MUHARREM AYI VE HİÇRİ YILBAŞI

 

MUHARREM AYI VE HİÇRİ YILBAŞI


 

Haram Aylar

اِنَّ عِدَّةَ الشُّهُورِ عِنْدَ اللّٰهِ اثْنَا عَشَرَ شَهْرًا ف۪ي كِتَابِ اللّٰهِ يَوْمَ خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ مِنْهَٓا اَرْبَعَةٌ حُرُمٌۜ ذٰلِكَ الدّ۪ينُ الْقَيِّمُ فَلَا تَظْلِمُوا ف۪يهِنَّ اَنْفُسَكُمْ وَقَاتِلُوا الْمُشْرِك۪ينَ كَٓافَّةً كَمَا يُقَاتِلُونَكُمْ كَٓافَّةًۜ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ مَعَ الْمُتَّق۪ينَ

Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında, Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır.[256] İşte bu, Allah’ın dosdoğru kanunudur. Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin. Fakat Allah’a ortak koşanlar sizinle nasıl topyekûn savaşıyorlarsa, siz de onlarla topyekûn savaşın. Bilin ki Allah, kendine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir.* Tevbe Suresi 36

 

“Haram aylar” Cahiliye devri uygulamasına göre, hürmet edilmesi gereken, savaş yapılması ve kan dökülmesi yasak olan Kameri aylar demektir.

 

 “Haram aylar” nitelemesinin, bu aylarda yapılacak ibadetlere daha çok sevap, günahlara ise daha çok ceza verilecek olmasına dayandığı da ifade edilmiştir.

 

Bu aylardan Muharrem birinci, Recep yedinci,   Zilkade on birinci ve  Zilhicce de on ikinci aydır.

 

Hz. Peygamber Veda Haccı sırasında Mina’da irad ettiği hutbede şöyle buyurmuştur:

 

إِنَّ الزَّمَانَ قَدِ اسْتَدَارَ كَهَيْئَتِهِ يَوْمَ خَلَقَ اللَّهُ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضَ السَّنَةُ اثْنَا عَشَرَ شَهْرًا مِنْهَا أَرْبَعَةٌ حُرُمٌ ثَلَاثٌ مُتَوَالِيَاتٌ ذُوالْقَعْدَةِ وَذُو الْحِجَّةِ وَالْمُحَرَّمُ وَرَجَبُ مُضَرَ الَّذِي بَيْنَ جُمَادَى وَشَعْبَانَ

“İşte zaman, hakikaten Allah teala’nın gökleri ve yeri yarattığı günkü durumu gibi bir devre girdi: Yıl on iki aydır. Bunlardan dördü haramdır ki; üçü birbirinin ardında Zilkade, Zilhicce Muharrem, biri de Cumâdâ ile Şa’ban arasındaki Receb’dir.”[ Buhari.]

 

 

 

Muharrem Ayının Ayrıcalığı:

 

“Haram aylar” içinde Muharrem ayının ayrı bir yeri ve önemi vardır. Bu ayrıcalığı “Muharrem” adından da fark etmek mümkündür. Zira “muharrem” kelimesi, “haram kılınmış”, “hürmete layık” anlamlarına gelmektedir.

 

Muharrem Ayını önemli kılan özellikleri kısaca şöyle sıralamak mümkündür:

 

Hicri Yılbaşı:

Muharrem ayı, 12 ay ve 355 gün olan kameri yılın ilk ayıdır.

Hicretin takvim başlangıcı olarak kabul edilmesi  Hz. Ömer devrinde olmuştur. Onun  devrine gelinceye kadar, Araplar, düzenli bir tarih belirleme sistemine sahip değillerdi. Fil vakası gibi önemli olayları kıstas olarak benimsemişlerdi. Hz. Ömer devrinde, Hz. Peygamber’in Mekke’den Medine’ye hicret ettiği yıl (Miladi 622) İslami takvimin başlangıç yılı olarak, Muharrem ayı da bu takvimin ilk ayı olarak kabul edildi.

