RÜŞFET VE YOLSUZLUK
RÜŞFET VE YOLSUZLUK
وَلاَ
تَأْكُلُواْ أَمْوَالَكُم بَيْنَكُم بِالْبَاطِلِ وَتُدْلُواْ بِهَا إِلَى
الْحُكَّامِ لِتَأْكُلُواْ فَرِيقاً مِّنْ
أَمْوَالِ
النَّاسِ بِالإِثْمِ وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ
“Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere
yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için
onları hakimlere (işbaşındakilere)
(rüşvet olarak) vermeyin.” [Bakara, 2/188]
‘Rüşvet’, hakkı yok etmek veya batılı revaçta göstermek için
yahut mutlaka maksadı temin için hakkı olmayan kimseye verilen para ve
kıymetlere denir. [Ahlâk Lügatçesi, Ö. N. Bilmen.]
Râşi’, rüşvet veren, ‘mürteşî’ de rüşvet alan demektir.
Bazı rivayetlerde ‘râiş’ de zikredilmiştir ki, bu işte aracılık yapan
demektir.
لَعْنَةُ
اللَّهِ عَلَى الرَّاشِي وَالْمُرْتَشِي “
Allah’ın laneti, rüşvet verenin ve rüşvet
alanın üzerine olsun." [Ahmed b. Hanbel, Ebu Davud, Tirmizi, İbni Mâce, K.
Ahkâm, 2304]
Ahmed, Sevbân’dan şöyle dediğini rivayet etti:
“Rasulullah SallAllah’u Aleyhi Vesellem rüşvet
verene, rüşvet alana ve rüşvete yardım edene yani ikisi arasında gidip gelene
lânet etti.”[ Ahmed b. Hanbel]
Rüşvetin
gizliside acığıda haramdır
Rüşvet ve
yolsuzluk, dinimizde haram kılınmış ve büyük günahlardan
sayılmıştır.
Bu tür fiiller gizli yapılıyor olsa da Yüce
Rabbimiz bizim gizli ve aşikâr bütün yaptıklarımızdan haberdardır.Yüce Rabbımız
En’am Suresinde şöyle buyurmaktadır:
وَعِندَهُ
مَفَاتِحُ الْغَيْبِ لاَ يَعْلَمُهَا إِلاَّ هُوَ وَيَعْلَمُ مَا فِي الْبَرِّ
وَالْبَحْرِ وَمَا تَسْقُطُ مِن وَرَقَةٍ إِلاَّ يَعْلَمُهَا وَلاَ حَبَّةٍ فِي
ظُلُمَاتِ الأَرْضِ وَلاَ رَطْبٍ وَلاَ يَابِسٍ إِلاَّ فِي كِتَابٍ مُّبِينٍ
“...O,
karada ve denizde ne varsa bilir. O’nun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez. O
yerin karanlıkları içindeki tek bir daneyi dahi bilir.”[ En’am,6/59 ]
Rüşvet
toplumsal bir hastalıktır.
Rüşvetin yaygınlaştığı yerlerde halkın
birbirine ve devlete karşı besledikleri güven duygusu yok olur.
Herkes yapılan işlerden, özellikle
mahkemelerde verilen kararlardan şüphe eder; her işin, her kararın arkasında
rüşvet var zanneder, rüşvetsiz iş yapılmayacağına inanır. Bu inanca namuslu
insanların da kapılması, rüşveti toplumsal bir felaket haline getirir.
Rüşvet dört
kısım da ele alınabilir.
1- Hakim veya idareci olabilmek için verilen
rüşvet.
2- Hakimin lehinde hüküm vermesini sağlamak
için verilen rüşvet.
3- Bir kimse ile idarecinin arasını düzeltmek
karşılığında üçüncü kişiye verilen rüşvet.
Burada rüşvet veren ya idareciden gelecek bir
zararı önlemek veya meşru bir menfaat elde etmek istemektedir.
4- Bir kimsenin malına ve canına bir zarar
vereceğinden korktuğu kişiye verdiği rüşvet.
Birinci ve ikinci maddede tarafların her ikisi için de vermek veya almak
haramdır.
