ARŞIN GÖLGESİNDE GÖLGELENECEK YEDİ SINIF İNSAN

 


ARŞIN GÖLGESİNDE GÖLGELENECEK YEDİ SINIF İNSAN


 

قالَ رسُولُ اللَّه ﷺ:

سَبْعَةٌ يُظِلُّهُمُ اللَّهُ في ظِلِّهِ يَوْمَ لا ظِلَّ إلَّا ظِلُّهُ: إِمامٌ عادِلٌ، وشابٌّ نَشَأَ فِي عِبَادَةِ اللَّه تَعالى، وَرَجُلٌ قَلْبُهُ مُعَلَّقٌفي المَسَاجِدِ، وَرَجُلانِ تَحَابَّا في اللَّه: اجتَمَعا عَلَيهِ، وتَفَرَّقَا عَلَيهِ، وَرَجُلٌ دَعَتْهُ امْرَأَةٌ ذَاتُ مَنْصِبٍ، وَجَمَالٍ فَقَالَ: إِنِّي أَخافُ اللَّه، ورَجُلٌ تَصَدَّقَ بِصَدَقَةٍ فأَخْفَاها، حتَّى لا تَعْلَمَ شِمالُهُ مَا تُنْفِقُ يَمِينهُ، ورَجُلٌ ذَكَرَ اللَّه خالِيًا فَفَاضَتْ عَيْنَاهُ

 متفقٌ عَلَيْهِ.

 Ebu Hüreyre (RA) anlatıyor:

 

     “Yedi kişi var, Allah onları hiçbir gölgenin olmadığı kıyamet gününde kendi gölgesinde gölgeler: Adil imam, Allah’a ibadet içinde yetişen genç, Tekrar dönünceye kadar kalbi mescide bağlı olan kimse, Allah için birbirlerini seven, Allah rızası için bir araya gelip, Allah rızası için ayrılan iki kişi; Güzel ve makam sahibi bir kadın tarafından davet edildiği halde: “Ben Allah’tan korkarım.” dey (ip icabet etmey) en kimse; Sağ elinin verdiğini sol eli görmeyecek kadar gizli sadaka veren kimse; Allah’ı tek başına zikrederken gözlerinden yaş boşanan kimse.”

 

Şimdi bunları birer birer açıklayalım:

 

إِمامٌ عادِلٌ،

 

      1-) Adaletli Yönetici:

 Hatiplerimiz her cuma günü hutbenin sonunda okuyup mealini verdikleri Nahl suresinin 90’ınci ayeti, şu hususları emreder:

 

إِنَّ اللّهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالإِحْسَانِ وَإِيتَاء ذِي الْقُرْبَى وَيَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاءوَالْمُنكَرِ وَالْبَغْيِ يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ:

“Şüphesiz Allah size adaleti, iyilik yapmayı ve yakınlara bakmayı emreder; hayâsızlıktan, fenalıktan ve azgınlıktan nehyeder. Düşünmeniz için size böyle öğüt verir.”  

Adalet, her şeyi lâyık olduğu yere koymak, doğru hüküm vermek; haksızlıktan ve taraflı davranmaktan sakınmaktır.

Hak sahıplerinin hakkını muhafaza etmektir

 

Toplumun huzuru sevgi ve saygının temini yöneticilerin adil olmasına bağlıdır

    Kur’an şöyle buyuruyor:

 

إِنَّ اللّهَ يَأْمُرُكُمْ أَن تُؤدُّواْ الأَمَانَاتِ إِلَى أَهْلِهَا وَإِذَا حَكَمْتُم بَيْنَ النَّاسِ أَن تَحْكُمُواْ بِالْعَدْلِ إِنَّ اللّهَ نِعِمَّا يَعِظُكُم بِهِ إِنَّ اللّهَ كَانَ سَمِيعاًبَصِيراً:

 “Allah size, mutlaka emanetleri ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne kadar güzel öğütler veriyor. Şüphesiz Allah, her şeyi işitici, her şeyi görücüdür.” (NİSA SURESİ – 58. AYET)

