ZİNA  ÇEŞİTLERİ VE HAYA

 


Zina etmek, bir kadınla nikâhsız veya haksız olarak cinsel temasta bulunmaktır.

 

Nikahlanmamış kız arkadaşla veya nişanlı ile yapılan cinsel ilişki de zinadır.

 

Zinanın sözlük ve terim anlamı birdir. Bu da; bir erkeğin kadınla bir akde veya haklı bir sebebe dayanmaksızın meşru yolla cinsel temasta bulunmasıdır. Zina eden erkeğe "zânî" kadına ise "zâniye" denir

 

Hayâ’nın Tarifi

“Utanma, çekinme, vazgeçme, tövbe etme” gibi anlamlara gelen hayâ kelimesi; ahlak terimi olarak, “Nefsin çirkin davranışlardan rahatsız olup onları terk etmesi” dir.

 

Zina Haram Mıdır?

Zina âyet ve hadislerde kesin bir şekilde yasaklanmıştır ve  haram kılınmıştır.

 

وَلَا تَقْرَبُوا الزِّنٰٓى اِنَّهُ كَانَ فَاحِشَةًؕ وَسَٓاءَ سَبٖيلاً ﴿٣٢﴾

Zinaya yaklaşmayın! Çünkü o hayâsızlıktır, çok kötü bir yoldur. İsrâ Suresi – 32

 

Bu âyet-i kerîmede zinâ bir tarafa, ona yaklaştıracak davranışlar bile yasaklanmıştır. Zina, öteden beri insan aklının, ahlâk ve hukuk nizamlarının ve diğer semâvî dinlerin tamamen yanlış ve çirkin gördüğü bir davranış olup İslâm’da da büyük günahlardan sayılmıştır.

 

Zina ve fuhuş, beşerin nezih hayatını kirleten bir seyyie olduğu içindir ki Kur'an-ı Kerim, Resûlüllah Efendimize biat etmek isteyen kadınlardan uymaları gerekli hususlardan birisinin de iffetlerini korumaları olduğunu bildirir. Nitekim:

 

يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ اِذَا جَٓاءَكَ الْمُؤْمِنَاتُ يُبَايِعْنَكَ عَلٰٓى اَنْ لَا يُشْرِكْنَ بِاللّٰهِ شَيْـٔاً وَلَا يَسْرِقْنَ وَلَا يَزْنٖينَ وَلَا يَقْتُلْنَ اَوْلَادَهُنَّ وَلَا يَأْتٖينَ بِبُهْتَانٍ يَفْتَرٖينَهُ بَيْنَ اَيْدٖيهِنَّ وَاَرْجُلِهِنَّ وَلَا يَعْصٖينَكَ فٖي مَعْرُوفٍ فَبَايِعْهُنَّ وَاسْتَغْفِرْ لَهُنَّ اللّٰهَؕ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَحٖيمٌ ﴿١٢﴾

"Ey Peygamber , inanmış kadınlar;

 

- Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak,

- Hırsızlık yapmamak,

- Zina etmemek,

- Çocuklarını öldürmemek,

- Elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemek,

 

- Maruf hususunda sana karşı gelmemek üzere biat etmeye geldikleri zaman biatlerini kabul et ve onlar için Allah'tan mağfiret dile. Şüphesiz Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir,''[Mümtehine Suresi - 12 .]

 

 

Bu husus yalnız kadınlardan değil, erkeklerden de istenmiştir.

 

Nitekim Yesrip (Medine)'den gelip Resûl-i Ekrem Efendimizle Mekke'nin kenarında Akabe denilen yerde buluşan ve Peygamberimizin telkinlerini dinledikten sonra müslüman olmak isteyenlere Peygamberimiz şöyle demiştir:

 

بَايَعْتُ رَسولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عليه وسلَّمَ في رَهْطٍ، فَقالَ: أُبَايِعُكُمْ علَى أنْ لا تُشْرِكُوا باللَّهِ شيئًا، ولَا تَسْرِقُوا، ولَا تَزْنُوا، ولَا تَقْتُلُوا أوْلَادَكُمْ، ولَا تَأْتُوا ببُهْتَانٍ تَفْتَرُونَهُ بيْنَ أيْدِيكُمْ وأَرْجُلِكُمْ، ولَا تَعْصُونِي في مَعروفٍ،

"Allah'a ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocukları öldürmemek, kendiliğinizden uyduracağınız hiç bir yalanla bühtan ve iftirada bulunmamak, doğru işte isyan etmemek üzere bana biat ediniz..."[Buhari, İman, 11]

 

Zina Çeşitleri Nelerdir?

Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem  şöyle buyurdu:

 

مَا رَأيْتُ شَيْئاً أشْبَهَ بِاللَّمَمِ مِمَّا قَالَ أبُو هريرة: إنَّ النَّبىّ . قالَ: إنَّ اللّهَ كَتَبَ عَلَى ابْنِ آدَمَ حَظَّهُ مِنَ الزِّنَا أدْرَكَ ذلِكَ َ مَحَالَةَ. فَزِنَا العَيْنَيْنِ النَّظَرُ، وَزِنَا اللِّسَانِ النُّطْقُ، وَالنَّفْسُ تَمَنَّى وَتَشْتَهى. وَالْفَرْجُ يُصَدِّقُ ذلِكَ أوْ يُكَذِّبُهُ

 

"Allah Adem oğluna zinadan nasibini takdir etmiştir. Hiç şüphesiz Adem oğlu (ezelde mukadder olan) bu akibete erişecektir.

Göz zinası (mahremi olmayan kadına şehvetle) bakmaktır.

Dil zinası da (zevkle) görüşmektir.

Nefsin de zina temenni ve iştihası vardır. (Bu arzu da nefsin zinasıdır) Tenasül organı ise bu uzuvların hepsinin arzularını ya gerçekleştirir (fiile dönüştürür) yahut (bırakarak) yalanlar," buyurmuşlardır. (Buhârî, İsti'zân 12, Kader 9; Müslim, Kader 20-21. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Nikâh 43)

 

Hadis-i Şerifte Resûlüllah (s.a.v.) bir noktaya dikkatimizi çekiyor.

 

 O da göz, dil gibi organlarla kazanılan küçük hataları tenasül organı fiile dönüştürmedikçe ve bunlar birer hayal halinde kaldığı sürece bunlar zina sayılmıyor ve bu küçük hatalara zina günahı terettüp etmiyor. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de:

 

اَلَّذٖينَ يَجْتَنِبُونَ كَـبَٓائِرَ الْاِثْمِ وَالْفَوَاحِشَ اِلَّا اللَّمَمَؕ اِنَّ رَبَّكَ وَاسِعُ الْمَغْفِرَةِؕ هُوَ اَعْلَمُ بِكُمْ اِذْ اَنْشَاَكُمْ مِنَ الْاَرْضِ وَاِذْ اَنْتُمْ اَجِنَّةٌ فٖي بُطُونِ اُمَّهَاتِكُمْۚ فَلَا تُزَكُّٓوا اَنْفُسَكُمْؕ هُوَ اَعْلَمُ بِمَنِ اتَّقٰىࣖ ﴿٣٢﴾

" Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. Sonunda O, kötülük yapanlara işlediklerinin cezasını verecek; iyilik yapanları, ufak tefek kusurlar hariç, büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanları ise daha güzeliyle ödüllendirecektir. Şüphesiz rabbinin bağışlaması çok geniştir. Sizi topraktan yarattığı zamanki halinizi de, annelerinizin karınlarında cenin olarak bulunuşunuzu da en iyi bilen O’dur. Şu halde kendinizi temize çıkarmayın! Kimin günahtan sakındığını en iyi bilen O’dur.,"[ Necm Suresi - 32]

 

 Buyurulmuş ve bu tür hataların büyük günahlardan kaçınmak kaydiyle bağışlanacağı bildirilmiştir.

 

Öncelikle büyük günaha götürecek olan gözlerin korunmasını ALLAH emretmiştir

 

قُلْ لِلْمُؤْمِنٖينَ يَغُضُّوا مِنْ اَبْصَارِهِمْ وَيَحْفَظُوا فُرُوجَهُمْؕ ذٰلِكَ اَزْكٰى لَهُمْؕ اِنَّ اللّٰهَ خَبٖيرٌ بِمَا يَصْنَعُونَ ﴿٣٠﴾

Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Bu onlar için daha arındırıcıdır. Allah onların bütün yaptıklarından haberdardır. Nûr Suresi – 30

 

 

 

 

