVGİSİ
-PEYGAMBER SEVGİSİ
-EHL-İ BEYT VE SAHABE SEVGİSİ
-MÜSLÜMAN SEVGİSİ
-KURAN SEVGİSİ
-CAMI VE CEMAAT SEVGİSİ
1 Allah sevgisi
İmanin bir hakikati ve gereğidir
وَمِنَ
النَّاسِ مَنْ يَتَّخِذُ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَنْدَاداً يُحِبُّونَهُمْ كَحُبِّ
اللّٰهِؕ وَالَّذٖينَ اٰمَنُٓوا اَشَدُّ حُباًّ لِلّٰهِؕ وَلَوْ يَرَى الَّذٖينَ
ظَلَمُٓوا اِذْ يَرَوْنَ الْعَذَابَۙ اَنَّ الْقُوَّةَ لِلّٰهِ جَمٖيعاًۙ وَاَنَّ
اللّٰهَ شَدٖيدُ الْعَذَابِ
İnsanlardan kimileri vardır ki, Allah’tan
başka bazı varlıkları Allah’a denk tanrılar sayar da bunları Allah’ı sever gibi
severler. İman edenler ise en çok Allah’ı severler. Keşke zalimler -azapla yüz
yüze geldiklerinde anlayacakları gibi- şimdi de bütün kuvvetin Allah’a ait
olduğunu ve Allah’ın azabının çok şiddetli olduğunu anlasalardı! Bakara Suresi – 165
Allah sevgisi
hep onun safında yer alma gayretidir
يَٓا اَيُّهَا
الَّذٖينَ اٰمَنُوا مَنْ يَرْتَدَّ مِنْكُمْ عَنْ دٖينِهٖ فَسَوْفَ يَأْتِي
اللّٰهُ بِقَوْمٍ يُحِبُّهُمْ وَيُحِبُّونَهُٓ اَذِلَّةٍ عَلَى الْمُؤْمِنٖينَ
اَعِزَّةٍ عَلَى الْكَافِرٖينَؗ يُجَاهِدُونَ فٖي سَبٖيلِ اللّٰهِ وَلَا
يَخَافُونَ لَوْمَةَ لَٓائِمٍؕ ذٰلِكَ فَضْلُ اللّٰهِ يُؤْتٖيهِ مَنْ يَشَٓاءُؕ
وَاللّٰهُ وَاسِعٌ عَلٖيمٌ
Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse
bilsin ki Allah öyle bir kavim getirecektir ki Allah onları sever, onlar da
Allah’ı severler; müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı vakarlıdırlar;
Allah yolunda cihad ederler ve hiç kimsenin kınamasından korkmazlar. İşte bu
Allah’ın dilediğine verdiği bir lütfudur. Allah’ın lütfu geniştir; O, her şeyi
bilir. Mâide Suresi –
54
İman gazali
Hiçbir karşılık beklemeden sevgiliye (Allah’ü
tealaya)tabi olmak. Ona itaat etmek, Onun her işini güzel görmek, Onun
dostlarını dost, düşmanlarını düşman bilmek. Kısacası Onun rızası için
yaşamaktır.
Allah sevgisi eylemleri şekillendirir
وَاللهُ
يُحِبُّ الْمُحْسِنِينَ
- Muhakkak ki Allah ihsan sahibi(Muhsin) olanları
sever .(Al-i İmran süresi,3/148)11
اِنَّ اللَّه
يُحِبُّ الْمُتَّقِيِنَ
-Allah takva sahiplerini (haksızlıktan
)sakınanları sever. (Tevbe Süresi,9/4)12
Müslüman
mahlukata Allah sevgisi istikametinde infak eder
وَيُطْعِمُونَ
الطَّعَامَ عَلَى حُبِّهِ مِسْكِينًا وَيَتِيمًا وَأَسِيرًاإِنَّمَا نُطْعِمُكُمْ
لِوَجْهِ اللَّهِ لَا نُرِيدُ مِنْكُمْ جَزَاءً وَلَا شُكُورًا
-Onlar, kendi canları çekmesine rağmen yemeği
yoksula, yetime ve esire yedirirler. Biz sizi ancak Allah’ın rızası için yediriyoruz,
sizden ne (hediye gibi ) karşılık, ne de (övgü gibi )bir teşekkür istemiyoruz,
(İnsan Süresi, 76/8-9)
Müslüman
kardeşliğini Allah sevgisi üzerine bina eder
Hz. Ömer (r.a) anlatıyor: Rasulullah (s.a.s.)