 

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ كُونُواْ قَوَّامِينَ لِلّهِ شُهَدَاء بِالْقِسْطِ وَلاَ يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَآنُ قَوْمٍ عَلَىأَلاَّ تَعْدِلُواْ اعْدِلُواْ هُوَ أَقْرَبُ لِلتَّقْوَى وَاتَّقُواْ اللّهَ إِنَّ اللّهَ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ:

  “Ey müminler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa duyduğunuz kin sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Adil olun, çünkü o, takvaya daha yakındır. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.”  (MAİDE SURESİ – 8. AYET)

 

İdareciler gelişen hadiselerin etkisinde kalmamalı

 

     İnsan genelde biri maddî diğeri de manevî olmak üzere iki şeyin etkisinde kaldığında haksızlık yapar ve adaletsiz davranır. Bu iki şeyden birisi maddî çıkardır. Bir yöneticiye rüşvet verilirse haktan uzaklaşır ve haksız hüküm verir.

 

Kıyamet günü korunanlar adıl tevlet başkanları olması yanında makamca en düşük olanda zalim devlet başkanları olacaktır

 

Hz. Peygamber buyurdu ki:

 

‏إِنَّ أَحَبَّ النَّاسِ إِلَى اللَّهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ‏ ‏وَأَدْنَاهُمْ ‏ ‏مِنْهُ مَجْلِسًا إِمَامٌ عَادِلٌ وَأَبْغَضَ النَّاسِ إِلَى اللَّهِ وَأَبْعَدَهُمْ مِنْهُ مَجْلِسًا إِمَامٌ ‏ ‏جَائِرٌ

"Kıyâmet gününde insanların Allah'a en sevgili olanı ve Allah'a en yakın bulunanı adil devlet başkanıdır. Kıyâmet gününde insanların Allah'a en sevimsizi ve makamca da Allah'tan en uzak bulunanı zalim devlet başkanıdır.[Tirmizi]

 

 

Hz. Peygamber buyurdu ki:

مَا مِنْ عَبْدٍ اِسْتَرْعَاهُ اللَّهُ رَعِيَّةً فَلَمْ يَحُطْهَا بِنَصِيحَةٍ إِلَّا لَمْ يَجِدْ رَائِحَةَ الْجَنَّةِ

"Bir kul ki, Allah onu halkı görüp gözetmek üzere vâlî kılar da, o, hayırlı irşâdıyla halkı muhafaza etmezse, elbette o kişi cennet kokusu koklayamayacaktır.[buhari]

 

Hiçbir husus adalete engel olmamalıdır

 

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ كُونُواْ قَوَّامِينَ بِالْقِسْطِ شُهَدَاء لِلّهِ وَلَوْ عَلَى أَنفُسِكُمْ أَوِ الْوَالِدَيْنِ وَالأَقْرَبِينَ إِن يَكُنْ غَنِيّاًأَوْ فَقَيراً فَاللّهُ أَوْلَى بِهِمَا فَلاَ تَتَّبِعُواْ الْهَوَى أَن تَعْدِلُواْ وَإِن تَلْوُواْ أَوْ تُعْرِضُواْ فَإِنَّ اللّهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرا:

     “Ey müminler! Adaleti titizlikle ayakta tutun, kendiniz, ana babanız ve akrabanız aleyhinde de olsa Allah için şahitlik eden kimseler olun. (Haklarında şahitlik ettikleriniz) zengin olsunlar, fakir olsunlar Allah onlara (sizden ) daha yakındır. Hislerinize uyup adaletten ayrılmayın, (şahitliği) eğer bükerseniz yahut şahitlik etmekten kaçınırsanız (biliniz ki) Allah yaptıklarınızdan haberdardır.”  (NİSA SURESİ – 135. AYET)

 

Hz. Ebu Bekir, halife seçilmesinin ardından okuduğu hutbede İslam’ın Adalet anlayışını şöyle dile getirmiştir:

 

أَمَّا بَعْدُ أَيُّهَا النَّاسُ فَإِنِّي قَدْ وُلِّيتُ عَلَيْكُمْ وَلَسْتُ بِخَيْرِكُمْ فَإِنْ أَحْسَنْتُ فَأَعِينُونِي ؛ وَإِنْ أَسَأْتُ فَقَوِّمُونِي ؛ اَلصِّدْقُ أَمَانَةٌ وَالْكَذِبُ خِيَانَةٌ وَالضَّعِيفُ فِيكُمْ قَوِيٌّ عِنْدِي حَتَّى أُرِيحَ عَلَيْهِ حَقَّهُ إنْ شَاءَ اللَّهُ وَالْقَوِيُّ فِيكُمْ ضَعِيفٌ عِنْدِي حَتَّى آخُذَ الْحَقَّ مِنْهُ إنْ شَاءَ اللَّهُ

Ey insanlar! Sizin en hayırlınız olmadığım halde size yönetici oldum. Eğer ben güzel işler yaparsam beni destekleyin. Eğer kötü işler yaparsam beni düzeltin. Doğruluk emanettir, yalan ise hıyanettir. Sizin içinizde zayıf olanınız hakkını ona teslim edene kadar inşallah benim katımda güçlüdür. Sizin içinizde güçlü olanınız ise ondan gasp ettiği hak alınıncaya kadar inşallah benim katımda zayıftır.

 

وشابٌّ نَشَأَ فِي عِبَادَةِ اللَّه تَعالى،

 

      2-) Allah’a İbadetle Büyüyen Genç:

 

Bir gencin Allah’a ibadetle büyümesi demek, erginlik çağına geldiği andan itibaren Allah’a karşı yükümlü olduğu ibadetleri aksatmadan yapan; kendisine, ailesine, içinde yaşadığı topluma ve hatta insanlığa yararlı olacak işlerle meşgul olan genç demektir.

 

 İnsanın çocukluk, gençlik ve yaşlılık olmak üzere üç dönemi vardır. Bunların en önemlisi ve insan hayatı üzerinde en etkili olanı hiç şüphe yok ki gençlik dönemidir.

 

Genelde bu dönem insanın sağlığı yerindedir. Olaylara karşı duyarlıdır, dayanıklıdır. Yapmak istediği her işi yapabilecek güçtedir.

 

إياكم وطيرات الشباب ، أي عثراتهم وزلاتهم.

" Gençliğin  tehlikelerinden sakınınız!" (Abdürrazzak. 10/93)

 

عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ عَنِ النَّبِىِّ (صعلم) قَالَ

  لاَ تَزُولُ قَدَمَا ابْنِ آدَمَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مِنْ عِنْدِ رَبِّهِ حَتَّى يُسْأَلَ عَنْ خَمْسٍ عَنْ عُمْرِهِ فِيمَا أَفْنَاهُ وَعَنْ شَبَابِهِ فِيمَا أَبْلاَهُ وَمَالِهِ مِنْ أَيْنَ اكْتَسَبَهُ وَفِيمَ أَنْفَقَهُ وَمَاذَا عَمِلَ فِيمَا عَلِمَ

İbn Mesut (r.a) Rasulullah'ın (s.a.v) şöyle buyurduğunu söyledi: Âdemoğlu şu beş şeyden sorguya çekilmedikçe Rabbinin huzurundan ayrılamaz:

1- Ömrünü nerede geçirdiğinden.

2- Gençliğini nerede tükettiğinden.

3- Malını nerden kazandığından.

4- Nereye harcadığından.