Üçüncü madde yalnız alana haram, verene haram değildir.
Dördüncü
maddede de hüküm aynıdır. Çünkü bir müslümanın
müslüman kardeşinin malına canına zarar vermemesi gerekir.
Nitekim Hz.
Peygamber (s.a.s)
Din`e dil uzatan şairlere ve aleyhte
bulunmalarını istemediği kimselere bir şeyler verirdi. Bu konuda müellefe-i
kulub'a zekattan pay verilmiş olması yeterli bir delildir (İbn Abidin, IV, 303,
vd., V, 272).
Elde edinilmek
istenilen şeyler hakk edilen şeyler cinsinden olmalı
يَا أَيُّهَا
الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَأْكُلُواْ أَمْوَالَكُمْ بَيْنَكُمْ بِالْبَاطِلِ إِلاَّ
أَن تَكُونَ تِجَارَةً عَن تَرَاضٍ
مِّنكُمْ وَلاَ تَقْتُلُواْ أَنفُسَكُمْ
إِنَّ اللّهَ كَانَ بِكُمْ رَحِيماً
Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl
yollarla yemeyin. Ancak karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle olursa başka.
Kendinizi helak etmeyin. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir.[ Nisa,4/29]
Kişinin en
hayırlı olanı el emeği ile elde ettiği şeydir
Rasulullah sav.
وعن
الْمِقْدَامْ بن معدي كربْ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: قالَ رَسُولُ اللّهِ( ﺹ): مَا
أكَلَ أحَدٌ طَعَاماً قَطُّ خَيراً مِنْ أنْ يَأكُلَ مِنْ عَمَلِ يَدِهِ، وَإنّ
نَبِىَّ اللّهِ دَاوُدَ عَليْهِ السَّمُ كَانَ يأكُلُ مِنْ عَمَلِ يَدِهِ
Mikdâm İbnu Ma'dikerb (radıyallahu anh)
anlatıyor:
"Resulullah aleyhissalâtu vesselâm
buyurdular ki:"(Benî Adem'den) hiç kimse elinin emeğinden daha hayırlı bir
taamı asla yememiştir. Allah'ın peygamberi Dâvud aleyhisselâm elinin emeğini
yerdi."[ Buhari, Sahih, Büyû 15 , (III, 9)]
لأَنْ يَأْخُذَ
أَحَدُكُم أَحبُلَهُ ثُمَّ يَأْتِيَ الجَبَلَ ، فَيَأْتِيَ بحُزْمَةٍ مِن حَطَبٍ
عَلى ظَهِرِهِ فَيَبيعَهَا ، فَيَكُفَّ اللَّه بها وَجْهَهُ ، خَيْرٌ لَهُ مِنْ
أَن يَسأَلَ النَّاسَ ، أَعطَوْهُ أَوْ مَنَعُوهُ
“Herhangi birinizin iplerini alıp dağa gitmesi
ve sırtına bir bağ odun yüklenip getirerek onu satması ve Allah’ın bu sebeple
onun yüzsuyunu koruması, verseler de vermeseler de insanlardan bir şeyler
dilenmesinden çok hayırlıdır.” (Buhari, Zekat 50)
Hz Peygamber sav.
“Ey insanlar! Allah’tan (hakkıyla) sakının ve
(rızkınızı) ararken güzel yollarla arayın. Zira hiç kimse, rızkını elde etmeden
ölmeyecektir, gecikse bile (rızkına kavuşacaktır). Allah’tan (hakkıyla) sakının
ve (rızkınızı) ararken güzel yollarla arayın. Helâl olanı alın, haram olanı
terk edin.” (İbn Mâce, Ticâret, 2)
Hz. Peygamber rüşvet
alana da verene de lanet etmiştir
عن أبي هريرة وابن عَمْرو بْنِ الْعَاصٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْهم قال: - لَعَنَ رسولُ اللهِ صلَّى اللهُ عليه وسلَّمَ
الراشِيَ والمرْتَشِيَ في الحكْمِ ".