buyurdu ki
إِنَّ مِنْ
عِبَادِ اللَّهِ لِأُنَاسًا مَا هُمْ بِأَنْبِيَاءَ وَلاَ شُهَدَاءَ يَغْبِطُهُمُ
اْلأَنْبِيَاءُ وَالشُّهَدَاءُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ بِمَكَانِهِمْ مِنَ اللَّهِ
تَعَالَى. قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ تُخْبِرُنَا مَنْ هُمْ . قَالَ: هُمْ
قَوْمٌ تَحَابُّوا بِرُوحِ اللَّهِ عَلَى غَيْرِ أَرْحَامٍ بَيْنَهُمْ وَلاَ
أَمْوَالٍ يَتَعَاطَوْنَهَا فَوَاللَّهِ إِنَّ وُجُوهَهُمْ لَنُورٌ وَإِنَّهُمْ
عَلَى نُورٍ لاَ يَخَافُونَ إِذَا خَافَ النَّاسُ وَلاَ يَحْزَنُونَ إِذَا حَزِنَ
النَّاسُ . وَقَرَأَ هَذِهِ الآيَةَ
أَلاَ إِنَّ أَوْلِيَاءَ اللَّهِ لاَ خَوْفٌ
عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ .
“Allah’ın kulları arasında bir gurup var ki
onlar ne peygamberdir ne şehittir. Üstelik kıyamet günü Allah indindeki
makamlarını yüceliği sebebiyle peygamberler de, Şehitler de onlara gıpta
ederler.” Oradakiler sordu :
“Ey
Allah’ın Resulü! Onlar kim? bize haber ver !”
Onlar aralarında ne kan bağı ne de
birbirlerine bağışladıkları bir mal olmadığı halde, Allah’ın nuru (Kur’an )
adına birbirlerini sevenlerdir. Allah’a yemin ederim onların yüzleri mutlaka
nurdur. Onlar bir nur üzeredirler. Halk korkarken, onlar korkmazlar. İnsanlar
üzülürken onlar üzülmezler. Ve şu ayeti okudu: Haberiniz olsun Allah’ın
dostları var ya! Onlara ne korku var ne de onlar üzüleceklerdir.(Yunus Süresi,
10/62)4 (Ebu Davud, Buyu, 78/3527)5
Allahı sevmenin bedeli
إِنَّ
الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ أُوْلَئِكَ هُمْ خَيْرُ الْبَرِيَّةِ
جَزَاؤُهُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْ جَنَّاتُ عَدْنٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا
الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ
ذَلِكَ لِمَنْ خَشِيَ رَبَّهُ
“İman eden ve salih ameller işleyenlere
gelince onlar insanların en hayırlılarıdır. Onlar Rablerinin yanındaki
mükâfatları alt tarafından ırmaklar akan Adn cennetleridir ki, Onlar ebedi
olarak kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah ’tan razı
olmuşlardır. İşte bu mükâfat: Rabbinden korkan kimseye aittir.”[ Beyyine, 7-8.]
2 Peygamber
sevgisi (Allahin hakki ve emridir)
قُلْ اِنْ
كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللّٰهَ فَاتَّبِعُون۪ي يُحْبِبْكُمُ اللّٰهُ وَيَغْفِرْ
لَكُمْ ذُنُوبَكُمْۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ
De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve
günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” Âl-i İmrân Sûresi 31
وَمَنْ
يَقْنُتْ مِنْكُنَّ لِلّٰهِ وَرَسُولِهٖ وَتَعْمَلْ صَالِحاً نُؤْتِهَٓا اَجْرَهَا
مَرَّتَيْنِۙ وَاَعْتَدْنَا لَهَا رِزْقاً كَرٖيماً
Sizden kim de Allah’a ve resulüne itaat eder, güzel işler yaparsa ona hak
ettiği karşılığı iki kere veririz, ayrıca onun için değerli bir nasip de
hazırladık. Ahzâb Suresi -31
İmanın tadı Rasululah sevgisinden gecer
Bir hadis-i şerifte aynı konuya temas edilmiştir:
(
عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ اعَنْ النَّبِيِّ قَالَ: ثَلاَثٌ مَنْ كُنَّ فِيهِ وَجَدَ
حَلاَوَةَ الْإِيمَانِ: أَنْ يَكُونَ اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَحَبَّ إِلَيْهِ مِمَّا
سِوَاهُمَا، وَأَنْ يُحِبَّ الْمَرْءَ لاَ يُحِبُّهُ إِلاَّ لِلَّهِ، وَأَنْ
يَكْرَهَ أَنْ يَعُودَ فِي الْكُفْرِ كَمَا يَكْرَهُ أَنْ يُقْذَفَ فِي النَّارِ.)
