KURBAN VE ÖZELLIKLERI
Kurban ilk isnan ile başlamıştır
وَلِكُلِّ
أُمَّةٍ جَعَلْنَا مَنْسَكاً لِيَذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ عَلَى مَا رَزَقَهُمْ
مِنْ بَهِيمَةِ الْأَنْعَامِ فَإِلَهُكُمْ إِلَهٌ وَاحِدٌ فَلَهُ أَسْلِمُوا
وَبَشِّرِ الْمُخْبِتِينَ
"Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanları keserken Allah’ın adını ansınlar (ve O'na şükretsinler) diye (îmân eden) her ümmete bir kurban ibâdeti koyduk. (Ey insanlar!) Şunu unutmayın ki hepinizin ilahı bir tek ilah (olan Allah)'tır.Öyleyse yalnızca O’na teslim olun. (Ey Peygamber! Rablerine karşı) alçak gönüllü ve ihlaslı olanları (dünya ve âhiret iyilikleriyle) müjdele! Hacc suresi 34
Kurban ihlas ile Allah`a teslimiyet ve
yakınlıktır
وَاتْلُ
عَلَيْهِمْ نَبَاَ ابْنَىْ ادَمَ بِالْحَقِّ اِذْ قَرَّبَا قُرْبَانًا فَتُقُبِّلَ
مِنْ اَحَدِهِمَا وَلَمْ يُتَقَبَّلْ مِنَ الْاخَرِ
“(Ey Muhammed) Onlara Ademin iki oğlu ile ilgili haberi hakkıyla oku. Hani her ikisi birer kurban sunmuşlardı, birinden kabul edilmiş, diğerinden kabul edilmemişti (Maide, 5/27).
لَنْ يَنَالَ
اللّهَ لُحُومُهَا وَلَا دِمَاؤُهَا وَلكِنْ يَنَالُهُ التَّقْوى مِنْكُمْ..."
“Onların ne etleri ne de kanları Allah'a ulaşır. Fakat O’na sadece sizin takvanız ulaşır’ (Hac,22/37)
Teşrik günlerinde önemli ibadet kurban kesmektir
Peygamberimiz de bir hadis-i şeriflerinde
şöyle buyurmuşlardır:
"Ademoğlu kurban bayramı günü, Allah katında kurban kesmekten daha sevimli bir iş yapmamıştır. Şüphesiz ki o kesilen kurban kıyamet günü boynuzları ve kılları ile gelir. Hiç şüphe yok ki, kurbanın kanı yere düşmeden önce Allah katında kabul görür. Öyle ise gönüllerinizi kurban ile hoş edin."
Kurban hz
İbrahim ile devam etmiştir
Hz.İbrahim'in
sünnetidir.
Yine Peygamberimizin, kurbanı 'Hz. İbrahim'in sünneti' olarak nitele¬mesi de, İbrahim'in (as) oğlu İsmail'i kurban etmekle sınanmasına bir atıf olsa gerekti. Allah, en sevdiği varlığını, biricik oğlunu feda etmekten çekinmeyen Hz. İbrahim'i büyük bir kurban göndererek mükafatlandırmıştı. Böylece kurban ibadeti sonrakiler için İbrâhimî bir sünnet gelenek hâline gelmişti.
فَبَشَّرْنَاهُ
بِغُلَامٍ حَليمٍ
Biz de ona uysal bir oğul müjdeledik.
saffat37/101.
فَلَمَّا
بَلَغَ مَعَهُ السَّعْيَ قَالَ يَا بُنَيَّ اِنّي اَرٰى فِي الْمَنَامِ اَنّي
اَذْبَحُكَ فَانْظُرْ مَاذَا تَرٰى قَالَ يَا اَبَتِ افْعَلْ مَا تُؤْمَرُ
سَتَجِدُني اِنْ شَاءَ اللّٰهُ مِنَ الصَّابِرينَ
Çocuk kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince İbrahim ona, “Yavrum, ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. Düşün bakalım, ne dersin?”, dedi. O da: “Babacığım emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın”, dedi. saffat 37/102
فَلَمَّا
اَسْلَمَا وَتَلَّهُ لِلْجَبينِ وَنَادَيْنَاهُ اَنْ يَا اِبْرٰهيمُ
Nihayet her ikisi de (Allah’ın emrine) boyun
eğip, İbrahim de onu (boğazlamak için) yüz üstü yere yatırınca ona, şöyle
seslendik: “Ey İbrahim!”Saffat 37/103, 37/104
قَدْ صَدَّقْتَ
الرُّءْيَا اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنينَ
“Gördüğün rüyanın hükmünü yerine getirdin. Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.” Saffat,37/105.