5- İlmiyle nasıl amel ettiğinden.  (Tirmizi, Kıyame, 2601)

قَالَ رَسُولُ اللَّه -صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ- لِرَجُلٍ وَهُوَ يَعِظُهُ : "اغْتَنِمْ خَمْسًا قَبْلَ خَمْسٍ: شَبَابَكَ قَبْلَ هَرَمِكَ، وَصِحَّتَكَ قَبْلَ سَقَمِكَ، وَغِنَاكَ قَبْلَ فَقْرِكَ، وَفَرَاغَكَ قَبْلَ شُغُلِكَ، وَحَيَاتَكَ قَبْلَ مَوْتِكَ

"Beş şey gelmeden evvel beş şeyi fırsat bil:

1.Ölüm gelmeden önce hayatının,

2.Hastalık gelmeden önce sağlığının,

3.Meşguliyet gelip çatmadan önce boş vaktinin,

4.İhtiyarlık gelmeden önce gençliğinin,

5.Fakirlik gelmeden önce zenginliğinin."  (Hâkim: Müstedrek, Beyhaki Şuab)

 

وَمَا أُبَرِّئُ نَفْسِي إِنَّ النَّفْسَ لَأَمَّارَةٌ بِالسُّوءِ إِلَّا مَا رَحِمَ رَبِّي إِنَّ رَبِّي غَفُورٌ رَحِيمٌ

 "Ben nefsimi temize çıkarmam. Çünkü nefis, dâima kötülüğe sevkeder ancak Rabbim rahmet ederse o başka" (Yûsuf :53) demiştir.

 

أَرَأَيْتَ مَنِ اتَّخَذَ إِلَهَهُ هَوَاهُ أَفَأَنتَ تَكُونُ عَلَيْهِ وَكِيلًا

Kendi nefsinin arzusunu kendisine ilah edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın? (Furkan, 25/43)

 

Geçliğimizi Tehdit Eden Unsurlar:

1- Özenti:

2- Din ve Ahlak Eğitiminin Yetersizliği:

3- Zararlı Alışkanlıklar:

 4- Şeytan, Nefis, Heva ve Hevese Uyma:

5- Zararlı Görsel ve Yazılı Medya:

6- Kitap Okuma Alışkanlığının Yetersizliği:

7-Aile İçi Problemler:

 

 

عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ قَالَ حَاسِبُوا أَنْفُسَكُمْ قَبْلَ أَنْ تُحَاسَبُوا وَتَزَيَّنُوا لِلْعَرْضِ الأَكْبَرِ وَإِنَّمَا يَخِفُّ الْحِسَابُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ عَلَى مَنْ حَاسَبَ نَفْسَهُ فِي الدُّنْيَا

Hz Ömer Ra.

Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekiniz.

Amelleriniz tartılmadan önce de ölçülü olunuz!

Hesap günü için hazırlıklı olun. Şüphesiz dünyada sorumlu

davranan kimsenin hesabı hafif olacaktır."   (Tirmizi,İbn Ebi Şeybe, Beyhaki)….!

 

     3-) Kalbi Camilere Bağlı Kimse:

 

وَرَجُلٌ قَلْبُهُ مُعَلَّقٌفي المَسَاجِدِ،

Tekrar dönünceye kadar kalbi mescide bağlı olan kimse

 

 Camiler, Allah’a ibadet edilen yerlerdir, ruhun huzura erdiği mekânlardır. Buralarda sadece Allah’a ibadet edilir.

 Kalbi camilere bağlı demek, beş vakit namazını camilerde cemaatle kılan demektir.

Kalbi camilere bağlı demek, camilerdeki içraatlere katılan katkıda bulunan ve oraları imar eden demektir

 

 

Rasulullah buyurdu ki:

 

إنَّ الْمَسَاجِدَ بُيُوتُ اللهِ فِي الْأَرْضِ، وَإِنَّهُ لَحَقٌّ عَلَى اللهِ أَنْ يُكْرِمَ مَنْ زَارَهُ فِيهَا

Mescitler Allah’ın yeryüzündeki evleridir. Oraları ziyaret edenlere ikramda bulunması Allah üzerine bir haktır.[ Şuabu’l-İman.]