[ متفق عليه ]
Enes b. Mâlik'ten -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre,
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
"Üç haslet vardır ki, bunlar kimde bulunursa, o kimse îmânın tadını
almıştır: Allah'ı ve elçisini, onların dışındaki her şeyden daha çok sevmek,
sevdiği kimseyi ancak Allah için sevmek ve ateşe atılmaktan hoşlanmadığı gibi,
tekrar küfre geri dönmekten hoşlanmamak."[Buhârî,
"Kitâbu'l-îmân", "Îmânın tadı babı". Hadis no: 16, 1/60;
Müslim, "Kitâbu'l-îmân",]
Hz. Ömerin sevgisi
Buhari’de geçen başka bir hadiste de
(عَنْ
عَبْدِ اللَّهِ بْنِ هِشَامٍ ا قَالَ: كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ وَهُوَ آخِذٌ بِيَدِ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ
ا، فَقَالَ لَهُ عُمَرُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ! لَأَنْتَ أَحَبُّ إِلَيَّ مِنْ
كُلِّ شَيْءٍ إِلاَّ مِنْ نَفْسِي. فَقَالَ النَّبِيُّ: لاَ، وَالَّذِي نَفْسِي
بِيَدِهِ حَتَّى أَكُونَ أَحَبَّ إِلَيْكَ مِنْ نَفْسِكَ. فَقَالَ لَهُ عُمَرُ:
فَإِنَّهُ الْآنَ، وَاللَّهِ لَأَنْتَ أَحَبُّ إِلَيَّ مِنْ نَفْسِي. فَقَالَ
النَّبِيُّ: الْآنَ يَا عُمَرُ.) [رواه البخاري]
Abdullah b. Hişam'dan -Allah ondan râzı olsun- şöyle der: "Peygamber -sallallahu aleyhi
ve sellem- ile birlikte idik. O sırada Ömer b. el-Hattab'ın -Allah ondan râzı
olsun- elini tutmuştu.
Ömer -Allah ondan râzı olsun- ona:
"Ey Allah'ın Rasûlü! Allah'a yemin ederim ki ben, seni nefsimden
başka, her şeyden daha çok seviyorum," dedi.
Bunun üzerine Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:
"Nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki, beni kendi canından daha
çok sevmedikçe olmaz (tam îmân etmiş olmazsın)."
Bunun üzerine Ömer -Allah ondan râzı olsun- ona:
"Allah'a yemin ederim ki şimdi seni nefsimden daha çok
seviyorum." dedi.
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:
"İşte şimdi oldu ey Ömer." buyurmuş ve Hazreti Ömer’i bile
istisna etmemiş, kişinin imanının ancak bu sevgiyle tamam olacağı beyan
edilmiştir.
