Akraba hukuku
(Sila-i Rahim)
Bu mesele
önceki kavimlere emir edilmiş ve söz alınmıştır
وَإِذْأَخَذْنَا مِيثَاقَ بَنِي إِسْرَائِيلَ لاَ
تَعْبُدُونَ إِلاَّ اللّهَ وَبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسَاناً وَذِي الْقُرْبَى
وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينِ وَقُولُواْلِلنَّاسِ حُسْناً وَأَقِيمُواْ
الصَّلاَةَ وَآتُواْ الزَّكَاةَ ثُمَّ تَوَلَّيْتُمْ إِلاَّ قَلِيلاً مِّنكُمْ وَأَنتُم
مِّعْرِضُونَ
Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan
başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara
iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız,
zekâtı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek
sözünüzden döndünüz.(Bakara Suresi 83)
Allah sadece
kendisine ibadet edilmesin ve yakın veya uzak akrabaların hukukuna riazet
edilmesini ister
وَاعْبُدُوا
اللَّهَ وَلَا تُشْرِكُوا بِهِ شَيْئًا وَبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسَانًا وَبِذِي
الْقُرْبَى وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينِ وَالْجَارِ ذِي الْقُرْبَى وَالْجَارِ
الْجُنُبِ وَالصَّاحِبِ بِالْجَنْبِ وَابْنِ السَّبِيلِ وَمَا مَلَكَتْ
أَيْمَانُكُمْ إِنَّ اللَّهَ لَا يُحِبُّ مَنْ كَانَ مُخْتَالًا فَخُورًا
“Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak
koşmayın. Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak
komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, idare ve himayeniz altında olanlara iyi
davranın. Allah kendini beğenen ve daima böbürlenip duran kimseyi sevmez” [Nisa
Suresi 36]
Kavram ve
Kapsam Olarak Sıla-i Rahim
Sıla-i rahim;
gerek kan, gerekse evlilik veya süt emme vesilesiyle oluşan
hısımlara, yakınlara iyilikte ve yardımda bulunma, onlarla ilgilenme, akrabalık
bağlarını güçlendirip, koruma şeklinde tanımlanabilir.
İslâm'da
akrabalar;
1. Aynı sülbden gelenler (kan akrabaları)
2. Evlilikle kurulan (sıhrî akrabalar)
3. (Diğer hukuk sistemlerinden ayrı olarak)
Süt akrabaları olmak üzere üç kısımdır.
Süt akrabalığı, bir kimsenin süt çağındayken (iki yaşına kadar) sütünü
emdiği kadın ve akrabalarıyla kendisi arasında meydana gelen akrabalık bağıdır.
Meselâ: Sütünü emdiği kadın onun süt annesi
kocası süt babası çocukları da süt kardeşleri olur. İki yaşa kadar emilen süt
çocuğun vücut yapısını tamamladığı için, emzirenin bir parçası: emziren de
emenin-tıpkı öz annesi gibi- bir annesi durumundadır.
Peygamberimiz(sav)
Süt akrabalarına özel hürmet göstermiştir
-Hz Şeyma (r.a) Hüneyn Savaşından sonra
esirler arasından çıkararak hürmet etmesi
Hz. Şeyma’yı esirler arasında dolaşırken
gördüklerinde bu yüzden onu oradan uzaklaştırmak istediler”sen başımızın
tacısın,başkasın sen. Allah aşkına bırak onları kendi haline” dediler. Hz.
Şeyma “Bunu nasıl yaparım şu anda burada bulunanlar benim
kavmim,akrabalarım,gidemem yanlarından.
Rasulullah ile konuşmam lazım, beni onunla
görüştürün”dedi. Yaklaşık olarak yirmi yıldır birbirlerini görmüyorlardı. O
yirmi yıl boyunca asla iletişimi kesmemişlerdi, ama yüz yüze ilk kez karşılaşacaklardı.
Çadırdan içeri girip:
“Ya Resulullah ben senin süt kardeşin
Şeyma’yım” dedi.
Rasul:
“Delilin var mı?” diye sordu
“Ben seni sırtımda taşırken sen benim omzumu
ısırmıştın” dedi.
Hz. Peygamber onu tanıdı. Gözleri yaşardı.
Hemen üzerindeki ridasını çıkarıp serdi. Süt kardeşini onun üzerine oturttu.