Kadınlara ise hem gözlerine hemde giysilerine dikkat etmeleri emredilmiştir

 

وَقُلْ لِلْمُؤْمِنَاتِ يَغْضُضْنَ مِنْ اَبْصَارِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ وَلَا يُبْدٖينَ زٖينَتَهُنَّ اِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلٰى جُيُوبِهِنَّࣕ

Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Dışarıda kalanlardan başka ziynetlerini göstermesinler. Başörtülerini yakalarının üzerinden bağlasınlar. Nûr Suresi – 30

 

İslam hayalı olmayı emreder

 

لِكُلِّ دِينٍ خُلُقٌ وَخُلُقُ الْإِسْلاَمِ اَلْحَيَاءُ

“Her dinin bir ahlâkı vardır. İslâm’ın ahlâkı da hayâdır” Malik, Hüsnü’l-Huluk, 2, II, 905

 

 

اَلْإِيمَانُ بِضْعٌ وَسَبْعُونَ أَوْ بِضْعٌ وَسِتُّونَ شُعْبَةً فَأَفْضَلُهَا قَوْلُ لاَ إِلٰهَ إِلاَّ اللّٰهُ وَأَدْنَاهَا إِمَاطَةُ الْأَذٰى عَنِ الطَّرِيقِ وَالْحَيَاءُ شُعْبَةٌ مِنَ الْإِيمَانِ

 

“İman yetmiş/altmış küsur şubedir. En üst derecesi ‘lâ ilâhe illallah’ demek, en alt derecesi de geçenlere zarar verecek şeyleri yoldan gidermektir. Hayâ da imandan bir şubedir” müslim

 

Hz. Peygamberin,

 

إِنَّ مِمَّا أَدْرَكَ النَّاسُ مِنْ كَلَامِ النُّبُوَّةِ الْأُولٰى إِذَا لَمْ تَسْتَحِ فَاصْنَعْ مَا شِئْتَ

“Utanmadıktan sonra dilediğini yap, sözü, insanların ilk peygamberden itibaren işittiği sözlerdendir”[buhari]

 

 

 

 

 

İbnu Mes'ud anlatıyor:

 "Rasûlullah şöyle buyurdular:

 

اِسْتَحْيُوا مِنَ اللَّهِ حَقَّ الْحَيَاءِ

"Allah'tan hakkıyla hayâ edin!"

 

قُلْنَا: يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا نَسْتَحْيِي وَالْحَمْدُ لِلَّهِ،

Biz:  "Ey Allah'ın Rasûlü, elhamdülillah, biz Allah'tan hayâ ediyoruz" dedik.

 

Bunun üzerine Rasulullah, şu açıklamayı yaptı:

 

لَيْسَ ذَاكَ، وَلَكِنَّ الْاِسْتِحْيَاءَ مِنَ اللَّهِ حَقَّ الْحَيَاءِ أَنْ تَحْفَظَ الرَّأْسَ وَمَا وَعَى، وَالْبَطْنَ وَمَا حَوَى، وَلْتَذْكُرِ الْمَوْتَ وَالْبِلَى،

 

"Söylemek istediğim bu değildi. Allah'tan hakkıyla hayâ etmek, başı ve onun taşıdıklarını, karnını (mideni) ve onun ihtivâ ettiklerini muhafaza etmen, ölümü ve toprakta çürümeyi hatırlamandır.

 

وَمَنْ أَرَادَ الْآخِرَةَ تَرَكَ زِينَةَ الدُّنْيَا، فَمَنْ فَعَلَ ذَلِكَ فَقَدْ اِسْتَحْيَا مِنَ اللَّهِ حَقَّ الْحَيَاءِ

Kim ahireti dilerse dünya hayatının zinetini terketmeli, âhireti bu hayata tercih etmelidir. Kim bu söylenenleri yerine getirirse, Allah'tan hakkıyla hayâ etmiş olur."[tirmizi]

 

Şeytan Hayâsızlığı Emreder:

 

يَا أَيُّهَا النَّاسُ كُلُوا مِمَّا فِي الْاَرْضِ حَلاَلًا طَيِّبًا وَلَا تَتَّبِعُوا خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ إِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُبِينٌ إِنَّمَا يَأْمُرُكُمْ بِالسُّوءِ وَالْفَحْشَاءِ وَأَنْ تَقُولُوا عَلَى اللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ

 

“Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helal ve temiz olanlarından yiyin! Şeytanın izinden yürümeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır. O, size ancak kötülüğü, hayâsızlığı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder.”[6]

 

 

Hayâsızlıktan Korunmada İbadetlerin Faydası:

 

اُتْلُ مَا اُوحِىَ اِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ وَاَقِمِ الصَّلَوةَ اِنَّ الصَّلَوةَ تَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنْكَرِ وَلَذِكْرُ اللَّهِ اَكْبَرُ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ

 

(Resûlüm!) Sana vahyedilen Kitab'ı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki, namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak elbette (ibadetlerin) en büyüğüdür. Allah yaptıklarınızı bilir.[ankebut suresı 45]

 

Hayalı olanlar cennete olanlardır

Rasulullah buyurdu ki:

 

اَلْحَيَاءُ مِنَ الْإِيمَانِ، وَالْإِيمَانُ فِي الْجَنَّةِ، وَلَوْ كَانَ الْحَيَاءُ رَجُلًا لَكَانَ رَجُلًا صَالِحًا، وَإِنَّ الْفُحْشَ مِنَ الْفُجُورِ، وَإِنَّ الْفُجُورَ فِي النَّارِ، وَلَوْ كَانَ الْفُحْشُ رَجُلًا لَكَانَ رَجُلًا سُوءًا، وَإِنَّ اللهَ لَمْ يَخْلُقْنِي فَحَّاشًا.

“Hayâ imandandır. İman ise cennettedir. Eğer hayâ bir insan olsaydı salih bir kişi olurdu. Fuhuş (hayâsızlık) ise günahlardandır. Günahlar ise cehennemdedir. Eğer fuhuş bir insan olsaydı kötü bir kişi olurdu. Allah beni hayâsız yaratmamıştır.”[ ] Şuabu’l-İman.]

 

 

Ashab-ı Kiram'dan bazılarının zinanın sonuçlarıyla ilgili şu sözleri de dikkate değerdir.

 

"Zinadan sakının. Çünkü zinada üçü dünya ile üçü de ahiret ile ilgili olmak üzere altı kötü haslet vardır:

 

Dünya ile ilgili olanlar:

 

- Rızık ve kazançtaki bereketi kaldırır.

- Ömrü kısaltır.

- İnsanların nefretini mûcip olur.

 

Ahiret ile ilgili olanlar da:

 

- Allah Teâlâ'yı öfkelendirir.

- Hesabı şiddetlendirir.

- Cehennem'e girmeye sebep olur.''

[İsmail Hakkı, el-Bursevî, Tenviru'l-Ezhân min Tefsir-i Ruhi'l-Beyan, c. II, s. 342, Beyrut, l988.]

 

Bunun içindir ki İslâm, zinayı yasaklarken ona götüren vesileleri de dikkate almıştır.

 

 

Allaha sığınma  ibadet etme insanı haya sahibi kılar

Ebû Vâkıd-ı Leysî (ra) anlatıyor:

 

بَيْنَمَا نَحْنُ مَعَ رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذْ مَرَّ ثَلَاثَةُ نَفَرٍ، فَجَاءَ أَحَدُهُمْ، فَوَجَدَ فُرْجَةً فِي الْحَلْقَةِ، فَجَلَسَ وَجَلَسَ الْآخَرُ مِنْ وَرَائِهِمْ، وَانْطَلَقَ الثَّالِثُ، فَقَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:

Bir gün bizler Rasûlullahla birlikte Mescidinde otururken karşıdan üç kişi geldi. Bir tânesi halkada bir aralık bularak oraya oturdu. Diğeri ise halkanın arkasına oturdu. Üçüncüye gelince arkasını dönüp savuştu. Rasûlullah bu kişiler hakkında buyurdu ki:

 

أَلَا أُخْبِرُكُمْ بِخَبَرِ هَؤُلَاءِ النَّفَرِ؟

"İsterseniz bu üç kişinin hâlini size haber vereyim.

 

قَالُوا: بَلَى يَا رَسُولَ اللهِ.

Oradakiler: “Evet! Ey Allah’ın Rasulü” dediler.