َ
Ebu Hüreyre, İbnu Amr İbni'l-Âs radıyallahu anhüm anlatıyor:
"Resûlullah (SAV); hükümde rüşvet alan ve rüşvet veren [ve aracılık eden]
kimseyi lanetlemiştir."[ ] Tirmizî, Ahkâm 9, (1336) (III,622)]
في االحكم
“yönetimde” hüküm vermede
Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurur:
“Ateşte
yanmaya en layık olan şey ‘SUHT’ yoluyla elde edilen kazancın hasıl ettiği
ettir.”
Huzurda bulunanlar: ‘Ey Allah'ın Resûlü suht
da nedir?’ diye sorarlar.
Hz. Peygamber (s.a.v.) : “Hüküm vermede alınan
rüşvettir.” cevabını verir.
Rüşvet faiz gibidir
“Kim bir kardeşi için aracı olur, kardeşi
bunun karşılığında kendisine bir hediye sunar, o da bunu kabul ederse, faiz
kapılarından büyük bir kapıyı aralamış olur.” (Ebû Dâvûd, Büyû’ (İcâre), 82;
İbn Hanbel, V, 261)
Rüşvet
eyleminin doğurduğu sıkıntılar
-
Siyasî ve sosyal hayatlarımızda ciddî bir çıkmaz meydana
getirir. Zira rüşvet bir çok hastalığın baş sorumlulusudur
-
Toplumda dengeli dağılımı önler
-
Toplumu kemiren faiz sisteminin oluşmasına ve
yaygınlaşmasına sebebiyet verir
-
Rüşvet Toplumda adaletsizliği, haksız kazancı, ehil
olmayanları ehliyet sahibi, hakkı
olmayanları hak sahibi ve toplumdaki dengesiz mal ve gelir dağılımı gibi
sebeplere neden olur
-
Rüşvet toplumda
yaneten ile yönetenlerin birbirine olan güvenini yok eder kin nefret ve
haset tohumlarının gelişmesine sebeb olur
-
Rüivet toplumda ruhi ve ahlaki çöküntüye sebebiyet verir.
Buda diğer günahların kapısını açar faiz gibi vs…
-
Rüşvet toplumda birlik ve beraberliğin kopmasına
sebebiyet verir
Murakabe
Bilinci İnsanı Rüşvetten Korur:
لَهُ
مُعَقِّبَاتٌ مِنْ بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِهِ يَحْفَظُونَهُ مِنْ أَمْرِ
اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ لَا يُغَيِّرُ مَا بِقَوْمٍ حَتَّى يُغَيِّرُوا مَا
بِأَنْفُسِهِمْ وَإِذَا أَرَادَ اللَّهُ بِقَوْمٍ سُوءًا فَلَا مَرَدَّ لَهُ وَمَا
لَهُمْ مِنْ دُونِهِ مِنْ وَالٍ
“İnsanı
önünden ve ardından takip eden melekler vardır. Allah’ın emriyle onu korurlar.
Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu
değiştirmez. Allah, bir kavme kötülük diledi mi, artık o geri çevrilemez. Onlar
için Allah’tan başka hiçbir yardımcı da yoktur.”
Ra’d Suresi 11
Toplumun her
türlü istikrar ve birlikteliği adalete bağlıdır
Adaletin İşleyişi:
a) Tarafsız almalı, b) Güçlünün değil haklının
yanında olmalı,
c) Somut delillere göre hüküm vermeli,şüphe,tahmin,öngörü
de adalet tahakkuk etmez.