 

Camiler ile  devamlı irtibat halinde olanlar temizlenmek isteyenlerdir

 

لَا تَقُمْ فٖيهِ اَبَداًؕ لَمَسْجِدٌ اُسِّسَ عَلَى التَّقْوٰى مِنْ اَوَّلِ يَوْمٍ اَحَقُّ اَنْ تَقُومَ فٖيهِؕ فٖيهِ رِجَالٌ يُحِبُّونَ اَنْ يَتَطَهَّرُواؕ وَاللّٰهُ يُحِبُّ الْمُطَّهِّرٖينَ

Orada asla namaza durma! Daha ilk günden takvâ temeli üzerine kurulan mescid ise namaz kılman için elbette daha uygundur; burada gerçekten arınmak isteyen adamlar vardır. Allah da arınmaya çalışanları sever. Tevbe Suresi – 108

 

Camilere devam

 

1-    Camiler imanın alameti

2-    Camiler Allah ve rasulunun sevmenin alameti

3-    Camiler ibadette kullukta samimiyetin alameti

4-    Camiler temizlenmenin alameti

5-    Camiler cennet mekanları dünya ve ahiret vs…

 

 

 4-) Allah İçin Sevmek:

 

وَرَجُلانِ تَحَابَّا في اللَّه: اجتَمَعا عَلَيهِ، وتَفَرَّقَا عَلَيهِ،

Allah için birbirlerini seven, Allah rızası için bir araya gelip, Allah rızası için ayrılan iki kişi

 

Sevgilerin en güzeli bir insanı Allah için sevmektir. Bu kamil bir imanı ifade eder

 

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : مَنْ أَحَبَّ فِي اللَّهِ وَأَبْغَضَ فِي اللَّهِ وَأَعْطَى لِلَّهِ وَمَنَعَ لِلَّهِ فَقَدِ اسْتَكْمَلَ الإِيمَانَ

“Kim Allah için sever, Allah için buğz eder, Allah için verir, Allah için vermezse imanı kemale erdirmiştir.” (Ebu Davud, sünnet, 16)

 

Nitekim Peygamberimiz (SAV):

 “Her kim benim ashabımı, arkadaşlarımı severse bana olan sevgisinden dolayı sever.”  buyurmuştur.

 

Peygamberimiz (SAV),şu müjdeyi veriyor:

 

 “Allah Teâlâ buyuruyor: “Benim hoşnutluğum uğrunda sevişenler için, Peygamberlerin ve şehitlerin bile imrenecekleri derecede nurdan kürsüler vardır.”

 

      Ne mutlu Allah sevgisi gönlünde yer etmiş olanlara ve yine ne mutlu Allah için birbirini sevenlere.

 

مُّحَمَّدٌ رَّسُولُ اللَّهِ وَالَّذِينَ مَعَهُ أَشِدَّاء عَلَى الْكُفَّارِ رُحَمَاء بَيْنَهُمْ تَرَاهُمْ رُكَّعاً سُجَّداً يَبْتَغُونَ فَضْلاً مِّنَ اللَّهِ وَرِضْوَاناً سِيمَاهُمْ فِي وُجُوهِهِم مِّنْ أَثَرِ السُّجُودِ

“Muhammed, Allah’ın Resülüdür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. Onların, rükû ve secde halinde, Allah’tan lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün. Onların secde eseri olan alametleri yüzlerindedir.”[ Fetih, 26/49]

 

وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لا تَدْخُلُوا الجَنَّةَ حَتَّى تُؤْمِنُوا ، ولا تُؤْمِنُوا حَتَّى تَحَابُّوا ، أَوَ لا أَدُلُّكُمْ عَلَى شَيءٍ إِذَا فَعَلْتُمُوه تَحَابَبْتُمْ ؟ أَفْشُوا السَّلامَ بينَكم

“Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selâmı yayınız!”[ Riyazü’s-Salihin, Hadis No. 379]

 

 

     5-) Allah Korkusu:

 

وَرَجُلٌ دَعَتْهُ امْرَأَةٌ ذَاتُ مَنْصِبٍ، وَجَمَالٍ فَقَالَ: إِنِّي أَخافُ اللَّه،

Güzel ve makam sahibi bir kadın tarafından davet edildiği halde: “Ben Allah’tan korkarım.” dey (ip icabet etmey) en kimse

 

 

 İnsan nefsi, arzu ettiği her şeyi ayıp ve yasak ayırımı yapmaksızın yapmak ister. İyiyi kötüden ayıran, ayıp ve yasak gözeten akıldır.