 

2. Aşûre Günü (On Muharrem):

Bilindiği üzere Hz. Peygamber, Medine’ye hicret ettiğinde orada yaşayan ve Hz. Musa ile İsrailoğullarının, Firavunun zulmünden Aşûre günü kurtulduğunu söyleyen Yahudileri Hz. Peygamber yalanlamamış ve hatta bu yönde olumlu bir tavır sergilemiştir. Onlara muhalefet edecek şekilde bu orucu tutulmasını tavsiye etmiştir

 

Aşure Orucunda Yahudilere Muhalefet:

Hz. Peygamber (s.a.v.) Muharrem ayının 9,10 ve 11. günlerinde oruç tutmayı ashabına tavsiye etmiştir. Bir hadisi şerifte şöyle buyurulmuştur:

 

صُومُوا يَوْمَ عَاشُورَاءَ وَخَالِفُوا فِيهِ الْيَهُودَ صُومُوا قَبْلَهُ يَوْمًا أَوْ بَعْدَهُ يَوْمًا

Aşure günü oruç tutunuz. Ancak yahudilere muhalefet edin. Onun için ya bir gün öncesi veya bir gün sonrası da oruç tutun.[ıbn hanbel]

 

Muharrem Ayının Fazileti:

 

أَفْضَلُ الصِّيَامِ، بَعْدَ رَمَضَانَ، شَهْرُ اللهِ الْمُحَرَّمُ، وَأَفْضَلُ الصَّلَاةِ، بَعْدَ الْفَرِيضَةِ، صَلَاةُ اللَّيْلِ

 “Ramazan ayından sonra tutulan oruçların en hayırlısı, Allah’a izafetle (Allah’ın ayı denilerek) şereflendirilen Muharrem ayında  tutulan oruçtur. Farz namazlardan sonra en faziletli namaz ise geceleyin kılınan namazdır.”[muslim]

 

Aşure Günü Orucu:

 

İbnu Abbâs anlatıyor: "Rasulullah Medine'ye gelince, Yahudileri Aşûre günü oruç tutar gördü. Onlara:

"Bu da ne (niçin oruç tutuyorsunuz)?" diye sordu. Yahudiler şöyle dedi:

 

يَوْمٌ صَالِحٌ نَجَّى اللَّهُ تَعَالَى فِيهِ بَنِى إِسْرَائِيلَ مِنْ عَدُوِّهِمْ فَصَامَهُ مُوسَى

"Bu, hayırlı bir gündür. Allah, o günde İsrâiloğullarını düşmanlarından kurtardı. (Şükür olarak) Hz. Musa o gün oruç tuttu" dediler.

 

Rasulullah şöyle buyurdu:

أَنَا أَحَقُّ بِمُوسَى مِنْكُمْ فَصَامَهُ وَأَمَرَ بِصِيَامِهِ

"Ben Musa'ya sizden daha layığım" buyurup o gün oruç tuttu ve Müslümanlara da tutmalarını emretti."[buharı]

 

 

Hz. Ali anlatıyor: Bir adam Rasulullah’a gelerek şöyle dedi:

 

Ya Rasulallah! Ramazan ayından sonra hangi ayda oruç tutmamı emredersiniz? diye sorduğunu işittim.

 

Hz. Peygamber şöyle buyurdu:

إِنْ كُنْتَ صَائِمًا بَعْدَ شَهْرِ رَمَضَانَ فَصُمُ الْمُحَرَّمَ، فَإِنَّهُ شَهْرُ اللَّهِ، فِيهِ يَوْمٌ تَابَ فِيهِ عَلَى قَوْمٍ، وَيَتُوبُ فِيهِ عَلَى قَوْمٍ آخَرِينَ

"Eğer Ramazan ayından sonra oruç tutacaksan, Muharremi tut. Çünkü o, ALLAH Teâlâ'nın ayıdır. O ayda bir gün var ki, ALLAH Teâlâ o günde bir kavmin (İsrailoğullarının) tevbesini kabul etmiştir, diğer bir kavmin de tevbesini kabul eder."[tirmizi]

 

 

أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ سُئِلَ عَنْ صِيَامِ يَوْمِ عَاشُورَاءَ؟ فَقَالَ:

Resûlullah’a aşûre günü tutulan oruç soruldu;

 

Hz. Peygamber de şu cevabı verdi:

يُكَفِّرُ السَّنَةَ الْمَاضِيَةَ

"Geçmiş bir senenin günahlarına kefâret olur"[muslim

 

Aşure Günü İkramda Bulunmak:

 

Rasulullah buyurdu ki:

 

مَنْ وَسَّعَ عَلَى أَهْلِهِ يَوْمَ عَاشُورَاءَ وَسَّعَ اللهُ عَلَى أَهْلِهِ طُولَ سَنَتِهِ

Kim aşure günü ailesine cömert davranırsa, Allah da onun ailesine yıl boyunca cömert davranır.[ Şuabu’l-İman.]