اِنَّ هٰذَا
لَهُوَ الْبَلٰؤُا الْمُبينُ
“Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır.”Saffat, 37/106.
وَفَدَيْنَاهُ
بِذِبْحٍ عَظيمٍ
Biz, (İbrahim’e) büyük bir kurbanlık vererek
onu (İsmail’i) kurtardık. Saffat,37/107.
وَتَرَكْنَا
عَلَيْهِ فِي الْاٰخِرينَ
Sonradan gelenler arasında ona güzel bir anı bıraktık.
Saffat,37/108.
Kur'ân'da
Kurban kesilmesi emredilmektedir: …
فَصَلِّ
لِرَبِّكَ وَانْحَرْ
“Rabbın için namaz kıl, kurban kes” (Kevser, 108/2).
Peygamber sav:
مَنْ وَجَد
سَعَةً فلم يُضَحِّ فلا يَقْرَبَنَّ مُصَلاَّنا
“Kim imkanı olduğu halde kurban kesmezse bizim
mescidimize yaklaşmasın”
[ (İbn Mâce, Edâhî, 2; Ahmed b. Hanbel,
II/321; Hâkim, II/422)]
Peygamberimiz
(a.s.) Medine'de 10 yıl ikamet etmiş ve her yıl kurban kesmiştir:
نَحَرَ
النَّبىُّ سَبْعَ بَدَنَاتٍ بِيَدِهِ
قِيَاماً وَضَحَّى في المدينةِ كَبْشَيْنِ أقْرَنَيْنِ أمْلَحَيْنِ، يَذْبَحُ
وَيُكَبِّرُ وَيُسَمَّى وَيَضَعُ رِجْلَهُ عَلى صَفْحَتَهما
Enes (r.a.) anlatıyor: "Resûlullah (a.s.), yedi deveyi kurban olarak eli ile ayakta kesti. Medine'de ise, boynuzlu ve alacalı iki koç kurban etti. Resûlullah (a.s.) keserken tekbir getiriyor, besmele çekiyor ve ayağını hayvanların boyunlarının üzerine koyuyordu"[8]
Kurban
İbadetinin Geçerli Olmasının Şartları
Kurban ibadetinin geçerli ve makbul olabilmesi için şu şartların birlikte bulunması gerekir:
a)
Kurban, vaktinde kesilmelidir.
Çünkü vaktinde kesilmeyen hayvan kurban olmaz. Peygamberimiz, kurbanlık hayvanını vaktinden önce kesen sahâbîye yeniden kurban kestirmiştir.
-Kurban, eyyâm-ı nahr (Kurban kesme günleri) denilen Zilhicce ayının onuncu, on birinci ve on ikinci günleri kesilir.
Nitekim Berâ b. Âzib'ten -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
إِنَّ أَوَّلَ
مَا نَبْدَأُ بِهِ فِي يَوْمِنَا هَذَا أَنْ نُصَلِّيَ، ثُمَّ نَرْجِعَ
فَنَنْحَرَ، مَنْ فَعَلَهُ فَقَدْ أَصَابَ سُنَّتَنَا، وَمَنْ ذَبَحَ قَبْلُ
فَإِنَّمَا هُوَ لَحْمٌ قَدَّمَهُ لِأَهْلِهِ لَيْسَ مِنْ النُّسُكِ فِي شَيْءٍ، و
[ رواه البخاري ]
"Şüphesiz ki bu günümüzde ilk yaptığımız
şey, namazı (bayram namazını) kılarız. Sonra (evimize) döneriz ve kurbanımızı
keseriz. Kim, böyle yaparsa, bizim yolumuz üzere yapmıştır.Kim de namazdan
(bayram namazından) önce kurbanını keserse, o kestiği kurban, kendi ehline
sunduğu bir et olur. O, kurbandan bir şey sayılmaz."[5]
إِذَا دَخَلَتْ الْعَشْرُ وَأَرَادَ أَحَدُكُمْ أَنْ يُضَحِّيَ فَلا يَمَسَّ مِنْ شَعَرِهِ وَبَشَرِهِ شَيْئًا
"Bilinen on gün (Zilhiccenin on günü)
girdiği vakit kurban kesmek isteyen kimse, (kurban edeceği hayvanın bedeninden)
bir kıl almasın bir tek tırnak kesmesin”.[ [Müslim (1977),
Tirmizî (1523), Nesâî (4362), Ebû Dâvûd (2791), İbn Mâce (3150), Ahmed (6/289),
Dârimî (1947)]]
Yine, Nubeyşe el-Huzelî'den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
أَيَّامُ
التَّشْرِيقِ أَيَّامُ أَكْلٍ وَشُرْبٍ وَذِكْرٍ لِلَّهِ عَزَّ وَجَلَّ
[ روا مسلم ]
"Teşrik günleri (Zilhicce ayının 10.,11. ve 12. günleri), yeme, içme ve Allah -azze ve celle-'yi anma günleridir."