d) Adalet Gecikmemeli, e)Verilen hüküm işlenen
suca denk olmalı
f)
Vicdani olmalı g) Her hususta insanlar hakkı olanı talip olmalı
ğ)
Rüşvet ve meşru olmayan hediyeler ile hakkı olmaya şeyleri talep edenlere fırsat
vermemeli
يَٓا اَيُّهَا
الَّذٖينَ اٰمَنُوا كُونُوا قَوَّامٖينَ لِلّٰهِ شُهَدَٓاءَ بِالْقِسْطِؗ وَلَا
يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَاٰنُ قَوْمٍ عَلٰٓى اَلَّا تَعْدِلُواؕ اِعْدِلُواࣞ هُوَ
اَقْرَبُ لِلتَّقْوٰىؗ وَاتَّقُوا اللّٰهَؕ اِنَّ اللّٰهَ خَبٖيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ
Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta
tutun, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Herhangi bir topluluğa duyduğunuz
kin, sizi adaletsiz davranmaya itmesin. Adaletli olun; bu, takvâya daha
uygundur. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır. Mâide Suresi - 8
İdareciler
rüşvet konusunda hassas olmak zorundadır
Rüşvet, haram olma hususunda; yöneticilere, âmillere ve
benzerlerine verilen hediyeye benzemektedir.
Hatta bazıları o hediyeleri rüşvetten
saymışlardır. Çünkü karşılıksız olarak yapılması zorunlu olan bir işin
yapılması için, kendisine yapılan kişiden alınan mal oluşu bakımından o hediye
ve rüşvet birbirine benzemektedir.
Nitekim Buhari, Ebu Hâmid el-Sâ’idî’den şunu
rivayet etti:
“Nebi
SallAllah’u Aleyhi Vesellem, İbn el-Lütbeyye’yi, Beni Selim kabilesinin
zekâtlarını toplamak işine âmil tayin etti. Rasul SallAllah’u Aleyhi
Vesellem’e, gelince ona şöyle hesap verdi:
“Bu
size aittir. Bu da bana hediye edilendir.” Bunun üzerine Rasulullah SallAllah’u
Aleyhi Vesellem şöyle dedi:
فَهَلا
جَلَسْتَ فِي بَيْتِ أَبِيكَ وَبَيْتِ أُمِّكَ حَتَّى تَأْتِيَكَ هَدِيَّتُكَ إِنْ
كُنْتَ صَادِقًا ثُمَّ قَامَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّه عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
فَخَطَبَ النَّاسَ وَحَمِدَ اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ ثُمَّ قَالَ أَمَّا بَعْدُ
فَإِنِّي أَسْتَعْمِلُ رِجَالاً مِنْكُمْ عَلَى أُمُورٍ مِمَّا وَلانِي اللَّهُ
فَيَأْتِي أَحَدُكُمْ فَيَقُولُ هَذَا لَكُمْ وَهَذِهِ هَدِيَّةٌ أُهْدِيَتْ لِي
فَهَلا جَلَسَ فِي بَيْتِ أَبِيهِ وَبَيْتِ أُمِّهِ حَتَّى تَأْتِيَهُ هَدِيَّتُهُ
وَاللَّهِ لا يَأْخُذُ أَحَدُكُمْ مِنْكم شَيْئًا بِغَيْرِحَقِّهِ إِلا لقي
اللَّهَ يَحْمِلُهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ
“Doğruysan söyle! Sen babanın ve annenin
evinde otursaydın o hediyen gelir miydi?
Sonra Rasul SallAllah’u Aleyhi Vesellem ayağa kalkıp Allah’a hamd ve
senâdan sonra insanlara hitap etti. Şöyle dedi: “Ben sizden bir adamı, Allah’ın
bana yüklediği bazı işlerin üzerine görevli tayin ediyorum. Sonra biriniz bana
gelip, bu sizin için, bu da bana hediye edilen hediyedir, diyor. Doğruysa
söyleyin, o babası ve annesi evinde otursaydı, ona hediyesi gelir miydi?
Allah’a yemin olsun ki; sizden birisi hakkı olmaksızın ondan bir şey alırsa,
Kıyamet Günü Allah’a onun sorumluluğunu taşıyarak gelir.”[ Buhari, K.
Hayl, 6464]
Rasulullah
hediyeleşmeyi ancak iyilik ve birleştirici olması halinde musade etmiştir
Rasûlullah (s.a.v.), hediyede gözü kör, kulağı
sağır, kalbi bağlı kılan gücü gördüğü için adalete, dürüst icraata mani olacak
hediyeleşmeyi yasaklamıştır:
“İhsan, sıla-ı rahme vesile olduğu müddetçe
alın. Dine karşı bir rüşvete dönüşünce sakın hediye kabul etmeyin.”[ İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:
16/240-241.]