 

Aşure Günü Meydana Gelen Diğer Önemli Olaylar:

 

1. Allah, Hz. Musa'ya (a.s.)  şura Gününde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.

 

وَاِذْ فَرَقْنَا بِكُمُ الْبَحْرَ فَاَنْجَيْنَاكُمْ وَاَغْرَقْنَا اٰلَ فِرْعَوْنَ وَاَنْتُمْ تَنْظُرُونَ

“Bir zamanlar biz sizin için denizi yardık, sizi kurtardık, Firavun'un taraftarlarını da, siz bakıp dururken denizde boğduk.” (Bakara 50)

 

2. Hz. Nuh (a.s.) gemisini Cûdi Dağının üzerine  şura Gününde demirlemiştir.

 

قيلَ يَا نُوحُ اهْبِطْ بِسَلَامٍ مِنَّا وَبَرَكَاتٍ عَلَيْكَ وَعَلى اُمَمٍ مِمَّنْ مَعَكَ وَاُمَمٌ سَنُمَتِّعُهُمْ ثُمَّ يَمَسُّهُمْ مِنَّا عَذَابٌ اَليمٌ

“Ey Nûh! Bizim katımızdan selametle in. Sana ve seninle olanlara hayr ve bereketler olsun denildi. Ama birçok ümmetlerde var ki, onları geçindireceğiz. Sonra can yakıcı azaba sokacağız”.( Hud 48)

 

وَقيلَ يَا اَرْضُ ابْلَعى مَاءَكِ وَيَا سَمَاءُ اَقْلِعى وَغيضَ الْمَاءُ وَقُضِىَ الْاَمْرُ وَاسْتَوَتْ عَلَى الْجُودِىِّ وَقيلَ بُعْدًا لِلْقَوْمِ الظَّالِمينَ

 

" (Sonra) "Ey toprak suyunu yut! Ey gök sen de tut! " denildi. Su çekildi; hüküm yerini buldu; gemi Cûdî’nin üzerine oturdu; "Zalimlerin topunun canı cehenneme!" denildi.!" (Hûd, 11/44)

 

3. Hz. Yunus (a.s.) balığın karnından  şura Günü kurtulmuştur.

 

فَالْتَقَمَهُ الْحُوتُ وَهُوَ مُليمٌ ﴿١٤٢﴾ فَلَوْلَا اَنَّهُ كَانَ مِنَ الْمُسَبِّحينَ ﴿١٤٣﴾ لَلَبِثَ فى بَطْنِه اِلٰى يَوْمِ يُبْعَثُونَ ﴿١٤٤﴾ فَنَبَذْنَاهُ بِالْعَرَاءِ وَهُوَ سَقيمٌ ﴿١٤٥﴾

 

“Yunus kendini kınayıp dururken onu bir balık yuttu. Eğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar dirilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı. Halsiz bir vaziyette kendisini dışarı çıkardık.” (Sâffât 142-145)

 

4. Hz.  Adem'in (a.s.) tevbesi  şura Günü kabul edilmiştir.

 

قَالَا رَبَّنَا ظَلَمْنَا اَنْفُسَنَا وَاِنْ لَمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرينَ

“(Âdem ile eşi) dediler ki: Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz.” (A'RAF 23)

 

5. Hz. Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan  şura Günü çıkarılmıştır.

 

وَجَاءَتْ سَيَّارَةٌ فَاَرْسَلُوا وَارِدَهُمْ فَاَدْلٰى دَلْوَهُ قَالَ يَا بُشْرٰى هٰـذَا غُلَامٌ وَاَسَرُّوهُ بِضَاعَةً وَاللّٰهُ عَليمٌ بِمَا يَعْمَلُونَ