Bu, karşıdaki kişiye sen çok özelsin demekti. Dedesi Abdulmuttalib’den kalan
bir adetti. İkram ve iltifatta bulundu. Ona şöyle dedi:
“İstersen benim yanımda kal. izzet,ikram ve
sevgi gör. İstersen kavminin yanına dön, mal vereyim istediğin kadar”
Hz.Şeyma O’na
“Yanlarına dönebileceğim bir kavmim yok. Hepsi
şu an burada esir. Kimsem kalmadı benim. Lütfen, söyleyin onlara iyi muamele
yapılsın” dediğinde
Resul;
“Huneynde kaç esirimiz var?” diye İkrime’ye
sordu.
“Altı bin civarında ya Resulullah!” cevabını
aldığında şöyle söyledi:
“Esirlerin altı binini de diyetsiz serbest
bırakın. Herkes dilediği yere gidebilir.”
Hz. Ümmü
eymen(r.anha)
Henüz gençlik yıllarında Habeşistan’dan
Mekke’ye cariye olarak getirilmiş Peygamberimiz’in babası Hz. Abdullah’ın
yanında çalışmıştı. Hz. Abdullah, Âmine ile evlendikten sonra da onlara hizmet
etmeye devam etmiş, o ölünce Âmine’ye miras olarak kalmıştı. Peygamberimiz’in
dünyayı teşrifinin ardından da O’nun dadılık görevini üstlenmişti.
- Ümmü eymen(r.anha) hakkında (anamdan sonra anam) demiş. Cennet
kadınlarından bir kadınla evlenmek isteyen onunla evlensin demiştir.
Akrabada en
yakın olanlar
وَأُوْلُواْ الأَرْحَامِ بَعْضُهُمْ أَوْلَى بِبَعْضٍ فِي
كِتَابِ اللّهِ *
“…Birbirinin mirasçısı olan akraba (rahim
sahipleri), Allah’ın Kitab’ına göre birbirine daha yakındırlar” (Enfal, 8/75)
وَآتِ ذَا الْقُرْبَى حَقَّهُ وَالْمِسْكِينَ وَابْنَ
السَّبِيلِ وَلاَ تُبَذِّرْ تَبْذِيرًا
“Akrabaya, yoksula ve yolcuya hakkını ver ama
saçıp savurma!” (İsra, 26).
Sıla-i rahim dairesinin ilk halkasını oluşturan akrabalık bağlarının
devam ettirilmesi şu ayet-i kerime’de emredilmiştir:
اِنَّ اللّٰهَ يَاْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالْاِحْسَانِ
وَاٖيتَاٸِ ذِى الْقُرْبٰى وَيَنْهٰى عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنْكَرِ وَالْبَغْیِ
يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ
“Şüphesiz Allah adaleti, iyilik yapmayı,
yakınlara yardım etmeyi emreder. Hayâsızlığı, fenalığı ve azgınlığı da
yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.” (Nahl, 90)
Peygamberimiz(sav):
“Harcamaya kendinden başla. Artanı
çoluk-çocuğuna sarf eyle. Âilenden bir şey artarsa, bunu da yakınlarına harca.
Bunlardan arta kalanı da sağındaki solundaki komşulara ver!” (Bkz. Nesâî, Zekât
60, Büyû 84; Müslim, Zekât 41)
Akrabalık
hukukunu ihmal etmek kesmek büyük günahlardandır
يَا اَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمُ الَّذٖى
خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا
رِجَالًا كَثٖيرًا وَنِسَاءً وَاتَّقُوا اللّٰهَ الَّذٖى تَسَاءَلُونَ بِهٖ
وَالْاَرْحَامَ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَقٖيبًا
~ ~ ~Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten
yaratan ve ondan da eşini yaratan;
ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı
gelmekten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'a
karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah,
üzerinizde bir gözetleyicidir.(Nisa suresi 1)
Peygamberimiz(sav):
الرَّحِمُ مُعَلَّقَةٌ بِالْعَرْشِ. تَقُول: مَنْ وَصَلَنِي
وَصَلَهُ اللّهُ. وَمَنْ قَطَعَنِى قَطَعَهُ اللّه
“Rahm Arş’a tutunmuş, akrabalık Arş’ın Rabbine
sığınmış ve şöyle demiştir; 'Beni görüp gözeteni Allah gözetsin, benimle ilgiyi
kesenden de Allah rahmetini kessin.”[Buhari]
Peygamberimiz
(a.s)
"لاَ يَدْخُلُ الجَنَّةَ قَاطِعٌ"
“Akrabasıyla ilişkiyi kesen (cezasını çekmeden
veya affedilmeden) Cennet'e giremez”[Buhari]
Müslüman önce
allahla olan bağını pekiştirmeli ve akrabalık hukukunu bunun üzerine bina
etmelidir
الَّذِينَ يَنقُضُونَ عَهْدَ اللَّهِ مِن بَعْدِ مِيثَاقِهِ
وَيَقْطَعُونَ مَا أَمَرَ اللَّهُ بِهِ أَن يُوصَلَ وَيُفْسِدُونَ فِي الأَرْضِ
أُولَئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ
“Onlar, Allah’a verdikleri sözü,
pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah’ın korunmasını emrettiği bağları (imân,
akrabalık, beşeri ve ahlaki bütün ilişkileri) koparan ve yeryüzünde bozgunculuk
yapan kimselerdir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir” (Bakara,
227)
وَالصُّلْحُ خَيْرٌ Sulh her zaman hayırlıdır
Sila`i Rahim
yapmak imanın bir gereğidir
" مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ فَلْيُكْرِمْ ضَيْفَهُ ،
وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ فَلْيَصِلْ رَحِمَهُ ،
وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ فَلْيَقُلْ خَيْرًا أَوْ
لِيَصْمُتْ " .
“Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse
misafirine ikram etsin. Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse akrabasına
iyilik etsin. Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse ya faydalı söz söylesin
veya sussun!”[Buhari]
Müslüman
kendisi ile bağı koparandan bağı koparmaz
أَنَّ رَجُلًا قَالَ : يَا رَسُولَ اللَّهِ ! إِنَّ لِي
قَرَابَةً أَصِلُهُمْ وَيَقْطَعُونِي ، وَأُحْسِنُ إِلَيْهِمْ وَيُسِيئُونَ
إِلَيَّ ، وَأَحْلُمُ عَنْهُمْ وَيَجْهَلُونَ عَلَيَّ ؟
Bir adam Peygamberimize sordu:
- Ey Allah'ın elçisi, benim yakınlarım var. Ben
onları ziyaret ederim, onlar bana gelmez. Ben onlara iyilik ederim, onlar bana
kötülük eder. Ben onlara yumuşak davranırım, onlar bana kaba davranır.
Peygamberimiz(sav)
فَقَالَ : لَئِنْ كُنْتَ كَمَا قُلْتَ فَكَأَنَّمَا
تُسِفُّهُمْ الْمَلَّ ، وَلَا يَزَالُ مَعَكَ مِنْ اللَّهِ ظَهِيرٌ عَلَيْهِمْ مَا
دُمْتَ عَلَى ذَلِكَ ) رواه مسلم
“Eğer dediğin gibi isen, onlara sıcak kül
yutturmuş oluyorsun. Sen böyle davrandığın sürece, Allah’ın yardımı seninledir.”[muslim]
Hakiki Sıla`i
Rahim nasıl olur
لَيْسَ الوَاصِلُ بِالمُكَافِئ، وَلكِنَّ الوَاصِلَ الَّذِي
إِذَا قَطَعَتْ رَحِمُهُ وَصَلَهَا
“Akrabasının yaptığı iyiliğe aynıyla karşılık
veren, onları koruyup gözetmiş sayılmaz. Akrabayı koruyup gözeten adam,
kendisiyle ilgiyi kestikleri zaman bile, onlara iyilik etmeye devam
edendir.”[Riyazüs salihin]
وَلاَ يَأْتَلِ أُولُو الْفَضْلِ مِنْكُمْ وَالسَّعَةِ أَنْ
يُؤْتُوا أُولِي الْقُرْبَى وَالْمَسَاكِينَ وَالْمُهَاجِرِينَ فِي سَبِيلِ اللهِ
وَلْيَعْفُوا وَلْيَصْفَحُوا أَلاَ تُحِبُّونَ أَنْ يَغْفِرَ اللهُ لَكُمْ
وَاللَّهُ غَفُورٌ رَحِيمٌ
"İçinizden varlık ve servet sahibi
kimseler yakınlarına, düşkünlere ve Allah yolunda hicret edenlere (kendi
mallarından bir şey) vermeyeceklerine yemin etmesinler. Onlar affetsinler,
vazgeçip iyi muamelede bulunsunlar. Allah'ın sizi bağışlamasını arzu etmez
misiniz? Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."[Nur suresi 22]
Sila`i Rahimi
kesmek Allahın rahmetinden mahrum olmaktır
قال: قال رسولُ اللَّه ﷺ: إِنَّ اللَّه تَعَالى خَلَقَ
الخَلْقَ حَتَّى إِذَا فَرَغَ مِنْهُمْ قَامَتِ الرَّحِمُ، فَقَالَتْ:
-“Allah, mahlûkatı yaratıp bunların
takdiratını tamamlayınca, akrabalık ayağa kalkarak:
هَذَا مقَامُ الْعَائِذِ بِكَ مِنَ الْقَطِيعَةِ،
-(Ya Rabbi!) Burası, akrabalık münasebetlerini
kesmekten sana sığınanların makamıdır dedi. Cenab-ı Hak:
قَالَ: نَعَمْ، أَمَا تَرْضَيْنَ أَنْ أَصِلَ مَنْ
وَصَلَكِ، وَأَقْطَعَ مَنْ قَطَعَكِ؟
-Evet.
