Sorular

Önemli soru ve cevaplar

Bilmeden fetva verene, yer ve   gökteki melekler lanet eder.  [İbni Lal, İ. Asakir]


(İlim hazinedir. Anahtarı sual sormaktır. Sual sorun ki, Allahü teâlâ sizlere merhamet etsin. Çünkü sual sormakla dört kişi mükafat alır: Soran, cevap veren, dinleyen ve bunları seven.)
[Ebu Nuaym



-Ahir zaman diliminde fitneler karşısında ne Yapmalı?


 Hz. Peygamber (s.a.v), fitnenin gelişmesini şöyle açıklar:
"Fitne insanların kalbine (birden atılmaz). Hasır misali çöp çöp konur, örülür. Hangi kalbe bundan içirilse (yani ferdin istek ve iradesi ile tam bir şekilde girerse, bulaşırsa,
) onda siyah bir nokta hâsıl olur.
Hangi kalp de bunu reddederse onda beyaz bir leke  hâsıl olur. Bunlara arz ve semavat baki kaldıkça fitne zarar vermez.
Diğer  grubun kalbi siyahtır, bulanıktır, tıpkı (ateşte) kararmış tencere gibidir. Ne iyiyi iyi, ne kötüyü kötü kabul eder (cemiyetin hiçbir manevi değerlerini tanımaz). Hevayı nefsinden kendisine ne telkin edilirse onu bilir...”
  Öncelikle şunu ifade etmek lazım; Bazı hadis`i şerif`lerin anlaşılabilmesi, ifade ettiği zaman diliminde olma ve ifade edilen hallerle karşı karşıya kalma neticesinde tüm boyutuyla anlama imkanı sağlar. Bundan dolayidir ki, Rasulullah(sav) sonra meydana gelen fitneler karşısında Rasulullah(sav)`in ifade ettiği  hakikatleri yaşayan sahabiler, o hadislerin hakikatini anlamiş ona göre kendilerine yol tayin etmişlerdir.
O halde şunu söylemek sanırım yanlış olmaz. Bazı hadisler vardır ki! Rasulullah(sav)`ın döneminden  ziyade onlardan sonrakiler için vaaz edilmiş ve gerçek manada anlaşılması da bizatihi hadiseleri yaşayanlar tarafından anlaşılabilecek olmasıdır.
 Biz soruya cevap vermeye çalışırken kırmızı çizgileri aşmadan genelde bilinen şeyleri tekrar edeceğiz. Zira çoğu hakikat zikredilmesi yanında maalesef çeşitli etkenlerden dolayı uygulamada geri kalınmaktadır.
 Fitne hadiste de ifade edildiği gibi bir anda meydana gelmiyor, bir takım merhalelerden geçtikten sonra zuhur ediyor.Bu oluşum çeşitli merkezlerin toplumu, emelleri veya çıkarları hatta din adına kendi düşünceleri istikametinde insanları  yönlendirmesi adına hadiseleri  geniş bir kitleye veya topluluğa yayması neticesinde meydana geldiğidir.
 Çeşitli sebeplerle ortaya atılan fitne tohumları insanın kalbinde yeşerdiği ifade ediliyor. İşte bu inkişaf malesef kalbin bulanmasına, kişilerin iradeleri, emeller istikametinde yönlenmesine vesile oluyor. Eğer bu fitne tohumları reddedilir tastik edilmez ise kalp korunmuş kişi sağlam bir irade ile karar verme konumunda olmuş olur.
  Şöyle bir soru akla gelebilir!!!. Fitne olabilecek söylemleri veya hadiseleri nasıl anlarız?. Acık olan haramlara veya Islam topluma olumsuz  etki edecek söz ve davranışların hepsi buna dahildir.
 Haramlara kapı aralayacak hadiseler, aşırı gruplaşmalar, taassupculuk, milliyetcilik,haset,kin,nefret,menfaat,yersız maslahatcılık, insanın kalbinde şüphe hasıl eden işler,olumsuz isnatlar, menfaatperestlik, adaletsizlik, hadiselere müdahale de ahlak ve adalet kurallarını aşma, Dini emirlerde aşırı münakaşa, umumun  anlamakta zorlanacağı meseleleri umuma yayma, bariz icra edilen günahlar ve bunlara müsamaha gösterme veya bunları düzeltmede Rasulullah`ın(sav) tavsiyelerinin dışına çıkmak. vs........
 Dolaysiyle her türlü yönlendirmede Allah`ın hükümlerine, ferlerin ve toplumun hukukunu engelleyecek söz ve fiiller şu yada bu sebepten gözardı edilerek benimsenmemeli. Aksi halde bir çok olumsuz hadiselerin vuku bulmasına bizlerde vesile olabiliriz.
Eğer şu yada bu şekilde fitne hasıl olmuş, muslumanlar arasında bir kutuplaşma,cedelleşme aynı zamanda tüm toplumu etkisi altına alan insanları hakı yaşama ve yaşatma yerine savunma veya saldırı ortama hasıl olmuşsa ve hakikati tesbit ve tayın zorlaşmiş ise;
1-   Ümmet şuuru devamlı gündemde tutulmalı
2-   Amellerde mütedil olmalı şüpe uyandıran fillerden uzak durulmalı
3-   Her Türlü tarafgirlik söyleminden kacınılmalı
4-   İddaa edilen hususlar umumun maslahatı göz önünde bulundurularak gerekirse haklı olunan meselede davadan geri adım atılabilinmeli
5-   Bu meselelerle alakalı tarihsel hadiseler muzakere edilmeli
6-   Ehli sünnet cizgisi korunmalı bu cizgide olan bütün kardeşler arası tölerans geniş tutulmalı
6-   Karşılıklı ilişkiler asla ahlak ve adalet ölcüleri dışına taşmamalı
7-   Muhatap olunan olumsuz saldırılara aynı ile mukabele yerine sabır ve ibadetle meşkul olunmalı
8-   Bir şekilde hata yapılmış ise bu hatadan rucu etmeli ve bunu acıkca beyan etmeli
9-   Hakikati noktasında kesin bilgi olmayan hususlarda beyanlarda bulunulmamalı
10- Böylesi durumlarda emr-i bil mağruf neyh-i anil münker ümmetin vahdeti istikametinde yapılmalı