“Bir kervan geldi ve sucularını (kuyuya) gönderdiler, o da (gidip) kovasını saldı, (Yusuf'u görünce) «Müjde! İşte bir oğlan!» dedi. Onu bir ticaret malı olarak sakladılar. Allah onların yaptıklarını çok iyi bilir.” (YÛSUF 19)

 

6. Hz. İsa (a-s.) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir.

 

اِذْ قَالَتِ الْمَلٰئِكَةُ يَا مَرْيَمُ اِنَّ اللّٰهَ يُبَشِّرُكِ بِكَلِمَةٍ مِنْهُ اِسْمُهُ الْمَسيحُ عيسَى ابْنُ مَرْيَمَ وَجيهًا فِى الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِ وَمِنَ الْمُقَرَّبينَ

“Melekler demişlerdi ki: Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir Kelime'yi müjdeliyor. Adı Meryem oğlu İsa'dır. Mesîh'tir; dünyada da, ahirette de itibarlı ve Allah'ın kendisine yakın kıldıklarındandır”. (ÂLİ IMRÂN 45)

 

اِذْ قَالَ اللّٰهُ يَا عيسٰى اِنّى مُتَوَفّيكَ وَرَافِعُكَ اِلَیَّ وَمُطَهِّرُكَ مِنَ الَّذينَ كَفَرُوا

Allah buyurmuştu ki: Ey İsa! Seni vefat ettireceğim, seni nezdime yükselteceğim, seni inkâr edenlerden arındıracağım” (ÂLİ IMRÂN 55)

 

7. Hz. Davud'un (a.s.) tevbesi o gün kabul edilmiştir.

 

قَالَ لَقَدْ ظَلَمَكَ بِسُؤَالِ نَعْجَتِكَ اِلٰى نِعَاجِه وَاِنَّ كَثيرًا مِنَ الْخُلَطَاءِ لَيَبْغى بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍ اِلَّا الَّذينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَقَليلٌ مَا هُمْ وَظَنَّ دَاوُدُ اَنَّمَا فَتَنَّاهُ فَاسْتَغْفَرَ رَبَّهُ وَخَرَّ رَاكِعًا وَاَنَابَ

“Davud: Andolsun ki, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlıkta bulunmuştur. Doğrusu ortakçıların çoğu, birbirlerinin haklarına tecâvüz ederler. Yalnız iman edip de iyi işler yapanlar müstesna. Bunlar da ne kadar az! dedi. Davud, kendisini denediğimizi sandı ve Rabbinden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapandı, tevbe edip Allah'a yöneldi.” (SÂD 24)

 

فَغَفَرْنَا لَهُ ذٰلِكَ وَاِنَّ لَهُ عِنْدَنَا لَزُلْفٰى وَحُسْنَ مَاٰبٍ

“Sonra bu tutumundan dolayı onu bağışladık. Kuşkusuz yanımızda onun yüksek bir makamı ve güzel bir geleceği vardır.” (SÂD 25)

 

8. Hz. İbrahim'in (a.s.) oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur.

 

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذى وَهَبَ لى عَلَى الْكِبَرِ اِسْمٰعيلَ وَاِسْحٰقَ اِنَّ رَبّى لَسَميعُ الدُّعَاءِ

«İhtiyar halimde bana İsmail'i ve İshak'ı lütfeden Allah'a hamdolsun! Şüphesiz Rabbim duayı işitendir.» (İBRÂHİM 39)

 

9. Hz. Yakub'un (a.s.), oğlu Hz.Yusuf'un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır.

 

فَلَمَّا اَنْ جَاءَ الْبَشيرُ اَلْقٰیهُ عَلٰى وَجْهِه فَارْتَدَّ بَصيرًا

Müjdeci gelince, gömleği onun yüzüne koyar koymaz (Ya'kub) görür oldu..” (YÛSUF 96)

 

10. Hz. Eyyûb (a.s.) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.

 

وَاَيُّوبَ اِذْ نَادٰى رَبَّهُ اَنّى مَسَّنِىَ الضُّرُّ وَاَنْتَ اَرْحَمُ الرَّاحِمينَ