3 Sahabe ve
ehli beyt sevgisi Allahın ve Peygamberin hakkı ve emridir
ذٰلِكَ الَّذٖي
يُبَشِّرُ اللّٰهُ عِبَادَهُ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِؕ قُلْ
لَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ اَجْراً اِلَّا الْمَوَدَّةَ فِي الْقُرْبٰىؕ وَمَنْ
يَقْتَرِفْ حَسَنَةً نَزِدْ لَهُ فٖيهَا حُسْناًؕ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ شَكُورٌ
Allah’ın, iman edip dünya ve âhirete faydalı
işler yapan kullarına verdiği müjde işte bu! De ki: “Sizden akrabalık
sevgisinden başka bir karşılık istemiyorum.” Kim çaba harcayıp bir iyiliği
gerçekleştirirse bu konuda ona daha büyük güzellikler bahşederiz. Şüphesiz
Allah çok bağışlayıcıdır ve iyiliği asla karşılıksız bırakmaz. Şûrâ Suresi – 23
Çünkü onlar
ümmetin en iyileridir
"Ümmetimin en hayırlısı kendilerine
gönderildiğim asır (da olanlar)dır. Sonra onlardan sonrakiler, sonra da
onlardan sonrakilerdir." (Buhari, Şehadât 9; Müslim, Fedail 210. 214)
Sahabeyi sevmek
onların istikametinde dini yaşamaya çalışmaktır
وَالسَّابِقُونَ
الْاَوَّلُونَ مِنَ الْمُهَاجِرٖينَ وَالْاَنْصَارِ وَالَّذٖينَ اتَّبَعُوهُمْ
بِاِحْسَانٍۙ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ وَاَعَدَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ
تَجْرٖي تَحْتَهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَٓا اَبَداًؕ ذٰلِكَ الْفَوْزُ
الْعَظٖيمُ
Muhâcirlerin ve ensarın ilkleri ile onlara
güzelce uyanlardan Allah hoşnut olmuştur, onlar da O’ndan razıdırlar. Onlara,
sonsuza dek hep içinde kalmak üzere altından ırmaklar akan cennetler
hazırlamıştır. Büyük bahtiyarlık işte budur. Tevbe Suresi – 100
وَقَالَ
رَسُولُ اللّهِ : أصْحَابِى كَالنُّجُومِ بِأيِّهِمُ اقْتَدَيْتُمْ اِهْتَدَيْتُمْ
"Ashabım yıldızlar gibidir, hangisine
uyarsanız hidayeti bulursunuz."[ (Beyhâki)]
Allah rasulu
sav bizlere onları tavsiye etmiştir
"Size Allah'tan korkmayı, Habeşli bir
köle de olsa (başkanınızı) dinleyip itaat etmeyi tavsiye ederim. Çünkü durum şu
ki sizden, benden sonra yaşayacak olan kimseler, yakında çok ihtilaf
görecekler. Binaenaleyh benim sünnetime; doğru yolu bulan, hidayete erdirilmiş
halifelerin sünnetine sarılın. Bunlara azı dişlerinizle (yapışır gibi sımsıkı)
yapışın. Sonradan çıkarılmış şeylerden sakının. Çünkü sonradan çıkarılmış her
şey bidattir." (Tirmizi, îlim, 16; Ebu Davud, Sünnet, 5; İbn Mâce,
Mukaddime, 6; Ahmed b. Hanbel, 4/126,127; Mustedrek, 1/95-96)
"Herhangi bir ihtilâfla karşılaştığınızda
size düşen görev, benim sünnetime ve hulefâ-yi râşidînin sünnetine uymaktır”
(Müsned, IV, 126, 127; Dârimî, “Muḳaddime”, 16; İbn Mâce, “Muḳaddime”, 6; Ebû
Dâvûd, “Sünnet”, 5; Tirmizî, “ʿİlim”, 16)
Ashaba dil uzatmak peygambere dil uzatmaktır
Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
قَالَ رَسُولُ
اللّهِ #: َ تَسُبُّوا أصْحَابِى؛ فَوَالَّذِى نَفْسِى بِيَدِهِ لَوْ أنَّ أحَداً
أنْفَقَ مِثْلَ أُحُدٍ
ذَهَباً مَا
بَلَغَ مُدَّ أحَدِهِمْ وَ نَصِيفَهُ
"Ashabıma sebbetmeyin (dil uzatmayın).
Nefsim elinde olan Zât-ı Zülcelâl'e yemin olsun (sizden) biri, Uhud dağı kadar
altın infak etse, onlardan birinin infak ettiği bir müdd'e hatta yarım müdd'e
bedel olmaz."[ Müslim, Fedailu's-Sahabe 221, (2540).]
مَنْ أحَبَّ
الْحَسَنَ وَالْحُسَيْنَ فَقَدْ أحَبَّنِي، وَمَنْ أبْغَضَهُمَا فَقَدْ أبْغَضَنِي
"Hasan ve Hüseyin'i kim severse mutlaka
beni de sevmiştir. Kim de onlara buğz
etmişse mutlaka bana da buğz etmiştir."[ (İbn Sa’d, VI, 360; İbn Hacer, el-İsâbe, I, 329.)]