 

İslam kardeşliği nasıl olmalı?



عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ  رضى الله عنهما  قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم : الْمُسْلِمُ أَخُو الْمُسْلِمِ


Abdullah ibn Ömer radıyallahu anhumâ'dan rivâyet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:


"Müslüman müslümanın (din) kardeşidir..."


Her sistem gibi İslâm da kendi cemiyetini belli esaslar üzerine kur­muştur. İnançta tevhidi; cemiyette de uhuvveti yani kardeşliği esas al­mıştır. Dolayısıyla İslâm toplumu, sınırları İslâm imanıyla çizilmiş kardeşler topluluğudur. Bu topluluk ve kardeşliğe imandan başka hiç bir şey, me­sela ne ırk, ne renk ne de coğrafya sınır çizemez. İslâm kardeşliğinin ye­gâne belirleyici ön şartı "La ilahe illallah Muhammedur'r-rasulullah" de­mektir. Bu kelime-i tevhîd'i söyleyen herkes müslümandır ve öteki müslümanların din kardeşidir.

 

 İslam kardeşliği hakkında hadisler:



"Müslüman müslümanın (din) kardeşidir.

Müslüman müslümana zulmetmez.

Müslüman müslümanı başına gelen musibette terketmez, onu zâlimin zulmünde bırakmaz.

Müslüman, din kardeşine yardımda bulundukça Allah da ona yardımda bulunur.

Kim, bir müslümanın dünya darlığını giderip de sevindirirse, Allah da kı­yamet gününde onun sıkıntısını giderip mutlu eder.

Kim, dünyada müslüman kardeşinin ayıbını örterse, Allah da kıyamet gü­nünde onun ayıbını örter."

"Mü'minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve yekdiğerini ko­rumakta tek bir vücut gibidir. Vücudun herhangi bir uzvu rahatsız olursa, öteki organları da bu yüzden rahatsız olur ve uykusuz kalır."

"Mü'minler birbirlerine karşı, parçaları yekdiğerine kenetli sağlam bina gi­bidir."


 İslam kardeşleğinden doğan haklar yerine getirilmeli



"Karşılaştığında selâm ver. Dâvet edince, icâbet et. Nasihat istediğinde nasihat et. Aksırıp elhamdülilah deyince '"yerhamükellah" diye dua et. Hastalanınca ziyaretine git. Öldüğünde de me­zara kadar cenazesini teşyi et!"

 

Farklı görüş ve grupların bulunduğu günümüzde kardeşlik tavrı nasıl olmalı!?

Aslında bu şekildeki soruyu cevaplamak oldukça zor. Kardeşlikle alakalı kaideler kur`an ve sünnette açıkca beyan edilmiştir.
Malesef günümüzde bu kaideleri uygulama zorlukları yaşıyoruz, bunun sebebleri ise içinde bulunduğumuz ihtilaflar,bilgi eksikliği,dini yaşamadaki ihlassızlık, mevcut meşreb ve kurumların katı tutumları ve meselelerdeki çözüm, kuran ve sünnetteki hakikatler, bu kurumların ortaya koyduğu kuralların dışına cıkarılamaması sebeblereden bazıları.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SELIM BİR KALP SAHİBİ OLABİLMEK

BAYRAMI TADINDA YAŞAMA

Aile hakkında