İslam ve Tefekkür
Tefekkür etmenin hakikati
Onlar ki ayakta dururken, otururken ve uyumak için uzandıklarında Allah'ı anar, göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde inceden inceye düşünürler ve derler ki: “Ey Rabbimiz! Sen bunların hiç birini anlamsız ve amaçsız yaratmadın. Sen yücelikte sınırsızsın! Bizi ateş azabından koru!”الَّذِينَ يَذْكُرُونَ اللّهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلَىَ جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هَذا بَاطِلاً سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ
Tefekkür, dinimizde önemli bir ibadettir. Tefekkür,
günahlarını, mahlukları ve kendini düşünmek Allahü teâlânın yarattığı
şeylerden ibret almaktır. Kur’an-ı kerimde iyiler övülürken buyuruluyor
ki:
(Onlar ayakta iken, otururken, yanları üstüne
yatarken hep Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışını inceden
inceye düşünürler. “Ey Rabbimiz, sen bunları boşuna yaratmadın. Sen
[boş, manasız şeyler yaratmaktan] münezzehsin. Bizi Cehennem azabından
koru” derler.) [A. İmran 191]
Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
(Allahü teâlânın azameti, Cennet ve Cehennem hakkında bir an tefekkür, bir geceyi ihya etmekten iyidir.) [Ebuşşeyh]
(Tefekkür, ibadetin yarısıdır.) [İ. Gazali]
(Tefekkür gibi kıymetli ibadet yoktur.) [İbni Hibban]
(Biraz tefekkür, bir sene [nafile] ibadetten kıymetlidir.) [K. Saadet]
(“Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile
gündüzün birbiri ardından gelişinde [uzayıp kısalmasında] akıl sahipleri
için elbette ibret verici deliller var” [A. İmran 190.] âyeti varken
nasıl ağlamayım? Bu âyeti okuyup da tefekkür etmeyene yazıklar olsun!)
[İ. Hibban]
(Allahü teâlânın yarattıkları üzerinde düşünün, zatı hakkında düşünmeyin!) [Beyheki]
(Sükûtu tefekkür, bakışı ibret olup çok istigfar eden kurtuldu.) [Deylemi]
Âlimler buyuruyor ki:
Tefekkür, insanı bilgili eder. Bilgili olan da amel eder. (Vehb bin Münebbih)
Tefekkür, iyilik ve kötülüğünü gösteren bir aynadır. (Fudayl bin Iyad)
Allahü teâlânın azametini düşünen insan, Ona isyan edemez. (Bişr-i Hafi)
Tefekkür zekâyı açar. (İmam-ı Şafii)
Dünyayı düşünmek, ahirete perdedir. Ahireti düşünmek, gafletten kurtarıp hikmet konuşturur. (Ebu Süleyman Darani)
Her fırsatta Allahü teâlânın yarattıklarını
tefekkür etmelidir. Mesela eline bakmalı. Parmakları olmasaydı, bir şeyi
tutup alması ne kadar zor olurdu. Yahut parmakları hiç kıvrılmasaydı,
eller hiç olmasaydı, gözümüz olmasaydı, gözümüz başka yerde olsaydı,
halimiz nasıl olurdu? Tırnağın devamlı büyüdüğü gibi, dişlerimiz de
büyüseydi ne olurdu? Dişlerimiz kemikle beraber olsaydı, çürüyünce nasıl
çekilecekti? Saç uzadığı halde, kaşın ve kirpiğin uzamadığını
düşünmeli. İnsan kavak gibi büyüyüp gitseydi, ne olurdu? Bitkilerin,
meyvelerin yaratılışını, yıldızların, gezegenlerin bir ahenk içinde
oluşunu düşünmeli. Bunları ne kadar mükemmel yarattığı için Allahü
teâlâya hamd etmeli! Böylece insanın imanı da kuvvetlenir. Fakat devamlı
bunlarla uğraşıp da kendine gereken fıkıh bilgisini ihmal etmek ise çok
tehlikelidir.
Tefekkür, dört türlü olur:
1- Allahü teâlânın mahlûklarındaki güzellik ve faydaları düşünmek, Ona inanıp Onu sevmeye sebep olur.
2- Onun vaat ettiği sevapları düşünmek, ibadet yapmaya sebep olur.
3- Onun bildirdiği azapları düşünmek, Ondan korkmaya, kötülük etmemeye, günahtan kaçmaya sebep olur.
4- Onun nimetlerine, ihsanlarına karşılık,
nefsine uyarak günah işlediğini, gaflet içinde yaşadığını düşünmek,
Allah’tan utanmaya sebep olur. Allahü teâlâ, yerlerde ve göklerde
bulunan mahlûkları düşünerek ibret alanları sever.
Hazret-i Musa’nın ümmetinden biri, 30 sene
ibadet eder, bir bulut kendisini gölgeler. Bir gün bulut gelmez, güneşte
kalır. Annesi, (Bir günah işlemişsindir) der. Çocuk, (Hayır, günah
işlemedim) der. Annesi, (Göklere, çiçeklere bakıp da Yaratanın azametini
düşünmediysen, bundan büyük hata olur mu?) der.

Yorumlar
Yorum Gönder
Lütfen eleştiri, yorumlarınızı iletin. Saygılar!