4 Kardes
sevgisi Islam olmanın bir gereği dinin
emridir
وَاعْتَصِمُوا
بِحَبْلِ اللّٰهِ جَمٖيعاً وَلَا تَفَرَّقُواࣕ وَاذْكُرُوا نِعْمَتَ اللّٰهِ
عَلَيْكُمْ اِذْ كُنْتُمْ اَعْدَٓاءً فَاَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَاَصْبَحْتُمْ
بِنِعْمَتِهٖٓ اِخْوَاناًۚ وَكُنْتُمْ عَلٰى شَفَا حُفْرَةٍ مِنَ النَّارِ
فَاَنْقَذَكُمْ مِنْهَاؕ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمْ اٰيَاتِهٖ لَعَلَّكُمْ
تَهْتَدُونَ
Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışın;
bölünüp parçalanmayın. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani siz
birbirinize düşman idiniz de Allah gönüllerinizi birleştirdi ve O’nun nimeti
sayesinde kardeş oldunuz. Siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da
sizi Allah kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle açıklıyor ki doğru
yolu bulasınız. Âl-i İmrân Suresi - 103
اِنَّمَا
الْمُؤْمِنُونَ اِخْوَةٌ فَاَصْلِحُوا بَيْنَ اَخَوَيْكُمْ وَاتَّقُوا اللّٰهَ
لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَࣖ
Müminler ancak kardeştirler, öyleyse iki
kardeşinizin arasını düzeltin, Allah’a itaatsizlikten sakının ki rahmetine
mazhar olasınız. Hucurât Suresi – 10
المُسْلِمُ
أَخُو المُسْلِمِ ، لا يظْلِمُه ، ولا يُسْلِمهُ ، منْ كَانَ فِي حَاجَةِ أَخِيهِ
كَانَ اللَّهُ فِي حاجتِهِ ، ومَنْ فَرَّج عنْ مُسْلِمٍ كُرْبةً فَرَّجَ اللَّهُ
عنْهُ بِهَا كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يوْمَ الْقِيامَةِ ، ومَنْ ستر مُسْلِماً
سَتَرهُ اللَّهُ يَوْم الْقِيَامَةِ
“Müslüman, müslümanın kardeşidir. Ona
zulmetmez, haksızlık yapmaz, onu düşmana teslim etmez. Müslüman kardeşinin
ihtiyacını gideren kimsenin Allah da ihtiyacını giderir. Kim bir müslümandan
bir sıkıntıyı giderirse, Allah Teâlâ o kimsenin kıyamet günündeki
sıkıntılarından birini giderir. Kim bir müslümanın ayıp ve kusurunu örterse,
Allah Teâlâ da o kimsenin ayıp ve kusurunu örter.”[ Buhari, Mezalim 3]
Rasulullah buyurdu ki:
لَا
تَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتَّى تُؤْمِنُوا، وَلَا تُؤْمِنُوا حَتَّى تَحَابُّوا،
أَوَلَا أَدُلُّكُمْ عَلَى شَيْءٍ إِذَا فَعَلْتُمُوهُ تَحَابَبْتُمْ؟ أَفْشُوا
السَّلَامَ بَيْنَكُمْ
İman etmedikçe cennete giremezsiniz,
birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız. Sizlere yaptığınız takdirde birbirinizi
seveceğiniz bir şey öğreteyim mi? Aranızda selamı yayınız.[ Müslim.]
5 Cami ve
cemaat sevgisi ( Kardeşlerin bir hakkı ve gereğidir
وَمَنْ
اَظْلَمُ مِمَّنْ مَنَعَ مَسَاجِدَ اللّٰهِ اَنْ يُذْكَرَ فٖيهَا اسْمُهُ وَسَعٰى
فٖي خَرَابِهَاؕ اُو۬لٰٓئِكَ مَا كَانَ لَهُمْ اَنْ يَدْخُلُوهَٓا اِلَّا
خَٓائِفٖينَؕ لَهُمْ فِي الدُّنْيَا خِزْيٌ وَلَهُمْ فِي الْاٰخِرَةِ عَذَابٌ
عَظٖيمٌ
Allah’ın mescidlerinde O’nun adının anılmasına
engel olan ve onların harap olması için çalışandan daha zalim kim olabilir?