- Bureyde’den, Nebi SallAllah’u Aleyhi
Vesellem’in şöyle dediği rivayet edildi:
مَنِ
اسْتَعْمَلْنَاهُ عَلَى عَمَلٍ فَرَزَقْنَاهُ رِزْقًا فَمَا أَخَذَ بَعْدَ ذَلِكَ
فَهُوَ غُلُولٌ
“Biz, kimi bir işe görevlendirip de maişetini
temin edersek, onun ondan sonra aldığı ihanet lokmasıdır.”[ Ebu Davud]
Nitekim Enes’ten, Nebi SallAllah’u Aleyhi
Vesellem’in şöyle dediği rivayet edildi:
هدايا العمال سحت “Âmillerin hediyeleri suhttur/yasal
olmayan maldır.”[ El Hutayb, Telhîs El-Müteşâbih’de tahriç etti]
Rivâyete göre,
Hz. Ömer (r.a.)'in oğlu Abdullah (r.a.) bir
deve satın alarak koruluğa salar ve orada deve semirir.
Hz. Ömer (r.a.) çarşıda gördüğü bu semiz
devenin kime ait olduğunu sorar. Oğlu Abdullah'ın olduğunu öğrenince onu
çağırtır. Oğlunu dinledikten sonra: ‘Müminlerin yöneticisinin oğlunun devesini
güdün, sulayın, semirtin... Olmaz böyle şey! Ey Abdullah deveyi sat, sermayeni
al, fazlasını devlet hazinesine (beytü’l-mal) koy’ der ve öyle yapılır.
Ömer İbnu
Abdil-Aziz'in Meyveyi reddetmesi
‘Bir gün Ömer İbnu Abdil-Aziz'in canı meyve
yemek ister, ancak sarayda ne meyve var, ne de meyve alacak para. (Belki de bu
durumun duyulması üzerine) Halîfe'ye hediye olarak meyve gelir.
Fakat Halife, meyveden bir tanesini alıp
kokladıktan sonra hediye tabağına tekrar bırakarak geri çevirir. Yanındakiler:
‘Hz. Peygamber (s.a.v.), Hz. Ebû Bekir (r.a.), Hz. Ömer (r.a.) hediye kabul
ederlerdi, sen niye etmiyorsun?’ diye sorarlar. O şu cevabı verir: ‘Hediye, Hz.
Peygamber (s.a.v.) zamanında hediye idi, fakat onlardan sonra memurlar hakkında
rüşvettir.’
Sahabenin
idareyi terk etmek istemesi
Başta Müslim'in Sahîh'i olmak üzere, hemen
hemen bütün hadis kitaplarında rivayet edilen bir olay üzerinde durduğumuz
konuyu aydınlatacağı için aynen aktarıyorum:
وعن عدىّ بن
عميرة الكندى رَضِىَ اللّهُ عَنْه قالَ: ]قالَ رسولُ اللّه #: مَنِ
اسْتَعْمَلْنَاهُ عَلى عَمَلٍ فَكَتَمَنَا مِخْيَطاً ، فَمَا فَوْقَهُ كَانَ
غُلُوً يَأتِى بِهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ، فقَامَ إلَيْهِ رَجُلٌ مِنَ ا‘نْصَارِ
فقَالَ: اقْبَلْ عَنَّى عَمَلَكَ يا رسُولَ اللّهِ. قالَ: وَمَالَكَ؟ قالَ:
سَمِعْتُكَ تَقُولُ كذَا وَكذَا. قالَ: وَأنَا أقُولُهُ انَ: مَنِ
اسْتَعْمَلْنَاهُ مِنْكُمْ عَلى عَمَلٍ فَلْيَجِئُ بِقَلِيلِِهِ وَكَثيرِهِ،
فََمَا أُوتِىَ مِنْهُ أخَذَ، وَمَا نُهِىَ عَنْهُ انْتَهى
Adiyy İbnu Amîre el-Kindî (radıyallâhu anh)
anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Bir işe me'mur tayin ettiğimiz kimse,
bizden bir iğne veya ondan daha küçük bir şeyi gizlemiş olsa, bu bir hiyanettir
(gulûl), kıyamet günü onu getirecektir."