“Eyyub'u da (an). Hani Rabbine: «Başıma bu dert geldi. Sen, merhametlilerin en merhametlisisin» diye niyaz etmişti”. (ENBİYÂ 83)

 

فَاسْتَجَبْنَا لَهُ فَكَشَفْنَا مَا بِه مِنْ ضُرٍّ وَاٰتَيْنَاهُ اَهْلَهُ وَمِثْلَهُمْ مَعَهُمْ رَحْمَةً مِنْ عِنْدِنَا وَذِكْرٰى لِلْعَابِدينَ

“Bunun üzerine biz, tarafımızdan bir rahmet ve kulluk edenler için bir hatıra olmak üzere onun duasını kabul ettik; kendisinde dert ve sıkıntı olarak ne varsa giderdik ve ona aile efradını, ayrıca bunlarla birlikte bir mislini daha verdik.” (ENBİYÂ 84)

 

11- Hz. Aişe'nin belirttiğine göre, Kâbe’nin örtüsü daha önceleri Aşure gününde değiştirilirdi.

 

كانوا يصومون يوم عاشوراء قبل ان يفترض رمضان وكان يوم فيه تستر الكعبة

Ramazan orucu farz kılınmadan önce (Kureyşliler) Aşûre günü oruç tutarlardı. Aşûre günü, Kabe’nin örtüsünün değiştirildiği gündü. (Ahmed, VI, 244

 

12- Muharrem ayı, tarihte bazı büyük acılardan kurtuluş ayı olduğu gibi, bu ayda unutulmaz acılar da yaşanmıştır.

 

قَالَ رَسُولُ اللّهِ الْحَسَنُ وَالْحُسَيْنُ سَيِّدَا شَبَابِ أهْلِ الْجَنَّةِ. وَأبُوهُمَا خَيْرٌ مِنْهُمَا

"Hasan ve Hüseyin cennet ehlinin gençlerinin efendileridir. Babaları onlardan daha hayırlıdırlar”(İ.Canan, Kutub-i Sitte Ter.ve Şerhi, Akçağ Yay: 16/513) 

 

         Rasulullah buyurdu ki:

     «هُمَا رَيْحَانَتِي مِنَ الدُّنْيَا رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا»

         "Hasan ve Hüseyin, benim dünyada kokladığım iki çiçeğimdir" 

         Rasulullah buyurdu ki:

     «مَنْ أَحَبَّهُمَا فَقَدْ أَحَبَّنِي، وَمَنْ أَبْغَضَهُمَا فَقَدْ أَبْغَضَنِي»

         “Onları seven beni sever, onlara buğz eden bana buğz etmiş olur.”

         Rasûlullah buyurdular ki:

     أحِبُّوا اللّهَ لِمَا يَغْذُوكُمْ بِهِ مِنْ نِعَمِهِ، وَأحِبُّونِى لِحُبِّ اللّهِ.وَأحِبُّوا أهْلَ بَيْتِى لِحُبِّى

         "Nimetleriyle sizi beslediği için Allah'ı sevin. Beni de Allah sevgisi için sevin. Ehl-i Beytimi de benim sevgim için sevin.

Rasûlullah buyurdular ki:

         دَخَلَ حُسَيْنُ بْنُ عَلِيٍّ عَلَيْهِ السَّلَامُ الْمَسْجِدَ فَقَالَ جَابِرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ: «مَنْ أَحَبَّ أَنْ يَنْظُرَ إِلَى سَيِّدِ شَبَابِ الْجَنَّةِ، فَلْيَنْظُرْ إِلَى هَذَا، سَمِعْتُهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ» .

         Hz. Hüseyin Mescide girdiği zaman Cabir b. Abdullah, Rasulullah’tan “Cennet gençlerinin efendisini görmek isteyen Hz. Hüseyin’e baksın” dediğini nakletmiştir.

 

Aşure Tatlısı ve hikmeti

 

Rivayete göre iman edenler sel felaketinden, tufandan kurtulduklarında azıklarını açtılar; buğday, nohut, fasulye vs. yiyecek maddelerinden karıştırarak pişirdiler...

