Son peygamber Hz. muhammed Sav.
Son peygamber Hz. muhammed Sav.
Peygamberler sav. beşerdir
Kur’an-ı Kerim’de Peygamberimiz (s.a.v.) beşer
yönüne şöyle vurgu yapmaktadır:
قُلْ اِنَّـمَٓا اَنَا۬ بَشَرٌ مِثْلُكُمْ يُوحٰٓى اِلَيَّ اَنَّـمَٓا
اِلٰهُكُمْ اِلٰهٌ وَاحِدٌ فَاسْتَق۪يمُٓوا اِلَيْهِ وَاسْتَغْفِرُوهُۜ وَوَيْلٌ
لِلْمُشْرِك۪ينَۙ
“De ki: “Ben de sadece
sizin gibi bir beşerim; bana ilahınızın tek ilah olduğu vahyedilmiştir, doğruca
O’na yönelin, O’ndan bağışlanma dileyin. Allah’a ortak koşanların vay haline!”
Ahlakın zirvesi
Hz. Peygamber (s.a.s.)
güzel ahlâkı tamamlamak için gönderilmiştir.
وَاِنَّكَ لَعَلٰى خُلُقٍ عَظ۪يمٍ
“Sen elbette büyük ahlâk sahibisin.” (Kalem Sûresi , 4)
Hz. Âişe (r.anhe), onun
ahlâkını soran Sa’d İbni Hişâm (r.a.)’ya:
كَانَ خُلُقُهُ الْقُرْآنَ
"Peygamberin ahlâkı (yaşayışı), Kur‘ân'dan
ibâretti" cevabını verdi. (Ahmed b. Hanbel, Müsned V, 163.)
Hz. Peygamber (s.a.s.)
şöyle buyurmuştur:
إنَّما بعثتُ لأتمِّمَ مَكارِمَ
الأخلاقِ
“Ben, ( sadece)
güzel ahlâkı tamamlamak (uygulamak) için gönderildim.” (İbn Hanbel, II, 381)
Alemlere rahmet
Aynı
şekilde Yüce Allah, Hz. Peygamber’i hem fertlerin iç dünyasını aydınlatmak,
onları günahlarından arındırmak hem de topluma iyilikten yana olmayı, iyiliği
egemen kılmayı öğretmek için görevlendirdi. O, Rabbimizin
وَمَٓا
اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ
“Seni ancak
âlemlere rahmet olarak gönderdik”. (Enbiyâ, 21/107)
Mükemmel bir örnektir
ayetinde ifade ettiği gibi bütün bu yönleriyle
âlemler için bir rahmetti.
Peygamberimiz
(s.a.s.) müminler için mükemmel bir örnektir.
لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ
أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِّمَن كَانَ يَرْجُو اللَّهَ وَالْيَوْمَ الْآخِرَ وَذَكَرَ
اللَّهَ كَثِيراً
“Sizin için, Allah’ı ve âhiret gününü
umanlar, Allah’ı çokça ananlar için Allah’ın peygamberinde en mükemmel örnek
vardır.” Ahzâb Sûresi, 21
Sevgi ve muhabbetin kaybağı
Allah’ın mağfireti ve sevgisini
kazanmak Peygamberimiz (s.a.s.)’e tabi olmakla mümkündür.
قُلْ إِن كُنتُمْ
تُحِبُّونَ اللّهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللّهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ
ذُنُوبَكُمْ وَاللّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
“De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana
uyunuz ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.” (Âl-i İmrân sûresi 3/31)
İnsanlığa düşkün bir peygamber
Hz. Peygamber (s.a.s.) mü’minlere çok düşkündür,
müminlere karşı şefkat ve merhamet doludur.