Kurban kesme vakti;
Hanefîlere göre bayramın birinci günü bayram namazını kıldıktan sonra üçüncü günü güneş batımına kadar; Şâfiîlere göre dördüncü günü güneş batıncaya kadar olan zamandır.
Yine, Cundub b. Sufyan el-Becelî'den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre o şöyle demiştir:
"Peygamber -sallallahu aleyhi ve
sellem-'e, bayramın birinci günü şöyle derken şâhit oldum:
مَنْ ذَبَحَ قَبْلَ أَنْ يُصَلِّيَ فَلْيُعِدْ مَكَانَهَا أُخْرَى، وَمَنْ لَمْ يَذْبَحْ فَلْيَذْبَحْ [ رواه البخاري ]
"Kim, namaz (bayram namazını) kılmadan önce kurbanını kesmişse, onun yerine başka birisini kurban olarak kessin. Kim de kurbanını kesmemişse, kurbanını kessin."
Kurban, zamanında kesilemezse bedeli tasadduk edilir, fakat kurban ibadeti yerine gelmiş olmaz.
b)
Kesilecek hayvanın;
deve, sığır, manda, koyun ve keçi cinsi olmalı ve deve 5, sığır ve manda 2, koyun ve keçi 1 yaşını ikmal etmiş olmalıdır.
Bir yaşında görünen 6 aylık gürbüz kuzu kurban edilebilir.
Kurban, Allah'ın dininin nişanelerindendir ve kurbanlıklar bellidir:
وَالْبُدْنَ
جَعَلْنَاهَا لَكُمْ مِنْ شَعَائِرِ اللّهِ لَكُمْ فيهَا خَيْرٌ فَاذْكُرُوا اسْمَ
اللّهِ عَلَيْهَا صَوَافَّ فَاِذَا وَجَبَتْ جُنُوبُهَا فَكُلُوا مِنْهَا
وَاَطْعِمُوا الْقَانِعَ وَالْمُعْتَرَّ كَذلِكَ سَخَّرْنَاهَا لَكُمْ لَعَلَّكُمْ
تَشْكُرُونَ
“Kurbanlık deve ve sığırları da, sizin için Allah'ın (dininin) nişanelerinden (kurban) kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. O halde onları saf saf sıralanmış dururken (kurban edeceğinizde) üzerlerine Allah'ın adını anın. Yanları yere yaslandığı vakit (yani canları çıktığında) onların etlerinden yiyin, kanaat edip istemeyene de, isteyene de yedirin. Böylece onları sizin emrinize verdik ki, şükredesiniz” (Hac, 22/36).
لاَ تَذْبَحُوا إِلاَّ مُسِنَّةً، إِلاَّ أَنْ يَعْسُرَ عَلَيْكُمْ فَتَذْبَحُوا جَذَعَةً مِنْ الضَّأْنِ [ رواه مسلم ]
"Dînen belirlenen yaşa erişmiş hayvandan başka hayvanı (kurban olarak) kesmeyin. Ancak bulamazsanız, altı ayını doldurmuş koyunu (kurban olarak) kesebilirsiniz." [müslim]
Koyunun erkeği (koç), diğerlerinin dişisi daha
faziletlidir. Deve, sığır ve manda en fazla 7 kişi tarafından ortaklaşa
kesilebilir.
Koyun ve keçi sadece 1 kişi tarafından kurban
edilebilir.