 

رَأْسُ الحِكْمَةِ مَخَافَةُ اللهِ   “Her hayrın başı Allâh sevgisi, hikmetin başı da Allâh korkusudur.”

 

Allâh’ı seven ve tanıyan bir kimse O’nun muhabbetine lâyık olamama ve azâbına dûçâr olma korkusuyla dâimâ dikkatli davranır.

 

 

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ حَقَّ تُقَاتِهِ وَلَا تَمُوتُنَّ إِلاَّ وَأَنْتُمْ مُسْلِمُونَ

“Ey iman edenler! Allah’tan nasıl korkmak gerekiyorsa (lâzımsa) öylece korkunuz ve ancak Müslümanlar olarak can veriniz.”[ Al-i İmran, 102.]

 

Mehmet akif SAFAHAT

     “Ne irfandır veren ahlâka yükseklik ne vicdandır, Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır. Yüreklerden çekilmiş farz edilsin havf-ı Yezdan’ın  Ne irfanın kalır tesiri katiyyen ne vicdanın.”

 

 

“Üç şey vardır ki münciyâttandır, insanı kurtarır: Gizli ve açıkta Allâh’tan haşyet duymak, yâni korkmak, rızâ ve gazap hâlinde adâleti sağlamak, fakirlik ve zenginlik ânında iktisatlı olmak. Şu üç şey de mühlikâttan, helâk edici şeylerdendir: Kendisine tâbî olunan hevâ, cimrilik ve kişinin kendisini beğenmesi.” (Münâvî, III, 404/3471)

 

إِنَّ اللّهَ لاَ يَخْفَىَ عَلَيْهِ شَيْءٌ فِي الأَرْضِ وَلاَ فِي السَّمَاء:

     “Şüphesiz ki ne yerde ne de gökte hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz.”  (ALİ-İMRAN SURESİ – 5. AYET)

 

Allah korkusu ıkı cahan saadetidir

     Allah korkusu ve saygısı gönüllerinde yer etmiş olan kimselerin dünyada mutlu yaşayacakları gibi âhirette de büyük ecirlere ereceklerini Kur’an-ı Kerim müjdelenmiş, şöyle buyurmuştur:

 

وَأَمَّا مَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِ وَنَهَى النَّفْسَ عَنِ الْهَوَى:فَإِنَّ الْجَنَّةَ هِيَ الْمَأْوَى:

     “Rabbinin makamından korkan ve nefsini kötü arzulardan şüphesiz varacağı yer cennettir.” (NAZİAT SURESİ – 40/41. AYET)

وَلِمَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِ جَنَّتَانِ:

      “Rabbinin makamından korkan kimselere iki cennet vardır.”  (RAHMAN SURESİ – 46. AYET)

 

     6-) Sadakayı Gizli Vermek:

 

ورَجُلٌ تَصَدَّقَ بِصَدَقَةٍ فأَخْفَاها، حتَّى لا تَعْلَمَ شِمالُهُ مَا تُنْفِقُ يَمِينهُ،

Sağ elinin verdiğini sol eli görmeyecek kadar gizli sadaka veren kimse;

 

إِن تُبْدُواْالصَّدَقَاتِ فَنِعِمَّا هِيَ وَإِن تُخْفُوهَا وَتُؤْتُوهَا الْفُقَرَاءفَهُوَ خَيْرٌ لُّكُمْ وَيُكَفِّرُ عَنكُم مِّن سَيِّئَاتِكُمْ وَاللّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ:

 

     “Sadakaları açıkça verirseniz, ne iyi olur; yok eğer onları gizler de öyle fakirlere verirseniz bu sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızın birçoğunun bağışlanmasına sebep olur. Bilin ki Allah her ne yaparsanız hepsinden haberdardır.”  (BAKARA SURESİ - 271. AYET)

 

     Ayet-i kerime yoksullara ve kimsesizlere verilecek sadakanın açıkça da; gizli olarak da verilebileceğini, ancak gizli olarak vermenin açıkça vermekten daha hayırlı olduğunu ifade etmektedir.