لَقَدْ جَٓاءَكُمْ رَسُولٌ مِنْ اَنْفُسِكُمْ عَز۪يزٌۘ
عَلَيْهِ مَا عَنِتُّمْ حَر۪يصٌ عَلَيْكُمْ بِالْمُؤْمِن۪ينَ رَؤُ۫فٌ رَح۪يمٌ
فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِيَ اللّٰهُۘ لَٓا اِلٰهَ
اِلَّا هُوَۜ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظ۪يمِ
“Andolsun, size içinizden öyle bir
peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona ağır gelir, size çok düşkündür, müminlere karşı şefkat ve merhamet doludur.
Buna rağmen yüz çevirirlerse de ki: Allah bana yeter, O’ndan başka tanrı
yoktur, ben yalnız O’na güvenip dayanırım; O, büyük arşın sahibidir.” (Tevbe, 9/128-129)
Câbir (r.a.)’den
rivayet edildiğine göre, Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:
مثَلِي ومثَلُكُمْ كَمَثَل رجُلٍ أَوْقَدَ نَاراً
فَجَعَلَ الْجَنَادِبُ وَالْفَراشُ يَقَعْنَ فيهَا وهُوَ يذُبُّهُنَّ عَنهَا
وأَنَا آخذٌ بحُجَزِكُمْ عَنِ النارِ ، وأَنْتُمْ تَفَلَّتُونَ منْ يَدِي
“Benim ve sizin durumunuz, ateş
yakıp da, ateşine cırcır böcekleri ve pervaneler düşmeye başlayınca, onlara
engel olmaya çalışan adamın durumuna benzer. Ben sizi ateşten korumak için
kuşaklarınızdan tutuyorum, siz ise benim elimden kurtulmaya, ateşe girmeye
çalışıyorsunuz.” (Müslim, Fezâil 19. Ayrıca bk. Buhârî, Rikâk 26; Tirmizî,
Edeb 82)
Peygamberi takip etmemek
pişmanlıktır
Hz. Peygamber (s.a.s.)’e tabi
olmayanlar kıyamet günü pişmanlık duyacaklardır.
وَيَوْمَ يَعَضُّ الظَّالِمُ عَلٰى يَدَيْهِ يَقُولُ يَا
لَيْتَنِي اتَّخَذْتُ مَعَ الرَّسُولِ سَب۪يلاً
يَا وَيْلَتٰى لَيْتَن۪ي لَمْ اَتَّخِذْ فُلَاناً
خَل۪يلاً
لَقَدْ اَضَلَّن۪ي عَنِ الذِّكْرِ بَعْدَ اِذْ
جَٓاءَن۪يۜ وَكَانَ الشَّيْطَانُ لِلْاِنْسَانِ خَذُولاً
“O gün zâlim olan kimse ellerini
ısıracak, ah keşke ben de peygamberle beraber bir yol tutsaydım. Vay bana!.
Keşke falanı dost edinmeseydim. Bana Kur’an gelmişken, gerçekten beni ondan o
saptırdı. Şeytan insanı yapayalnız, yardımcısız bırakır” diyecektir (Furkân sûresi, 27
Kurandan sonra ikinci kaynağımz
sünneti rasul dür
Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle
buyurulmaktadır:
وَمَا آتَاكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهَاكُمْ
عَنْهُ فَانتَهُوا
“Peygamber size ne verirse onu alın,
neyi yasaklarsa ondan da kaçının!” [Haşr sûresi (59), 7].
Yüce Allah Peygamberimize “helal ve haram kılma” görevi vermiştir.
وَيُحِلُّ لَهُمُ الطَّيِّبَاتِ وَيُحَرِّمُ عَلَيْهِمُ الْخَبَٓائِثَ
“…(O ümmî
Peygamber), onlara temiz şeyleri helal, pis şeyleri haram kılar...” (Araf, 157.
bk. Tevbe, 29) anlamındaki âyet bunun açık delilidir
Kur'ân’ı Kerim’de yer almadığı halde Peygamberimizin haram olduğunu
bildirdiği bir çok husus vardır.