Kurbanlık hayvan kesilmeden kaybolur veya ölürse, yerine yeniden kurbanlık alınması gerekir.
c) Kurbanlık
hayvan;
Hangi Ayıplar Hayvanın Kurban Olmasına Mani Olur?
Nitekim Berâ b. Âzib'ten -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
أَنَّ رَسُولَ
اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سُئِلَ مَاذَا يُتَّقَى مِنْ الضَّحَايَا، فَأَشَارَ
بِيَدِهِ، وَقَالَ: أَرْبَعًا: اَلْعَرْجَاءُ الْبَيِّنُ ظَلْعُهَا،وَالْعَوْرَاءُ
الْبَيِّنُ عَوَرُهَا،وَالْمَرِيضَةُ الْبَيِّنُ مَرَضُهَا،وَالْعَجْفَاءُ الَّتِي
لاَ تُنْقِي
[ رواه مالك ]
"Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve
sellem-'e kurbanlık hayvanlardan hangisinden uzak durulur (kurban edilmez) diye
sorulmuş, bunun üzerine o eliyle işâret ederek şöyle şöyle buyurmuştur:Dört
sınıf hayvan kurban edilmez: Topallığı açıkça belli olan,gözlerinin körlüğü
açıkça belli olan, hastalığı açıkça belli olan ve eti kalmayacak kadar yaşlı
olan hayvan."[3]
Yine, Berâ b. Âzib'ten -Allah ondan râzı
olsun- rivâyet olunduğuna göre, o şöyle demiştir:
قَامَ فِينَا
رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ: أَرْبَعٌ لاَ تَجُوزُ فِي
الْأَضَاحِيِّ، فَقَالَ: الْعَوْرَاءُ بَيِّنٌ عَوَرُهَا، وَالْمَرِيضَةُ بَيِّنٌ
مَرَضُهَا، وَالْعَرْجَاءُ بَيِّنٌ ظَلْعُهَا، وَالْكَسِيرُ الَّتِي لاَ تَنْقَى
[ رواه أبو داود وصححه الألباني ]
"Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- aramaızda iken ayağa kalktı ve şöyle buyurdu: Dört sınıf hayvanı kurban olarak kesmek câiz değildir: Körlüğü açıkça belli olan, hastalığı açıkça belli olan, topallığı açıkça belli olan ve yürüyemeyecek kadar ayağı kırık olan hayvan."[4
Her kusur olmasa da bazı kusurlar kurbana manidir. Bu kusurlar kısaca şunlardır:
-İki veya bir gözü kör olan,
-Aşırı derecede zayıf olan,
-Kesim yerine yürüyerek gidemeyecek derecede
aksak olan,
-Kulağının, kuyruğunun veya tenasül organının
üçte birinden fazlası gitmiş olan,
-Dişlerinin yarıdan fazlası düşmüş olan,
-Doğuştan kulağı ve tenasül organı olmayan,
-Koyun ve keçide bir, sığırda iki memesi
kurumuş olan,
-Burnu kesilmiş olan,
-Dilinin çoğu kesilmiş olan,
-Ölüm derecesinde hasta olan.
Böyle kusuru olan hayvanları kurban etmek câiz
değildir. Bunun için kurbanlık satın alınırken kusurlu olup olmadığına dikkat
etmek gerekir.
c) Niyet ve ihlâs olmalıdır.
Diğer ibadetlerde olduğu gibi kurban
ibadetinde de niyet ve ihlâs şarttır. Allah’a ulaşacak olan kurbanın kanı ve
eti değil kişinin niyeti ve ihlâsıdır.
لَنْ يَنَالَ
اللّهَ لُحُومُهَا وَلَا دِمَاؤُهَا وَلكِنْ يَنَالُهُ التَّقْوى مِنْكُمْ..."
“Onların ne etleri ne de
kanları Allah'a ulaşır. Fakat O’na
sadece sizin takvanız ulaşır’ (Hac,22/37)
d) Kurbanı kişinin ya bizzat kendisi kesmeli veya
vkalet vermeli
veya kesebilecek birine vekâlet vermelidir.
Peygamberimiz kurbanlarını bizzat kendisi kesmiştir.
Hayvanlara iyi
davranarak kesilmeli
Şeddad b. Evs diyor ki, "Ben iki şeyi
Resûlullah'tan (sav) belledim. O şöyle buyurdu: "Allah her işi güzel
yapmayı istemiştir. Şu hâlde siz (meşru bir sebeple) öldürürken de, (işkence
etmeden) güzelce öldürün. Bir hayvanı kestiğinizde de kesimini güzel yapın.