 

Çünkü gizlice verilen sadaka, hem gösterişten uzak olur, hem de yoksulun onuru korunmuş olur.

 

يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا لَا تُبْطِلُوا صَدَقَاتِكُمْ بِالْمَنِّ وَالْاَذٰىۙ كَالَّذٖي يُنْفِقُ مَالَهُ رِئَٓاءَ النَّاسِ وَلَا يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِؕ فَمَثَلُهُ كَمَثَلِ صَفْوَانٍ عَلَيْهِ تُرَابٌ فَاَصَابَهُ وَابِلٌ فَتَرَكَهُ صَلْداًؕ لَا يَقْدِرُونَ عَلٰى شَيْءٍ مِمَّا كَسَبُواؕ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْكَافِرٖينَ

Ey iman edenler! Allah’a ve âhiret gününe inanmadığı halde malını insanlara gösteriş yapmak için harcayan kimse gibi sadakalarınızı başa kakmak ve incitmek suretiyle boşa çıkarmayın. O kimsenin misali, üzerinde toprak bulunan düzgün ve yalçın bir kayadır; kayanın üzerine şiddetli bir yağmur yağmış, onu çıplak halde bırakmıştır. Bu gibilerin kazandıkları hiçbir şeyden istifadeleri olmaz ve Allah, inkârcı topluluğa hidayet vermez. Bakara Suresi -264

 

Sadaka acıktan da infak edilebilir

 

اَلَّذِينَ يُنْفِقُونَ اَمْوَالَهُمْ بِاللَّيْلِ وَالنَّهَارِ سِرًّا وَعَلاَنِيَةً فَلَهُمْ اَجْرُهُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْ وَلاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ

“Mallarını gece ve gündüz, gizlice ve açıkça infak edenler yok mu, işte onların Rableri katında ecir ve mükâfatları vardır. Ve onlara herhangi bir korku yoktur. Onlar hiçbir zaman mahzun da olmazlar.” (el-Bakara 274)

 

Nitekim Abdullah b. Ömer (r.a.)den rivayet olunduğu üzere Hz. Peygamber (s.a.v.): "Gizlice vermek, açıkça vermekten efdaldir. Açıkça verdiğinde kendine uyulmasını isteyen kimse için de açıkça vermek efdaldir."<D}> buyurmuştur ELMALI H. YAZAR

 

Sadaka vermek çok önemli bir toplumsal sorumluluktur

 

لَن تَنَالُواْ الْبِرَّ حَتَّى تُنفِقُواْ مِمَّا تُحِبُّونَ وَمَا تُنفِقُواْ مِن شَيْءٍ فَإِنَّ اللّهَ بِهِ عَلِيمٌ:

“Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcamadıkça “iyi” ye eremezsiniz. Her ne harcarsanız, Allah onu hakkıyla bilir.”  (ÂLİ – İMRÂN SÛRESİ – 92. AYET)

 

Sadaka cennete uzanan bir dal dır

 

“Cömertlik, dalları dünyaya uzanan cennet ağaçlarından bir ağaçtır. Kim onun dallarından birine tutunursa, bu onu cennete götürür. Cimrilikse, dalları dünyaya uzanmış cehennem ağaçlarından bir ağaçtır. Kim de, onun dallarından birine tutunursa, bu (da) onu ateşe (cehenneme) götürür!..” (Beyhakî, Şuabü’l-Îmân, VII, 435)

 

Sadaka vermeyen teşvik etmeyenler cehennemliklerdir

 