Bunun üzerine, Ensar'dan bir zat kalkarak:
"Ey Allah'ın Resûlü! Vazifeyi benden geri
al!" dedi. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm):
"Sana ne oldu?" diye sordu:
"Senin (az önce şunu şunu) söylediğini
işittim ya!" deyince Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm):
"Ben onu şu anda tekrar ediyorum:
"Kimi memur tayin edersek az veya çok ne varsa bize getirsin. Ondan
kendisine ne verilirse alır, ne yasaklanırsa onu terkeder." [İbrahim
Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:6/426.]
Hz. Peygamber
(s.a.v)'in, Hz Muaz ibnu cebel`i uyarması
وعن معاذ بن
جبل رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: بَعَثَنِي رَسُولُ اللّهِ . الى اليَمَنِ فَلَمّا
سِرْتُ أرْسَلَ في أثَري فَرُدِدْتُ. فقال أتَدْري لِمَ بَعَثْتُ إلَيْكَ؟ قال: َ
تُصِيبَنَّ شَيْئاً بِغَيْرِ إذْني فَإنَّهُ غُلُولٌ، وَمَنْ يَغْلُلْ يَأتِ بِمَا
غَلَّ يَوْمَ الْقِيَامَةِ، لهذا دَعَوْتُكَ فَامْضِ لِعَمَلِكَ
Muâz İbnu Cebel (r.a.)'i Yemen'e vali tayin
ederken, konunun önemini vurgulayacak bir tarzda, rüşvetle alakalı olarak
verdiği talimat, memur atamalarında bu hususun özellikle hatırlatılmış
olacağını ifade etmektedir.
Hz.
Muâz (r.a.)'ın anlattığına göre Yemen'e vali olarak görevlendirildikten sonra,
(daha yola çıkmadan) Peygamber (s.a.v.), O’nu geri çağırtır. Peygamber
(s.a.v.)’in huzuruna girince:
“Seni
niye geri çağırdım biliyor musun?” diye sorar ve ekler: “Benim iznim olmadıkça
hiçbir şeye dokunmayacaksın.
Zîra, bu
gulûldür (devlet malından çalmak ve ihanet). Kim gulûlde bulunursa
Kıyamet günü çaldığı şeyle birlikte gelir.
İşte
bunu hatırlatmak için çağırdım. Haydi, işine git.” buyurdular.[ İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 14/89.]
Gulûl, lügat olarak hıyanet manasını taşırsa da, şer’i örfte
ganimet gibi (devlete, kamuya ait mala karşı yapılan hırsızlık ve) ihanete isim
olmuştur.
Rivayetlerden Hz. Peygamber (s.a.v.)'in sık
sık, özel şekilde gulûl meselesini el alıp, bunun din açısından ehemmiyetini
zihinlerde tespit etmeye çalıştığı anlaşılmaktadır.
Hayber
Yahudilerinin Abdullal ibn revaha`ya rüşvet teklif etmeleri
Rasûlullah (s.a.v.), Hayber Yahudilerinden,
ürünlerdeki İslâm Devleti'nin payını kendileriyle yapılan anlaşma şartlarına
uygun olarak alması için Abdullah İbn Revaha'yı gönderir.
Yahudiler buna rüşvet teklif eder. O: ‘Ey
Yahudi cemaati, Allah (c.c.)'a yemin olsun ki, siz benim yanımda insanların en
nefret edilenisiniz.’ der ve reddeder.
Onlar bu manzara karşısında: ‘Ey İbn Revaha!
Sen bu yaptığın (dürüstlük) sebebiyledir ki, semavat (gökler) ve arz (yer) ayaktadır’ diye
takdirlerini ifade ederler.[12]

Yorumlar
Yorum Gönder
Lütfen eleştiri, yorumlarınızı iletin. Saygılar!