(Biriniz hayvan keseceği zaman) bıçağını bilesin ve kestiği hayvanı
rahatlatsın!" (Müslim, Sayd, 57; Ebû Davûd, Dahaya, 10-11)
Kurban Ailede Kimin Adına Kesilir?
Hanefi âlimlerinin görüşlerine göre, aile içinde, şahsı adına kimin serveti varsa kurban onun adına kesilir. Aile içinde her zengin şahıs, kendi adına kurbanını kesmekle mükellef olur. Ailede kendi adına serveti bulunmayanların ise hiçbirine kurban gerekmez. Yani zengin olmayan aile fertleri kurbanla mükellef olmazlar.
Kimler kurban kesmekle yükümlüdür?
Kurban kesmek, akıl sağlığı yerinde, büluğa ermiş (ergen olmuş), dinen zengin sayılacak kadar mal varlığına sahip ve mukim olan her müslümanın yerine getireceği malî bir ibadettir (Merğînânî, el-Hidâye, VII, 148).
Temel ihtiyaçlarından ve borcundan başka 80.18
gr altın veya değerinde para ya da eşyaya sahip olan kimselerin kurban kesmesi
gerekir (Mevsılî, el-İhtiyâr, IV, 252-256; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, IX,
452-453).
Ayrıca kurban mükellefiyeti için aranan
nisabın üzerinden, zekâtın aksine bir yıl geçmesi şart değildir.
Yolcunun kurban kesmesi mecburi değildir
Yolcu (seferî), kurban kesmekle mükellef
değildir (el-Fetâva’l-Hindiyye, V, 576).
Ancak kesmesi hâlinde sevabını kazanır.
Kesim esnasında
hayvan nasıl kesilmeli
اِنّى
وَجَّهْتُ وَجْهِىَ لِلَّذى فَطَرَ السَّموَاتِ وَالْاَرْضَ حَنيفًا وَمَا اَنَا
مِنَ الْمُشْرِكينَ
“Ben hakka yönelen birisi olarak yüzümü
gökleri ve yeri yaratana çevirdim, ben Allah’a ortak koşanlardan (müşriklerden)
değilim” (En’am, 6/79).
قُلْ اِنَّ
صَلَاتى وَنُسُكى وَمَحْيَاىَ وَمَمَاتى لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمينَ
“ Şüphesiz benim namazım, ibadetim (Kurbanım)
hayatım ve ölümüm hep alemlerin rabbı olan Allah içindir" (En’am, 6/162)
mealindeki ayetleri okur.
Kurban kesen kişi devamla,
“Allahuekber
Allahuekber, la ilahe illallahu vallahu ekber, Allahuekber velillahi’l-hamd”
der, ara vermeden “Bismillahi Allahuekber” diyerek kesimi yapar.
Kur’an’ı-kerimde
kurban eti hakkında,
.فَكُلُوا مِنْهَا وَاَطْعِمُوا.
“…Ondan yeyiniz, yediriniz” buyurulmuştur (Hac,22/36)
Kurban kesmenin maksatlarından biri de,
yoksulların evine et girmesini temin etmektir.
Bu itibarla, kurban etinin hepsini yoksullara
sadaka olarak dağıtmak veya aile efradı için alıkoymak caiz ise de, en uygun
olanı kurban etini üçe taksim edip, birini kurban kesemeyen kimselere dağıtmak,
bir bölümünü akraba tanıdık ve komşulara ikram etmek, birini de aile için
alıkoymaktır.
Kurbanlık
hayvanı elektrik veya narkozla bayıltarak kesmek caiz midir?
Dinimiz, tüm canlılara iyi davranılmasını
emretmiştir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.), kesim esnasında hayvana eziyet
edilmemesini emretmiştir.
Şeddad b. Evs diyor ki, "Ben iki şeyi
Resûlullah'tan (sav) belledim. O şöyle buyurdu:
"Allah her işi güzel yapmayı istemiştir.