Mesela; bir kadının teyzesi, halası, kız ve erkek
kardeşlerinin kızları ile bir nikah altında bulundurulması[1],
(Buhârî, Nikah, 27) ehli merkep, (Müslim, Sayd, 24) katır, aslan, kaplan, fil, kurt, maymun, köpek gibi pençesi bulunan vahşi
hayvanların; kartal, atmaca, şahin ve doğan gibi tırnaklarıyla avlanan yırtıcı
kuşların ve fare, köstebek ve akrep gibi haşeratın etlerinin yenilmesi (Ebu Davud, Et’ıme, 33) erkeklerin
altın zinet takınmaları ve ipek elbiseler giymeleri, altın ve gümüş kaplardan
su içilmesi ve yemek yenilmesi (Tirmizi,
Libas, 1-2) Peygamberimiz
tarafından yasaklanmıştır.
([1]
Nisa
suresinde evlenilmesi haram olanlar 23-24 ayetlerinde sayılmış sonra “bunlardan
ötesi size helal kılındı” denilmiştir. Ayetlerde, hadiste zikredilen kadınlar
yoktur. Dolayısıyla bu hadis, 4/24 ayetini tahsis etmektedir. (M. Ebu Zehra))
Peygambere sevmek ona
tabi olmaktır
فَإِنْ تَنَازَعْتُمْ فِي شَيْءٍ فَرُدُّوهُ إِلَى
اللّهِ وَالرَّسُولِ إِنْ كُنتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ اْلآخِرِ
“Allah’a ve ahiret gününe
inanıyorsanız, anlaşmazlığa düştüğünüz konuları Allah’a ve Resûlü’ne arz
ediniz!” [Nisâ sûresi,
59].
فَلاَ وَرَبِّكَ لاَ يُؤْمِنُونَ حَتَّىَ يُحَكِّمُوكَ
فِيمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ لاَ يَجِدُوا فِي أَنْفُسِهِمْ حَرَجًا مِّمَّا
قَضَيْتَ وَيُسَلِّمُوا تَسْلِيمًا
“Hayır Rabbine andolsun ki onlar,
aralarında çıkan anlaşmazlıklarda seni hakem tayin edip verdiğin hükmü,
içlerinde hiç bir sıkıntı duymadan kabul edip teslim olmadıkları sürece tam
mü’min olamazlar” [Nisâ sûresi, 65].
Peygambere tabi olmak
em akli hem zarurıdir
İmam-ı
Gazali bu hususta şöyle der:
“İnsan aklı,
öldürücü zehirle faydalı ilaçlan birbirinden ayırmaya yetmediği ve mutlaka bir
doktora veya eczacıya ihtiyaç duyduğu gibi, dünya ve âhirette kendisini
kurtuluşa erdirecek inanç ve amelleri de kendi başına bilip bulamaz. Kendisini
felâkete düşürecek işlerden, saadete ulaştıracak işleri açık olarak ayıramaz.
Mutlaka bir rehbere ihtiyaç vardır. O rehber de peygamberlerdir.” (Gazali, İhya, I, 291.)
İşte bu ve benzeri sebeplerle Allah rahmetinin bir sonucu
olarak peygamberler göndermiştir:
وَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا
رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ
“Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak
gönderdik” (Enbiya,
107)
لَقَدْ مَنَّ اللّٰهُ عَلَى الْمُؤْمِنٖينَ اِذْ
بَعَثَ فٖيهِمْ رَسُولاً مِنْ اَنْفُسِهِمْ يَتْلُوا عَلَيْهِمْ اٰيَاتِهٖ وَيُزَكّٖيهِمْ
وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَۚ وَاِنْ كَانُوا مِنْ قَبْلُ لَفٖي ضَلَالٍ
مُبٖينٍ ﴿١٦٤﴾
Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah’ın âyetlerini
okuyan, onları arındıran, onlara kitap ve hikmeti öğreten bir peygamber
göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Hâlbuki daha önce
onlar, apaçık bir sapkınlık içinde bulunuyorlardı. Âl-i İmrân Suresi – 164

Yorumlar
Yorum Gönder
Lütfen eleştiri, yorumlarınızı iletin. Saygılar!