Aslında bunların oralara ancak korka korka girmeleri gerekir. Böyleleri için
dünyada rezillik var, âhirette de onlar için büyük azap vardır. Bakara Suresi – 114
وَمَا لَهُمْ
اَلَّا يُعَذِّبَهُمُ اللّٰهُ وَهُمْ يَصُدُّونَ عَنِ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ
وَمَا كَانُٓوا اَوْلِيَٓاءَهُؕ اِنْ اَوْلِيَٓاؤُ۬هُٓ اِلَّا الْمُتَّقُونَ
وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
Onlar, hizmet ve yönetimine ehil olmadıkları
halde Mescid-i Harâm’a müminleri sokmazken Allah onlara niye azap etmesin?
Mescidin hizmet ve yönetimine ehil olanlar gönüllerinde Allah korkusu
taşıyanlardır, fakat onların çoğu bunu bilmezler. Enfâl Suresi – 34
اِنَّمَا
يَعْمُرُ مَسَاجِدَ اللّٰهِ مَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ
وَاَقَامَ الصَّلٰوةَ وَاٰتَى الزَّكٰوةَ وَلَمْ يَخْشَ اِلَّا اللّٰهَ فَعَسٰٓى
اُو۬لٰٓئِكَ اَنْ يَكُونُوا مِنَ الْمُهْتَدٖينَ
Allah’ın mescidlerini ancak Allah’a ve âhiret
gününe inanan, namazını kılan, zekâtını veren ve yalnız Allah’tan korkup
çekinen kimseler imar edebilirler. İşte bunların doğru yolu bulanlardan
olmaları umulur. Tevbe Suresi – 18
Allahın en
sevdiği yerler camilerdir
عن أبي هريرة
-رضي الله عنه- عن النبي -صلى الله عليه وسلم- قال: " أَحَبُّ الْبِلاَدِ
إِلَى اللَّهِ مَسَاجِدُهَا وَأَبْغَضُ الْبِلاَدِ إِلَى اللَّهِ أَسْوَاقُهَا
". ».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan- rivayet
edildiğine göre Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
"Allah'ın en çok sevdiği yerler mescidlerdir. Allah'ın en çok buğz ettiği
yerler de çarşı ve pazarlardır."
(Müslim, Salât, 53)
لَا تَقُمْ
فٖيهِ اَبَداًؕ لَمَسْجِدٌ اُسِّسَ عَلَى التَّقْوٰى مِنْ اَوَّلِ يَوْمٍ اَحَقُّ
اَنْ تَقُومَ فٖيهِؕ فٖيهِ رِجَالٌ يُحِبُّونَ اَنْ يَتَطَهَّرُواؕ وَاللّٰهُ
يُحِبُّ الْمُطَّهِّرٖينَ
Orada asla namaza durma! Daha ilk günden takvâ
temeli üzerine kurulan mescid ise namaz kılman için elbette daha uygundur;
burada gerçekten arınmak isteyen adamlar vardır. Allah da arınmaya çalışanları
sever. Tevbe Suresi –
108
Cami muhabeti
ve camiye devam imanımızın nişanesidir
“Bir kimsenin camilere gitmeyi alışkanlık
hâline getirdiğini görürseniz,
onun mümin olduğuna şahitlik edin!” (Tirmizi, Tefsiru’l-Kur’an,
9.)
يَٓا اَيُّهَا
الَّذٖينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَكُونُوا مَعَ الصَّادِقٖينَ
Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten
sakının ve doğrularla beraber olun. Tevbe Suresi – 119
اِنَّ اللّٰهَ
يُحِبُّ الَّذٖينَ يُقَاتِلُونَ فٖي سَبٖيلِهٖ صَفاًّ كَاَنَّهُمْ بُنْيَانٌ
مَرْصُوصٌ
Bilin ki Allah kendi yolunda sağlam örülmüş
bir duvar gibi kenetlenmiş saflar halinde çarpışanları sever. Saff Suresi – 4
Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem: “Cemaat
rahmettir, tefrika (ayrılık çıkarma) ise azaptır.” buyurmuştur. Ahmed b.
Hanbel, Müsned: 4/145
Ebu Hureyre Radıyallahu Anh’dan
Peygamberimizin şöyle dediği rivayet edilmiştir: “
İki kişi bir kişiden hayırlıdır. Üç kişi iki
kişiden hayırlıdır. Dört kişi üç kişiden hayırlıdır. Cemaat olmanız gerekir.