 

Selamet bulmak için dua ve şükür

Nimetlere şükür

Geçmişi hatırlama

 

Hicri Takvim Uygulamasının Başlaması:

Hz. Ömer'in emriyle Medine'de bir meclis toplanarak, tarih meselesine bir çözüm bulunması istendi. Hz. Ali'nin teklifi ve mecliste bulunanların kabulü ile Hz. Muhammed (a.s)'in hicreti, İslâm tarihine başlangıcı ve Muharremin de bu yılın ilk ayı olması kararlaştırıldı.

 

HİÇRET

Hicret, ayrılıştır, uzaklaşmaktır.

Hicret, kurtuluştur, yöneliştir.

Hicret, Allah’ın emrettiği şekilde yaşama imkânı aramaktır.

Hicret, hiçbir zaman kaçış değildir, firar değildir.

Hicret, Hz. Peygamber ve arkadaşlarının Mekke’den Medine’ye göç etmeleridir.

 

Kelime manası olarak hicret: Bir yerden bir yere gitmek demektir. Istılahta ise hicret: Hz. Peygamberin 622 tarihinde Mekke’den Medine’ye islâm davası uğruna göç etmesine denir.

 

Müşriklerin peygamberi öldürmek için toplanmaları:

 

وَاِذْ يَمْكُرُ بِكَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لِيُثْبِتُوكَ اَوْ يَقْتُلُوكَ اَوْ يُخْرِجُوكَۜ وَيَمْكُرُونَ وَيَمْكُرُ اللّٰهُۜ وَاللّٰهُ خَيْرُ الْمَاكِر۪ينَ

Hatırlar mısın? İnkâr edenler seni etkisiz hale getirmek veya öldürmek ya da yurdundan çıkarmak için tuzaklar kuruyorlardı; onlar tuzak kuruyorlardı Allah da bozuyordu. Tuzak bozma işini en iyi yapan Allah’tır. Enfâl Suresi – 30

 

Peygamber ve sahabenin ayrıcalığı:

Firavunun zulmünden bıkan halkı kurtarırken adamları Musa Peygambere: “Bu işi başımıza niye açtın, karın tokluğuna yaşayıp gidiyorduk. Sen başımıza belâ açtın. Önümüzde deniz, arkamızda firavunun adamları var. Ne olacak şimdi?” dediler. Hal böyleyken Medine’deki müslümanlar Allah Rasûlünün talimatına uyuyor Habeşis-tan’a taife ve Medine’ye göç ediyor. Medine’deki müslü-manlar ise Allah Rasûlüne kucak açıyorlardı. “Muhammedin akrabalığı, komşuluğu ne hoştur” diyorlardı.

 

Allah Rasûlü sordu:

 

– Beni seviyor musunuz? Hepsi birden: – Evet seni seviyoruz, dedi. Peygamberimiz üç defa: “Vallahi ben de sizi seviyorum” dedi. Cevap:

 

– Anamız babamız sana feda olsun Ya Rasûllellah. Sen bize denizi göstersen, oraya peşinden geliriz, dediler.

 

Hiçretin önemi:

Kur’an-ı Kerim’de, Cihad’tan sonra en önemli olay olarak hicretten bahsedilmiştir. Ensar ve Muhacirlerin örnek hareketlerinden söz edilmiştir.

 

وَمَنْ يُهَاجِرْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ يَجِدْ فِي الْاَرْضِ مُرَاغَماً كَث۪يراً وَسَعَةًۜ وَمَنْ يَخْرُجْ مِنْ بَيْتِه۪ مُهَاجِراً اِلَى اللّٰهِ وَرَسُولِه۪ ثُمَّ يُدْرِكْهُ الْمَوْتُ فَقَدْ وَقَعَ اَجْرُهُ عَلَى اللّٰهِۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُوراً رَح۪يماً۟

1-      “Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yerde bulur, genişlik de bulur. Ve kim Allah’a Peygambere hicret etmek maksadı ile, evinden çıkar da sonra kendisine ölüm gelirse, muhakkak ki o, Allah’a aittir. Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.” (Nisa: 100)

 

وَالَّذ۪ينَ هَاجَرُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ ثُمَّ قُتِلُٓوا اَوْ مَاتُوا لَيَرْزُقَنَّهُمُ اللّٰهُ رِزْقاً حَسَناًۜ وَاِنَّ اللّٰهَ لَهُوَ خَيْرُ الرَّازِق۪ينَ