Şu hâlde siz (meşru bir sebeple) öldürürken de, (işkence etmeden) güzelce
öldürün. Bir hayvanı kestiğinizde de kesimini güzel yapın. (Biriniz hayvan
keseceği zaman) bıçağını bilesin ve kestiği hayvanı rahatlatsın!" (Müslim,
Sayd, 57; Ebû Davûd, Dahaya, 10-11)
Kurbanın bilinen klasik yöntemle kesilmesi
asıldır. Bununla beraber kurbana fazla eziyet vermemek (ölüm acısını azaltmak)
maksadıyla, kesim esnasında hayvanın elektrik şoku, narkoz veya benzeri bir
yöntemle bayıltılarak kesilmesi caizdir.
Ancak hayvanın bayıltıldıktan sonra ölmeden
boğazından kesilmesi gerekir. Hayvan henüz kesilmeden, şok etkisiyle ölürse,
kurban olmayacağı gibi, eti de yenmez
(DİYK
24. 02. 2010 tarihli karar; bkz. Mecma’u’l-Fıkh, Karârât ve Tevsıyât, 28
Haziran-3 Temmuz 1997 tarihli Karar, s. 314-318). Zira kurbanlık veya etlik
hayvanın yenilmesinin caiz olabilmesi için kesim esnasında hayvanın canlı
olması gerekir (Merğînânî, el-Hidâye, VII, 133).
Kurban derisi
nasıl değerlendirilmelidir?
Kurbanın derisi, bir fakire veya hayır
kurumuna verilmelidir. Hz. Peygamber (s.a.s.), veda haccında Hz. Ali’ye, kurban
olarak kesilen develerinin başında durmasını ve bunların derileri ile
sırtlarındaki çullarını sadaka olarak vermesini, kasap ücreti olarak bunlardan
bir şey vermemesini emretmiştir (Müslim, Hac, 348; Buhârî, Hac, 120, 121; Ebû
Dâvûd, Menâsik, 21). Buna göre kurban derilerinin para karşılığında satılması,
kurbanın kesimi veya bakımı için ücret olarak verilmesi caiz değildir (İbn
Nüceym, el-Bahr, VIII, 203). Derinin
Bir hayvanın
yenilmeyecek yerleri nerelerdir? Bu organların ne yapılması gerekir?
Etlerinin yenmesi helal olan hayvanların,
-ister kurban olarak ister başka bir amaçla kesilmiş olsun- kanları, ödleri,
bezeleri, idrar torbaları, cinsel organları ve husyelerini (yumurtalarını)
yemek tahrîmen mekruhtur (İbn Nüceym, el-Bahr, VIII, 553; el-Fetâva’l-Hindiyye,
VI, 495).
Kurban kesen
kasaba ücret vermek caiz midir? Kurban etinin bir kısmı veya derisi kesim
ücreti olarak verilebilir mi?
Hayvanın kesim ameliyesi ibadet değildir. Bu
yüzden kurban kesen kasabın ücret alması caizdir.
Ancak kesim işini yapan kişiye ücret olarak
kurbanın derisi veya etinin bir kısmı verilemez.
Kurban eti,
derisi, bağırsakları gibi kurban ürünlerinin satılması caiz midir?
Kurbanın eti, —kısmen veya tamamen— sahibi ve
ev halkı tarafından tüketilebileceği gibi, ister zengin, ister yoksul olsun
başka kimselere de hediye ve sadaka olarak verilebilir (Ebû Dâvûd, Dahâyâ, 10).
Ancak kurbanın et, sakatat, deri, yün ve süt
gibi unsurlarının satılması caiz değildir (İbn Nüceym, el-Bahr, VIII, 203).
Zira
Hz.
Peygamber (s.a.s.), “Kim kurbanın derisini satarsa, kurban kesmemiş gibidir.”
(Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, IX, 496) buyurmuştur.
Kurbanın derisi, bir yoksula veya hayır
kurumuna bağışlanabileceği gibi, evde namazlık, kalbur ve benzeri ev eşyası
yapılarak kullanılmasında da bir sakınca yoktur (Kâsânî, Bedâi‘ V, 81;
Merğînânî, el-Hidâye, VII, 164).
Kişi beslediği
ve kurban olarak kesmeyi kararlaştırdığı bir hayvanın sütünden veya gücünden
yararlanabilir mi?
Bir kimse, kendi evinde besleyip büyüttüğü bir hayvanı, kurban olarak keseceğine karar verse; bu hayvanın gücünden veya dişi ise sütünden yararlanabilir. Fakat kurban olarak alınan bir hayvanın kesim öncesinde sütünden ve yününden yararlanmak uygun değildir. Çünkü bu durumda hayvan satın alınmasından itibaren kurbanlık olarak belirlenmiş olmaktadır. Şayet böyle bir hayvandan yararlanılmışsa, yararlanma bedeli sadaka olarak verilmelidir (el-Fetâva’l-Hindiyye, V, 371; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, IX, 475-476).