Muhakkak ki, Allah’ın (yardım) eli cemaatle beraberdir. Allah Azze ve Celle
ümmetimi ancak hidayet üzere cem eder, toplar. Bilin ki, cemaatten uzak duran
her kişi ateşe düşer.” Kenzül Ummal.c.1. Hn.1025
İbn Ömer Radıyallahu Anh’dan Peygamberimizin
şöyle dediği rivayet edilmiştir:
“Ümmetim dalalet üzerine asla toplanmaz.
Öyleyse cemaatin yanında olun. Muhakkak ki, Allah’ın (yardım) eli cemaatle
beraberdir.” Kenzül Ummalc1 Hn 1029
Ebû Hureyre Radıyallahu Anh’dan: “Rasulullah
Aleyhissalâtu Vesselâm buyurdular ki:
“Kim
itaatten dışarı çıkar ve cemaatten ayrılır ve bu halde ölürse, cahiliye ölümü
ile ölür.”(Buhari)
Kuranı öğrenme ,okuma
ve öğretme hayatın bir gerekliliği Alaha peygamberine ashabına ve tüm inanlara
olan sevginin göstergesidir
يَا أَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَاءتْكُمْ
مَوْعِظَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ وَشِفَاءٌ لِمَا فِي الصُّدُورِ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ
لِلْمُؤْمِنِينَ
"Ey insanlar! İşte size,
Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdeki dertlere bir şifa, müminlere doğru yolu
gösteren bir hidayet ve rahmet geldi." Yunus, 57.
Rasulullah
buyurdu ki:
Kuran öyle bir kitaptır ki:
"O'nda, sizden önceki (milletlerin ahvaliyle ilgili) haber, sizden sonra
(kıyamete kadar) gelecek fitneler ve kıyamet ahvali ile ilgili haberler..
ayrıca sizin aranızda, (iman-küfür, taat-isyan, haram-helâl vs. nevinden)
cereyan edecek ahvâlle alâkalı da hükümler vardır.
O, hak ile
batılı ayırteden tek ölçüdür ve O'nda her şey ciddidir. Kim bir zalimden
korkarak ondan kopar ve onunla amel etmezse, işte o zaman Allah da onu helâk
eder. Kim O'nun dışında bir hidayet ararsa, Allah o kimseyi saptırır.
Zira o,
Allah'ın en sağlam ipi (hablu'l-metin)dir. O, hikmet edalı hatırlatan bir beyan
ve Hakk'a ulaştıran bir yoldur. O, kendisine uyanları (değişik arzulara
takılıp) kaymaktan, kendisini (kıraat eden) dilleri de iltibastan korur.
Âlimler hiçbir
zaman ona doyamaz.. Onu çokça tekrar okuyana o, usanç vermez ve tadını
eksiltmez. Onun insanlarda hayret uyaran yanlarının sonu gelmez.
Öyle bir
kitaptır ki, cinler onu işittikleri zaman, şöyle demekten kendilerini
alamamışlardır:
"Biz,
doğru yolu gösteren harika ve hiç duyulmadık bir Kur’ân dinledik. Biz onun
(Allah kelamı olduğuna) inandık." (Cin, 72/1)
O'nun üslubuyla
konuşan, doğruyu konuşmuş olur. O'nunla amel eden, mutlaka mükâfat görür. Kim
onunla hüküm verirse, adaletle hükmeder. Kim ona çağrılırsa, doğru yola
çağrılmış olur." Tirmizi, İbn Hanbel.
Kurana olan
iman okumayı ve ona teslim olmayı gerektirir
• Rivayete göre Ukbe bin Ebi Muayt,
verdiği bir ziyafete Rasulullah’ı da davet etmişti. Hz. Peygamber, şehadet
getirmedikçe yemeğinden yemeyeceğini söyleyince kelime-i Şehadeti söylemiş;
fakat müşriklerin ileri gelenlerinden Ubey b. Halef’in gönlünü hoş etmek için
bilahare sözünden dönmüş ve gidip Hz. Peygamber’e hakaretlerde bulunmuştu.
وَقَالَ الرَّسُولُ يَا رَبِّ إِنَّ قَوْمِي اتَّخَذُوا هَذَا الْقُرْآنَ
مَهْجُورًا
Peygamber der
ki: Ey Rabbim! Kavmim bu Kur'an'ı büsbütün terk ettiler. Furkân Suresi 30
Âyette "mehcûr"
ifadesiyle ilgili şu anlamlar muhtemeldir: Mehcur, terk edip uzak
durmak, onunla amel etmemektir.