 

أَمَّا الَّذِي جَاءَ فَجَلَسَ فَأَوَى فَآوَاهُ اللهُ، وَالَّذِي جَلَسَ مِنْ وَرَائِكُمْ فَاسْتَحْيَا،فَاسْتَحْيَا اللهُ مِنْهُ وَأَمَّا الَّذِي انْطَلَقَ فَرَجُلٌ أَعْرَضَ فَأَعْرَضَ اللهُ عَنْهُ

İçlerinden biri Allâh'a sığındı, Allâh da onu barındırdı. Diğeri (sıkıntı vermekten) utandı, Allâh da ondan hayâ etti. Öteki ise (bu meclisten) yüz çevirdi, Allâh da ondan yüz çevirdi.[ İbn Hanbel.]

 

 

 

 

 

 

 

Günahın fuhşiyatın  büyüklerine dikkat etmek Allahın affetmesine vesilesidir

 

Nitekim Kur'an-ı Kerim'de:

 

اَلَّذِينَ يَجْتَنِبُونَ كَبَآئِرَ اْلاِثْمِ وَالْفَوَاحِشَ اِلاَّ اللَّمَمَ اِنَّ رَبَّكَ وَاسِعُ الْمَغْفِرَةِ هُوَ اَعْلَمُ بِكُمْ اِذْ اَنْشَاَكُمْ مِنَ اْلاَرْضِ وَاِذْ اَنْتُمْ اَجِنَّةٌ فِى بُطُونِ اُمَّهَاتِكُمْ فَلاَ تُزَكُّوآ اَنْفُسَكُمْ هُوَ اَعْلَمُ بِمَنِ اتَّقَى

Ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve edepsizliklerden kaçınanlara gelince, bil ki Rabbin, affı bol olandır. O, sizi daha topraktan yarattığı zaman ve siz annelerinizin karınlarında bulunduğunuz sırada (bile), sizi en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, kötülükten sakınanı daha iyi bilir.  *,"[5]

 

 

Müslüman günahın büyüklerinden ve fuhşiyattan uzak duran kimsedir

 

وَالَّذِينَ يَجْتَنِبُونَ كَبَآئِرَ اْلاِثْمِ وَالْفَوَاحِشَ وَاِذَا مَا غَضِبُوا هُمْ يَغْفِرُونَ

"Mü'minler o fazilet sahipleridir ki (şirk gibi) günahın büyüklerinden ve (zina gibi) açık kötülüklerden çekinirler ve öfkelendiklerinde (darıldıkları kimselerin) kusurlarını örterler."[ Şûrâ, 37.]

 

 

وَالَّذِينَ لاَ يَدْعُونَ مَعَ اللهِ اِلَهًا اَخَرَ وَلاَ يَقْتُلُونَ النَّفْسَ الَّتِى حَرَّمَ اللهُ اِلاَّ بِالْحَقِّ وَلاَ يَزْنُونَ وَمَنْ يَفْعَلْ ذَلِكَ يَلْقَ اَثَامًا

"Onlar, Allah'ın yanında başka tanrı tutup ona yalvarmazlar. Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar. Zina etmezler. Bunları yapan günaha girmiş olur."[ Furkan, 68]

 

Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz de şöyle buyurmuşlardır:

 

مَنْ يَضْمَنْ لِي مَا بَيْنَ لَحِيَيْهِ وَمَا بَيْنَ رِجْلَيْهِ أضْمَنْ لَهُ الْجَنَّةَ

"Her kim ağzın iki kemiği arasındaki dilini ve iki dudağı arasında bulunan (edep yerini) kötülükten korumayı bana temin ederse ben de o kişiye cenneti temin ederim''[Buhari, Rikak, 23]

 

 

İffetli olma ve zinadan korunmak için evlilik

 

وَاَنْكِحُوا الْاَيَامٰى مِنْكُمْ وَالصَّالِحٖينَ مِنْ عِبَادِكُمْ وَاِمَٓائِكُمْؕ اِنْ يَكُونُوا فُقَـرَٓاءَ يُغْنِهِمُ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِهٖؕ وَاللّٰهُ وَاسِعٌ عَلٖيمٌ

İçinizden evli olmayanları, köle ve câriyeleriniz arasından da elverişli olanları evlendirin. Yoksulluk içinde iseler Allah lütfu ile onları ihtiyaçtan kurtarır. Allah’ın hazinesi geniştir, her şeyi bilmektedir. Nûr Suresi – 32

 