Kurban kesmek
yerine sadaka vermekle bu ibadet yerine getirilmiş olur mu?
İbadetlerin şekil, şart ve rükünleri olduğu
gibi hikmetleri, amaçları ve teşri gerekçeleri de vardır. İbadetlerdeki bu
özelliklerin birbirinden ayrı düşünülmesi mümkün değildir. Diğer taraftan
ibadetler ancak emredildikleri şekliyle yerine getirilir. (Kâsânî, Bedâi‘, V,
40). Her ibadetin bir yapılış şekli vardır. Kurban ibadeti de ancak kurban
olacak hayvanın usûlüne uygun olarak kesilmesiyle yerine getirilebilir
(el-Fetâva’l-Hindiyye, V, 360).
Bedelini infak etmek suretiyle, kurban ibadeti
yerine getirilmiş olmaz. Zira hayvanın kesilmesi bu ibadetinin rüknüdür.
Akika, adak,
udhiyye ve nafile kurbanlar için aynı büyükbaş hayvana ortak olunabilir mi?
Ortak kesilen kurbanlarda, hissedarlardan her
birinin kurbanlarını aynı maksat için kesmiş olmaları gerekmez. Ortakların her
birinin ibadet niyetiyle katılmış olması kaydıyla bir kısmı udhiyye, diğer bir
kısmı ise adak, akîka, nafile kurbanı olarak niyet edebilirler (Kâsânî, Bedâi‘
V, 71).
Kurban bayramı
günü kurban kesilmeden önce bir şey yememenin dinî dayanağı var mıdır?
Hz. Peygamberin (s.a.s.) Zilhicce’nin ilk
dokuz gününü oruçla geçirdiği rivayet edildiği için (Ebû Dâvûd, Savm, 62)
Zilhicce’nin ilk dokuz gününün, yani kurban
bayramından önceki dokuz günün oruçlu geçirilmesi müstehaptır.
Zilhicce ayının 10. günü kurban bayramının ilk
günüdür. Kurban bayramında da oruç tutulmaz (Buhârî, Savm, 66-67; Ebû Dâvûd,
Savm, 48).
Ancak imsaktan itibaren bir şey yemeyip o günün ilk yemeğini kurban etinden yemek müstehaptır.
Vekâlet yoluyla
kurban kesilebilir mi? Kişinin bulunduğu şehir veya ülke dışında vekâletle
kurban kestirmesinin hükmü nedir?
Kişi, kurbanını bizzat kesebileceği gibi vekâlet yoluyla başkasına da kestirebilir. Zira kurban, hac ve zekât gibi mal ile yapılan bir ibadettir; mal ile yapılan ibadetlerde ise vekâlet caizdir (Kâsânî, Bedâi‘, V, 67; Mevsılî, el-İhtiyâr, IV, 263-265; Remlî, Nihâyetü’l-muhtâc, VIII, 132).
Abdestsiz olarak kurban kesilebilir mi?
Kurban ibadetini yerine getirmek, gerekli
şartları taşıyan bir hayvanı, kurban niyetiyle kesmekle gerçekleşir. Hayvanın
kesim ameliyesi ibadet değildir. Böyle olduğu için kurban kesenin, hadesten
taharet şartını yerine getirmesi gerekmez.
Yine bu sebeple, kurban kesen kasabın ücret
alması caizdir. Şayet kurban kesme eylemi ibadet olsaydı kasabın ücret
alamaması gerekirdi. Çünkü ibadet karşılığında ücret almak caiz değildir
(Mevsılî, el-İhtiyâr, IV, 228-229).
Öte yandan mekruh olmakla birlikte Ehl-i
kitaptan olan kasabın kestiği kurban geçerlidir (Merğînânî, el-Hidâye, VII,
166).
Kurban kesen kişinin abdestli olması şart
olmamakla birlikte kurban bir kurbet (Allah’a yakınlaşma aracı) olduğu için
kesenin abdestli olması daha faziletlidir.
Bir kimsenin,
oğlunun veya bir başkasının bağışladığı para ile kurban alıp kesmesi durumunda
bu, kurban sayılır mı?