Sana sıla yapana benim de sıla yapmama; senden alâkayı kesenlerden benim de
kesmeme razı olmaz mısın? buyurdu. Akrabalık:
قَالَتْ: بَلَى، -Evet, diye cevap verdi. Yüce Allah:
قال: فذَلِكَ لَكِ،“-Bu sana
verilmiştir” buyurdu.
ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّه ﷺ: -Bundan sonra Allah Resulü:
اقرؤوا إِنْ شِئْتُمْ: -İsterseniz şu âyetleri okuyunuz buyurdu:
فَهَلْ عَسَيْتُمْ إِنْ تَوَلَّيْتُمْ أَنْ
تُفْسِدُوا فِي الْأَرْضِ وَتُقَطِّعُوا أَرْحَامَكُمْ أُولَئِكَ الَّذِينَ
لَعَنَهُمُ اللَّهُ فَأَصَمَّهُمْ وَأَعْمَى أَبْصَارَهُمْ] متفقٌ عَلَيهِ
Demek, yüz çevirdiğinizde yeryüzünde
bozgunculuk çıkaracak ve akrabalık bağlarını koparacaksınız, öyle mi? İşte
bunlar, Allah’ın lânetleyip, kulaklarını sağır, gözlerini kör ettiği
kimselerdir.(Muhammed suresi 22-23)
Rasulullah buyurdu ki:
إِنَّ الرَّحِمَ شَجْنَةٌ مِنَ الرَّحْمَنِ، فَقَالَ لَهَا:
مَنْ وَصَلَكِ وَصَلْتُهُ، وَمَنْ قَطَعَكِ قَطَعْتُهُ
“Rahim (akrabalık), Allah'ın rahmetinin
eserlerindendir. Allah ona şöyle demiştir: Kim seni korursa, Ben de ona merhamet
ederim. Kim seni koparırsa, Ben de ondan ihsan ve rahmetini keserim.”[Buhari]
Rasulullah buyurdular ki:
إِنَّ أَعْمَالَ بَنِي آدَمَ تُعْرَضُ كُلَّ خَمِيسٍ
لَيْلَةَ الْجُمُعَةِ فَلَا يُقْبَلُ عَمَلُ قَاطِعِ رَحِمٍ
“Her Cuma gecesi insanoğlunun amelleri Allah'a
arz olunur. Ancak akrabasıyla alâkasını kesen kimsenin amelleri kabul
edilmez.”[Ibn Hanbel]
Peygamberimiz(sav):
“Âhirette cezâsını ayrıca vermekle beraber,
dünyada Allah Teâlâ’nın çabucak cezâlandırmasını en fazla hak eden günahlar,
zulmetmek ve akrabâyı ihmâl etmektir.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 43; Tirmizî, Kıyâme,
57;
Sıla, i Rahim
neye dikkat edilmesi gereken bir husus
Sıla`i Rahime ihdiyacı olan kimseler göz
önünde bulundurulmalı
«رَغِمَ أَنْفُ،
ثُمَّ رَغِمَ أَنْفُ، ثُمَّ رَغِمَ أَنْفُ»، قِيلَ: مَنْ؟ يَا رَسُولَ اللهِ
قَالَ: «مَنْ أَدْرَكَ أَبَوَيْهِ عِنْدَ الْكِبَرِ، أَحَدَهُمَا أَوْ كِلَيْهِمَا
فَلَمْ يَدْخُلِ الْجَنَّةَ»
“Ana ve
babasının ihtiyarlık zamanlarında, bunlardan birine yahut ikisine yetişip de,
bunlara gereken hürmet ve hizmette bulunarak Cennet’i hak edemeyen kimsenin
burnu yerlerde sürünsün!”[Muslim]
Sıla-i rahmin
birkaç derecesi vardır.