اَلْيَوْمَ اُحِلَّ لَكُمُ الطَّيِّبَاتُؕ وَطَعَامُ الَّذٖينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ حِلٌّ لَكُمْࣕ وَطَعَامُكُمْ حِلٌّ لَهُمْۘ وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ الْمُؤْمِنَاتِ وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ الَّذٖينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكُمْ اِذَٓا اٰتَيْتُمُوهُنَّ اُجُورَهُنَّ مُحْصِنٖينَ غَيْرَ مُسَافِحٖينَ وَلَا مُتَّخِذٖٓي اَخْدَانٍؕ وَمَنْ يَكْفُرْ بِالْاٖيمَانِ فَقَدْ حَبِطَ عَمَلُهُۘ وَهُوَ فِي الْاٰخِرَةِ مِنَ الْخَاسِرٖينَࣖ ﴿٥﴾

Bugün size iyi ve temiz nimetler helâl kılınmıştır. Kendilerine kitap verilenlerin yiyeceği size helâldir; sizin yiyeceğiniz de onlara helâldir. Gayri meşrû ilişkide bulunmak veya gizli dost tutmak şeklinde değil de meşrû bir nikâhla evlenmek şartıyla mümin kadınlardan iffetli olanlar ile sizden önce kendilerine kitap verilenlerden iffetli kadınlar -mehirlerini verdiğiniz takdirde- size helâldir. Kim inanmayı reddederse ameli kesinlikle boşa gider. O, âhirette de hüsrana uğrayanlardandır. Mâide Suresi – 5

 

Cinsel sapıklık ve şahitlik

 

وَالّٰتٖي يَأْتٖينَ الْفَاحِشَةَ مِنْ نِسَٓائِكُمْ فَاسْتَشْهِدُوا عَلَيْهِنَّ اَرْبَعَةً مِنْكُمْۚ فَاِنْ شَهِدُوا فَاَمْسِكُوهُنَّ فِي الْبُيُوتِ حَتّٰى يَتَوَفّٰيهُنَّ الْمَوْتُ اَوْ يَجْعَلَ اللّٰهُ لَهُنَّ سَبٖيلاً ﴿١٥﴾

وَالَّذَانِ يَأْتِيَانِهَا مِنْكُمْ فَاٰذُوهُمَاۚ فَاِنْ تَابَا وَاَصْلَحَا فَاَعْرِضُوا عَنْهُمَاؕ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ تَـوَّاباً رَحٖيماً ﴿١٦﴾

15﴿ Kadınlarınızdan çirkin fiilde bulunanlara karşı aranızdan dört şahit getirin. Eğer şahitlik ederlerse, o kadınları ölüm alıp götürünceye yahut Allah onlara bir yol açıncaya kadar evlerde tutun.

﴾16﴿ İçinizden bu çirkin fiili işleyen ikilinin canlarını yakın. Eğer tövbe eder, durumlarını düzeltirlerse artık onlara eziyet etmekten vazgeçin; çünkü Allah tövbeleri çok kabul eden, çok esirgeyendir.

 

اِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ الرِّجَالَ شَهْوَةً مِنْ دُونِ النِّسَٓاءِؕ بَلْ اَنْتُمْ قَوْمٌ مُسْرِفُونَ

“Kadınları bırakıp da cinsel tatmin için erkeklere yanaşıyorsunuz. Doğrusu siz taşkınlık eden bir topluluksunuz.” A'râf Suresi -81

 

وَلُوطاً اِذْ قَالَ لِقَوْمِهٖٓ اَتَأْتُونَ الْفَاحِشَةَ وَاَنْتُمْ تُبْصِرُونَ

اَئِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ الرِّجَالَ شَهْوَةً مِنْ دُونِ النِّسَٓاءِؕ بَلْ اَنْتُمْ قَوْمٌ تَجْهَلُونَ

Lût’u da hatırla! O kavmine, “Göz göre göre hâlâ o hayâsızlığı yapacak mısınız? Gerçekten siz kadınları bırakıp da şehvetle erkeklere mi yöneliyorsunuz? Doğrusu siz değerleri bilmeyen bir topluluksunuz” demişti. Neml Suresi - 54-55

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SELIM BİR KALP SAHİBİ OLABİLMEK

BAYRAMI TADINDA YAŞAMA

Aile hakkında