Zira bir
hadis-i şerifte şöyle buyurulmuştur:
مَنْ تَعَلَّمَ الْقُرْآنَ وَعَلَّقَ مُصْحَفَهُ لَمْ يَتَعَاهَدْ وَلَمْ
يَنْظُرْ فِيهِ جَاءَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مُتَعَلِّقًا بِهِ يَقُولُ يَا رَبَّ
الْعَالَمِينَ إِنَّ عَبْدَكَ هَذَا اتَّخَذَنِي مَهْجُورًا فَاقْضِ بَيْنِي
وَبَيْنَهُ
"Kim
Kur'ân'ı öğrenir ve kendisine ilgi duymaksızın ve içindekileri tefekkür
etmeksizin onu bir mushaf olarak başucuna asarsa, kıyâmet günü o Kur'ân onun
yakasına yapışır ve: 'Ey Âlemlerin Rabbi, bu kulun beni mehcûr
(terkedilmiş-unutulmuş) kıldı. Benimle onun arasında bugün hükmü sen ver'
der." Kurtubî, el-Cami' li Ahkâmi'l-Kur'ân, XIII, 27-28.
Rasûlullah
buyurdu ki:
يَخْرُجُ فِيكُمْ قَوْمٌ تَحْقِرُونَ صَلاَتَكُمْ مَعَ صَلاَتِهِمْ ،
وَصِيَامَكُمْ مَعَ صِيَامِهِمْ ، وَعَمَلَكُمْ مَعَ عَمَلِهِمْ ،
«Aranızdan öyle
bir grup çıkacak ki onların namazları yanında siz kendi kıldığınız namazları,
onların oruçları yanında kendi oruçlarınızı, amelleri yanında da kendi amellerinizi
azımsayacaksınız.
وَيَقْرَءُونَ الْقُرْآنَ لَا يُجَاوِزُ حَنَاجِرَهُمْ ، يَمْرُقُونَ مِنَ
الدِّينِ كَمَا يَمْرُقُ السَّهْمُ مِنَ الرَّمِيَّةِ ،
Onlar Kur'an
okuyacaklar fakat kalpten okumadıkları için boğazlarından aşağı geçmeyecek;
okun yaydan çıktığı gibi onlar da dinden çıkacaklar… Buhari, Müslim.
Kurandan uzak
durma sıkıntı ve ahiret azabı vesilesi olur
وَمَنْ اَعْرَضَ عَنْ ذِكْرٖي فَاِنَّ لَهُ مَعٖيشَةً ضَنْكاً وَنَحْشُرُهُ
يَوْمَ الْقِيٰمَةِ اَعْمٰى ﴿١٢٤﴾
قَالَ رَبِّ لِمَ حَشَرْتَـنٖٓي اَعْمٰى وَقَدْ كُنْتُ بَصٖيراً ﴿١٢٥﴾
قَالَ كَذٰلِكَ اَتَتْكَ اٰيَاتُنَا فَـنَسٖيتَهَاۚ وَكَذٰلِكَ الْيَوْمَ
تُنْسٰى ﴿١٢٦﴾
وَكَذٰلِكَ نَجْزٖي مَنْ اَسْرَفَ وَلَمْ يُؤْمِنْ بِاٰيَاتِ رَبِّهٖؕ
وَلَعَذَابُ الْاٰخِرَةِ اَشَدُّ وَاَبْقٰى ﴿١٢٧﴾
Kim de beni anmaktan
yüz çevirirse mutlaka sıkıntılı bir hayatı olacaktır ve onu kıyamet günü kör
olarak haşrederiz.”
O der ki: “Ey
rabbim! Beni niçin kör olarak haşrettin? Halbuki daha önce gören biriydim.”
Allah buyurur:
“İşte böyle! Sana âyetlerimiz geldiğinde onları unutmuştun, bu gün de aynı
şekilde sen unutuluyorsun!”
Haktan sapan ve
rabbinin âyetlerine inanmayanları işte böyle cezalandırırız. Hiç kuşkusuz
âhiretteki ceza daha şiddetli ve daha kalıcıdır. Tâhâ Suresi - 124-127 .

Yorumlar
Yorum Gönder
Lütfen eleştiri, yorumlarınızı iletin. Saygılar!