إِنَّهُ كَانَ لَا يُؤْمِنُ بِاللَّهِ الْعَظِيمِ:وَلَا يَحُضُّ عَلَى طَعَامِ الْمِسْكِينِ:

“Çünkü o,ulu Allah’a iman etmezdi, Yoksulu doyurmaya teşvik etmezdi.” (HAKKA SURESİ – 33/34. AYETLER)

 

 

     7-) Tenha Yerde Allah'ı Anarak Gözleri Yaşarmak:

 

ورَجُلٌ ذَكَرَ اللَّه خالِيًا فَفَاضَتْ عَيْنَاهُ

Allah’ı tek başına zikrederken gözlerinden yaş boşanan kimse.”

 

يَا اَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اذْكُرُوا اللَّهَ ذِكْرًا كَثيرًا () وَسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَاَصِيلًا

Ey inananlar! Allah'ı çokça zikredin. Ve O'nu sabah-akşam tesbih edin.[ Ahzab, 33/41-42.]

 

Allah her zaman ve her yerde anılır. Ancak tenha yerde Allah’ın anılması gösterişten uzak bir davranıştır. Tenha bir yerde Allah’ı anarak gözlerin yaşarması, hem Allah’tan korkmanın hem de O’na duyulan derin bir saygının ifadesidir.

 

مَا عَمِلَ الْعَبْدُ عَمَلًا أَنْجَى لَهُ مِنْ عَذَابِ اللَّهِ مِنْ ذِكْرِ اللَّهِ تَعَالَى

 

"Kul, kendini Allah'ın azabından kurtarmada zikrullahtan daha müessir bir ameli işlememiştir."[tirmizi]

 

Peygamberimiz (SAV) şöyle buyurur:

 “Allah katında iki damla ve iki izden daha sevimli bir şey yoktur:

 Allah korkusundan dolayı akan yaş ve Allah yolunda dökülen kan damlaları. İki ize gelince: Allah yolunda (savaşırken) alınan yara izleri ile Allah’ın farzlarından birini ifa ederken meydana gelen izlerdir.”

 

      Allah korkusundan ağlamak konusu üzerinde pek çok hadisler vardır. Bu hadislerden bir tanesini daha naklederek bu konuyu tamamlamış olalım.

 

Peygamberimiz (SAV) buyuruyor:

 “Sağılan süt memeye girmediği gibi Allah korkusundan ağlayan kimse de cehenneme girmez. Allah yolunda savaşırken meydana gelen tozla cehennemin dumanı birleşmez.”

 

Hz. Peygamber bir gün soruyor:

 

أَلَا أُنَبِّئُكُمْ بِخَيْرِ أَعْمَالِكُمْ، وَأَزْكَاهَا عِنْدَ مَلِيكِكُمْ، وَأَرْفَعِهَا فِي دَرَجَاتِكُمْ وَخَيْرٌ لَكُمْ مِنْ إِنْفَاقِ الذَّهَبِ وَالْوَرِقِ، وَخَيْرٌ لَكُمْ مِنْ أَنْ تَلْقَوْا عَدُوَّكُمْ فَتَضْرِبُوا أَعْنَاقَهُمْ وَيَضْرِبُوا أَعْنَاقَكُمْ؟

"Size amellerinizin en iyisini, melikiniz katında en temizini, derece bakımından en yükseğini bildireyim mi? Ki bu amel, sizin altın ve gümüş infakınızdan; düşmanla karşılaşmanızdan ve onlarla vuruşup sonunda onların sizin boynunuzu sizin de onların boyunlarını vurmanızdan daha hayırlıdır."

 

 قَالُوا: بَلَى. قَالَ: «ذِكْرُ اللَّهِ تَعَالَى»

 

Sahâbiler: «Evet» deyince Allah Rasûlü "Allah'ı zikretmek" buyurdu.

[ıbn mace tirmizi]

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SELIM BİR KALP SAHİBİ OLABİLMEK

BAYRAMI TADINDA YAŞAMA

Aile hakkında