2-      “Allah yolunda hicret edip de sonra öldürülmüş veya ölmüş olanlara gelince, elbette Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır.” (Hac: 58)

 

اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَالَّذ۪ينَ هَاجَرُوا وَجَاهَدُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۙ اُو۬لٰٓئِكَ يَرْجُونَ رَحْمَتَ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ

3-      “İman edenler ve hicret edip Allah yolunda cihat edenler var ya, işte bunlar, Allah’ın rahmetini umabilirler. Allah gafur ve rahimdir.” (Bakara: 218)

 

 

 

 

Abdullah İbni Amr İbni’l Âs (R.anhüma)’dan rivayet edildiğine göre Nebî (s.a) şöyle buyurdu:

 

            “Hicret iki özellik taşır:

Birisi, günahları terket-mek; diğeri, Allah ve Resûlüne hicret etmektir. Hicret, tevbe kabul olunduğu sürece sona ermez. Tevbe de güneş batıdan doğuncaya kadar makbüldür. Güneş batıdan doğunca artık her kalp bulunduğu hal üzere mühürlenir. İnsanlar işledikleriyle kalır.”

 

Hiçret artık yoktur:

Hz. Peygamber: “Mekke’nin fethinden sonra hicret yoktur. Yalnız cihat etmek, cihada hazır olmak vardır. Cihada çağrıldığınız zaman hazır olun” buyurmuştur. (Riyaz üs-Salihin: 1/4)

 

Rasulullah buyurdu ki:

 

الْمُؤْمِنُ مَنْ أَمِنَهُ النَّاسُ عَلَى أَمْوَالِهِمْ وَأَنْفُسِهِمْ، وَالْمُهَاجِرُ مَنْ هَجَرَ الْخَطَايَا وَالذُّنُوبَ

Hakiki Mümin, insanlarin mallarini ve canlarini emniyette hissettigi,

"Hakiki muhacir, hata ve günahları terk edendir.“

İbnu Mace, Sünen, Fiten, 2 (3934) c.2 s. 1298

 

Rasulullah buyurdu ki:

الْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ الْمُسْلِمُونَ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ، وَالْمُهَاجِرُ مَنْ هَجَرَ مَا نَهَى اللَّهُ عَنْهُ

Hakiki Müslüman, müslümanlarin elinden ve dilinden selim olduklari

"Hakiki muhacir, Allah'ın üzerine haram kıldığı şeyleri terk edendir

Ebu Davud, Sünen, vitir, 12 (1449) c. 2 s. 146; Müsnedi İmam Ahmed,

 

Günümüzde Müslüman,nasıl  hicret edecek, niçin?

 

            – Allah’ın emrine göre ölmeden önce ölecek. Nefsinden ve fani bedenden hicret edecektir.

            – Kötü işten, kötü iş yerinden hicret edecektir.

            – Kötü çevreden, kötü ortamlardan,

            – Kötü mahalleden,

            – Kötü komşudan hicret edecektir.

            – Kötü arkadaştan hicret edecektir. Değilse, o bunlardan ayrılmazsa, bunlar onu güzel ve iyi şeylerden ayıracaktır.

 

– Küfür ve nifaktan  imana yönelecek, hicret edecek.

  – Haramdan helale yönelecek, hicret edecek.

– Şerden hayra

  – Cehaletten ilme

 – Hurafeden hakikate

 – Batıldan hakka, televizyonlu odadan televizyon-suz odaya hicret edecek.

 

Hicret niçin yapılır?

 

1-      Hayatın devamı için,

2-      Sıkıntılardan kurtulmak için,

3-      Zulümden kurtulmak için,

4-      Günaha girmemek için,

5-      Allah’ın dinini tebliğ için,

6-      Dinini yaşamak için…

 

 Hicret, hayatın her anını kapsamalıdır:

 

عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ قَالَ حَاسِبُوا أَنْفُسَكُمْ قَبْلَ أَنْ تُحَاسَبُوا وزِنوا أنفسَكم قبل أن تُوزَنوا وَتَزَيَّنُوا لِلْعَرْضِ الْأَكْبَرِ وَإِنَّمَا يَخِفُّ الْحِسَابُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ عَلَى مَنْ حَاسَبَ نَفْسَهُ فِي الدُّنْيَا

 

"Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekiniz. Amelleriniz tartılmadan önce de ölçülü olunuz! Hesap günü için hazırlıklı olun. Şüphesiz dünyada sorumlu davranan kimsenin hesabı hafif olacaktır."(Tirmizi,İbn Ebi Şeybe, Beyhaki)….!