Oğlu veya başkası tarafından kendisine bağış
yapılan kimse bu paranın sahibidir. Bağışlanan bu parayı dilediği gibi
harcayabilir. İster başka ihtiyaçları için sarf eder, isterse kurbanlık alıp
kesebilir. Kesilen bu hayvan, kurban yerine geçer (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr,
IX, 452-454).
Bir özür sebebiyle vaktinde kesilemeyen kurbanların fakir ve zengin için hükmü nedir?
Kurban kesme niyetiyle hayvan almış, fakat
kurban bayramı günlerinde kurbanı kesememiş fakir kimse, bu hayvanı canlı
olarak tasadduk eder. Bayram günlerinde kurban kesemeyen zengin kimsenin ise,
kurbanlık satın alıp almadığı dikkate alınmaksızın bir kurbanlık hayvanın
kıymetini yoksullara sadaka olarak vermesi gerekir (Merğînânî, el-Hidâye, VII,
156).
Satın alınan kurbanlığın ölmesi durumunda ne yapılmalıdır?
Satın alınan kurbanlığın kesilmeden önce
ölmesi hâlinde satın alan kişinin maddi durumuna göre farklı hüküm uygulanır.
Şayet kişi varlıklı ise, başka bir hayvanı kurban olarak keser. Çünkü kendisine
vacip olan kurbanı kesmiş değildir. Fakat yoksulsa yenisini almasına gerek
yoktur. Çünkü yoksula kurban vacip değildir, satın almakla, satın aldığı
hayvanı kesmeyi kendisine vacip kılmıştır. Aldığı hayvan ölünce, vücûbiyet
düşer ve yenisini almak gerekmez (Merğînânî, el-Hidâye, VII, 160; Kâsânî,
Bedâi‘, V, 66).
Kurban kesmek
üzere vekil kılınan kişinin kurbanı kesmediği öğrenilirse ne yapılması gerekir?
Zengin bir kimse bir şahsa para verip “bununla kurbanlık hayvan al ve benim adıma kes.” dese; ancak parayı alan şahıs kurbanlık almayıp parayı harcasa; parayı veren kişi de bu durumu kurban kesim günlerinde öğrenirse yeni bir kurbanlık alıp kesmesi gerekir. Parayı alan kişi de aldığı parayı tazmin eder. Eğer zengin olan kişi bu durumu kurban kesim günleri geçtikten sonra öğrenirse, kendisinin kurban yükümlülüğü düşmez. Bu durumda kurban bedelini fakirlere vermesi gerekir (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, IX, 463-464).
Kurbanlık
olarak satın alınan hayvana, daha sonra başkaları ortak edilebilir mi?
Kurban kesmek isteyen kişiler, büyükbaş
hayvanlara yedi kişiye kadar ortak olabilirler. Böyle bir hayvan, yedi kişiye
kadar ortak olarak satın alınabileceği gibi, alındıktan sonra veya elde bulunan
büyükbaş hayvana yedi kişiyi geçmemek kaydıyla başkaları da ortak edilebilir
(İbn Nüceym, el-Bahr, VIII, 198). Ancak ortak olunan büyükbaş hayvanın her bir
hissesinin, yedide birden az olmaması gerekir (el-Fetâva’l-Hindiyye, V, 376).
Vekâleten
kurban kesen hayır kurumları ve kendilerine ihtiyaç fazlası kurban eti
verilenler, kesilen kurbanların etlerini satabilirler mi?
Bu etleri daha
sonra mislini almak üzere kasaplara verebilirler mi?
Kurban etlerinin, kısmen veya tamamen et
olarak ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması imkânının sağlanamaması hâlinde,
bunların tıpkı sakatatı gibi rayiç bedelle satılarak bedelinin fakirlere
verilmesi caizdir (İbn Nüceym, el-Bahr, VIII, 203).
Buna göre kendisine kurban eti verilen
yoksullar, ellerindeki ihtiyaç fazlası etleri satıp parasını başka
ihtiyaçlarına harcayabilirler.
Aynı şekilde kişi veya hayır kurumları, eksik
veya fazla olmamak ve verdiği ile aynı cinsten olmak kaydıyla ihtiyaç olduğu
zaman mislini geri almak üzere bu etleri kasaplara verebilirler.

Yorumlar
Yorum Gönder
Lütfen eleştiri, yorumlarınızı iletin. Saygılar!