En aşağı
derecesi;
Akrabalarımıza karşı tatlı sözlü, güler yüzlü
olmak, karşılaştığımızda selamlaşmayı, hal-hatır sormayı ihmal etmemek,
kendileri hakkında hep iyi şeyler düşünmek ve hayır dilemektir.
İkinci derece:
Ziyaretlerine gitmek ve ihtiyaç duyduklarında
yardımlarına koşmaktır. Özellikle yaşlıları zaman-zaman yoklayıp, yapılacak
işleri varsa onları takip edivermek kendilerini sevindirecektir.
Sıla-i rahmin
üçüncü derecesi:
imkânımız varsa akrabalara mali yardım ve
destek sağlamaktır.
Sıla`i Rahim
yapmanın faydaları
-Rızkın
genişlemesine ömrün uzamasına vesile olur
( مَنْ سَرَّهُ
أَنْ يُبْسَطَ لَهُ فِي رِزْقِهِ أَوْ يُنْسَأَ لَهُ فِي أَثَرِهِ فَلْيَصِلْ
رَحِمَهُ )
“Rızkının geniş ömrünün uzun olmasını arzu
eden (akrabalarını ziyaret etsin) onlarla olan bağlantısını devam
ettirsin.”[Buhari]
-Yapılan
hayırlar iki misline katlanır
اَلصَّدَقَةُ عَلَى الْمِسْكِينِ صَدَقَةٌ وَهِيَ عَلَى ذِي
الرَّحِمِ ثِنْتَانِ صَدَقَةٌ وَصِلَةٌ
“Yoksula bir şey vermek sadakadır. Akrabaya
bir şey vermenin ise iki sevabı vardır. Birisi sadaka sevabı, diğeri de
akrabayı görüp gözetme sevabıdır”[Nesaİ]
-Günahlara
keffaret olur
İbn Ömer anlatıyor:
Bir adam Rasulullah’a gelerek şöyle dedi:
يَا
رَسُولَ اللَّهِ، إِنِّي أَصَبْتُ ذَنْبًا عَظِيمًا فَهَلْ لِي تَوْبَةٌ؟
"Ben büyük bir günah işledim, buna tevbe imkanım var mı?"
dedi.
قَالَ: «هَلْ لَكَ مِنْ أُمٍّ؟»
Hz. Peygamber: "Annen var mı?" diye sordu.
قَالَ: لَا،
Adam: "Hayır yok" dedi.
قَالَ: «هَلْ لَكَ مِنْ خَالَةٍ؟»
"Peki teyzen var mı?" dedi.
قَالَ: نَعَمْ،
Adam: "Evet, var" deyince
قَالَ: «فَبِرَّهَا»
Rasûlullah: "Öyle ise ona iyilik yap!" diye
emretti."[14]
-Bir takım musibetlerden korunma
vesilesi olur
Peygamberimiz (sav)
“Yeryüzünde bir müslüman, Allah’tan bir şey
dilerse, günah bir şeyi istemediği veya akrabâsı ile alâkasını kesmeyi arzu
etmediği müddetçe Allah onun dileğini mutlaka yerine getirir veya ona vereceği
şey kadar bir kötülüğü kendisinden uzaklaştırır.” (Tirmizî, Deavât, 115/3573;
Ahmed, III, 18)
-Cennet
vesilesidir
Hz. Peygamber
s.a.v. Efendimiz’in hadislerinde de sıla-i rahimin önemi bildirilmiştir.
Bir sahabinin
cennete girmeye vesile olan amelleri sorması üzerine Efendimiz s.a.v.:
“Hiçbir şeyi
ortak koşmaksızın Allah’a kullukta bulunursun, namazı kılarsın, zekâtı verirsin
ve sıla-i rahim yaparsın.” (Buharî, Zekât,1) buyurmuştur.
Hz. Peygamber
s.a.v. Medine’ye hicret ettiğinde ilk sözlerinde sıla-i rahim’i zikrederek
şöyle buyurmuştur:
“Ey insanlar!
Selamı yayın, yemek yedirin (ikramda bulunun), sıla-i rahim yapın, gece namaz
kılmak için kalkın. Böylece selametle cennete girersiniz.” (İbn Mace, Et’ime,1)

Yorumlar
Yorum Gönder
Lütfen eleştiri, yorumlarınızı iletin. Saygılar!