 

Evet, Müslüman bir insan akıllıdır ve akıllı insan da yarınını düşünendir. Bu hususta Hz peygamber (s) şöyle buyurmuştur:

 

الْكَيِّسُ مَنْ دَانَ نَفْسَهُ وَعَمِلَ لِمَا بَعْدَ الْمَوْتِ وَالْعَاجِزُ مَنْ أَتْبَعَ نَفْسَهُ هَوَاهَا وَتَمَنَّى عَلَى اللَّهِ

"Akıllı insan, kendine sahip çıkan ve ölümden sonrası için çalışan, aciz insan ise kendini dünyevi arzulara kaptırdığı halde Allahtan cenneti temenni eden kimsedir."( Tirmizi)

 

 

 

 

 

 

Müslüman hayatı başkalarına göre değil kendi örfüne göre yaşar:

 

الْيَوْمَ يَئِسَ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ دِينِكُمْ فَلَا تَخْشَوْهُمْ وَاخْشَوْنِالْيَوْمَ أَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ وَأَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَتِي وَرَضِيتُ لَكُمُ الْإِسْلَامَ دِينًا

“Bugün kafirler dininizi ortadan kaldırmaktan umut kesmişlerdir. O halde onlardan korkmayınız, benden korkunuz. Bugün sizin hesabınıza dininizi kemale erdirdim. Size yönelik nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm'ı beğendim.” (Maide,3)

 

تَرَكْتُ فِيكُمْ أَمْرَيْنِ لَنْ تَضِلُّوا مَا تَمَسَّكْتُمْ بِهِمَا كِتَابَ اللَّهِ وَسُنَّةَ نَبِيِّهِ

“Size iki şey bırakıyorum. Onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız: Bunlar, Allah’ın Kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” Muvatta’, Kader, 3.

الَّذِينَ يَتَّخِذُونَ الْكَافِرِينَ أَوْلِيَاءَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِنِينَ أَيَبْتَغُونَ عِنْدَهُمُ الْعِزَّةَ فَإِنَّ الْعِزَّةَ لِلَّهِ جَمِيعًا

“Onlar müminleri bırakıp kafirleri dost ediniyorlar. Acaba onların yanında şeref mi arıyorlar? Oysa şeref bütünüyle Allah'ındır.” (Nisa,139)

 

Nitekim bu konuda şanlı önderimiz Hz. Muhammed (S.A.V.) şöyle buyuruyor:

عَنْ ابْنِ عُمَرَ قَالَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَنْ تَشَبَّهَ بِقَوْمٍ فَهُوَ مِنْهُمْ

“Her kım bır kavme benzemeye özenirse o da onlardandır “ ( Sünen-i Ebi Davut (Ebu Davud) C: 4, Sh: 44, Beyrut/ty. Müsned N/50. )

 

لَيْسَ مِنَّا مَنْ تَشَبَّهَ بِغَيْرِنَا لَا تَشَبَّهُوا بِالْيَهُودِ وَلَا بِالنَّصَارَى فَإِنَّ تَسْلِيمَ الْيَهُودِ الْإِشَارَةُ بِالْأَصَابِعِ وَتَسْلِيمَ النَّصَارَى الْإِشَارَةُ بِالْأَكُفِّ

Amr b. Şuaybin babasından, onun da dedesinden yaptığı rivayete göre Rasulullah (s.a.) efendimiz.

"Bizden başkasına benzemeye çalışan, bizden değildir Yahudi ve Hıristiyanlara benzemeye özenmeyiniz." Tirmizi, istizan

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SELIM BİR KALP SAHİBİ OLABİLMEK

BAYRAMI TADINDA YAŞAMA

Aile hakkında